24 Eylül 2017 Pazar

GIRLS GENERATION 1979




Bizi 1979 yılına götüren bir gençlik dizisi. Dizide aile yaşamlarına, arkadaşlıklara ve aşk hikayelerine değiniyor. Reply 1994-1998 serileri gibi bir dizi. Ben eski dönemlerde geçen dizileri izlemeyi çok severim. Arada bazen böyle geçmişe gitmek, o zamanki şartları bilmek, eskide yaşanan arkadaşlıkların, dostlukların, muhabbetin sağlamlığını, gerçekçiliğini, samimiyetini görmek güzel hissettiriyor. Girls Generation 1979'da bu samimiyeti hissedeceğiniz türden. Olaylar liseye giden bir grup kız etrafında  dönüyor. Onların dostlukları yer yer grup kavgaları ve imkansız denilecek aşklarını, komik anlarını sunuyor bizlere. İzlenebilecek sonbahar dizisi olabilir.

23 Eylül 2017 Cumartesi

KAKTÜS




Hayvanları sevdiğim kadar bitkileri de çok seviyorum. Annemin evdeki çiçekleriyle ara ara gider konuşurum, hoş sözler söylerim bazen de ben sularım. Uzun zamandır bir kaktüs almayı istiyordum. Bugün pek sevdiğim bir kişi incelik yapıp bir kaktüs hediye etti bana. Seçmesi biraz zor olsa da minnak bir tane kaptım elime. Çeşit çeşit kaktüsler vardı. Dikensiz olmasına dikkat ettim çünkü çocukluğumda kaktüslerle kötü bir hadise yaşamıştım. Ailemizin yeni üyesini yalnız bırakmak istemiyorum. Yanına başka bir çeşit kaktüs de pek yakışır doğrusu. Ama bir yandan da odamı çiçek bahçesine çevirmekten de korkmuyor değilim. Tek doğru gerçek şu ki; ne bitkilerden ne de hayvanlardan zarar gelmez insanlardan geldiği kadar. Sağlıcakla kalın o halde. :)

21 Eylül 2017 Perşembe

ANAOKULU GÜNLÜKLERİ





Nerden başlasamm. İki gündür resmi olarak işe başladım artık. Akşamları iş çıkışı İstanbul'da çekilmez bir çile olsa da sabahları iple çekiyorum. İnsanın sevdiği mesleği icra etmesi kadar güzel bir şey yok. Bugün size sınıfımdan bir kare göstermek istedim. :) Duvarda yapmış olduğum ve sizlerle de paylaştığım geometrik şekillerimi gördünüz mü? Yavaş yavaş sınıfımda renkli köşeler kendini gösterecek.Kurumun bahçesinde kedi taşıma çantası gördüm. Görünce müdire hanıma bir kedimiz mi var diye soramadan edemedim. Latte isminde bir kedimiz varmış ama geçen haftalarda bir grup kediyle firar etmiş. Ah bu kediler, azıcık nankörler mii.😔

19 Eylül 2017 Salı

KISA BİR EĞİTİM






Bugün çalışacağım kuruma vereceğim eğitim sistemiyle ilgili görüşmeye gittim. Bir nevi kısa bir eğitimden geçtim diyebilirim.  Çalışacağım yer iki dil temelli eğitim veren bir anaokulu. Çocukların türkçelerini geliştirip kendilerini daha iyi ifade etmelerinin yanı sıra ingilizce dersleri de alacaklar. Bu yüzden sabahları çocuklarımı ''Good morning, how are you?'' ile karşılayıp, eve uğurlarken de ''Good bye , see you!'' ile gönderecekmişim. :) Tabii daha birçok keyifli etkinlikler de artısı olacak bunlarla birlikte. İnşallah burada paylaşma fırsatım da olur ilerleyen zamanlarda. Yarın tekrar kuruma gideceğim. Öğrencilerin ve benim alışma sürecimde bir günün nasıl gideceğine bakacağım,değerlendireceğim. Bu aralar hava da o kadar sıcak ki. Sanırım sonbahar  mevsimini yaşamadan kış mevsimine geçiş yapacağız. 

18 Eylül 2017 Pazartesi

THE TUNNEL




Son zamanlarda izlediğim Güney Kore yapımı filmler harika konulara sahipler. Tünel de onlardan biri. Bir araba firmasında çalışan Lee Jung Soo, kızının doğum gününü kutlamak için iş çıkışı evinin yolunu tutar. Yolda seyir halindeyken her şey düşünülür. Güzel bir doğum günü pastası dahi alınır. Yolunun üzerindeki bir tünelden geçmesi gerekir. Ve bu geçeceği tünelde yaşam savaşı vereceğinden de habersizdir. Tünel talihsizlik sonucu çöker ve Lee Jung Soo içeride mahsur kalır. Tünelde bir doğum günü pastası ve iki şişe su ile hayatta kalma mücadelesi vermeye hazır mıdır? Film tek bir mekanda geçiyor,tünel ve çevresinde yaşananlar. Buna rağmen olayların gidiş yönü hiç sıkmadı. Aksiyon, psikolojik ve yer yer gerilim hat safhada oluyor. Lee Jung Soo bu enkazdan kurtulabilecek mi ya da başka kişilerle de karşılaşacak mı? İzleyip görün derim. :)

16 Eylül 2017 Cumartesi

BÜYÜK GÜN




Bugün ilk kez araba kullanacağım. Sürücü kursuna yazılmıştım. Bu hafta dersler başlamıştı ve dün bir gidip bakayım dedim. Motor dersinin sonlarına denk geldim. Motor ne karmakarışık bir şey. Çalışıp üstesinden geleceğim artık bir şekilde. Saatler sonra direksiyon dersi için sürüş alanında olmuş olacağım. Süreceğim arabayı da kursa gittiğimde göstermişlerdi. Çok farklı bir heyecan yaşıyorum. Sanki bisiklete binmeyi öğrenecek çocuklar olur ya hani ona benzer bir şey. Heyecanla birlikte az biraz korku da var tabii. Üstesinden gelirim inşallah ilk araba sürme deneyimimin.

14 Eylül 2017 Perşembe

MİM | ÇOCUKLUĞUNUN FAVORİ FİLMLERİ


Uzun bir aradan sonra yine eğlenceli bir mim daha! Çocukluğuma belki sizi de kendi çocukluğunuza götürecek bir yazı olacak. Açıkçası ortaya ne çıkacak ben de şimdiden merakla bekliyorum. Çocukken televizyonda gösterilen ve büyük bir keyifle bıkmadan tekrar tekrar izlediğim filmler olmuştur. 

Bunların başında ilk olarak Evde Tek Başına serileri geliyor. Televizyonda genellikle yılbaşından önce yayınlanan filmlerden biri. Her yıl kış mevsiminin en soğuk geçtiği zamanlarda bu filmi izlemek pek keyifli oluyordu. Filmi izlemeyeniniz yoktur. Evin en küçük üyesi Kevin ve ailesi tatile gideceklerdir. Ancak küçük Kevin evde unutulur. Peşi sıra maceraları da başlar böylelikle. 


Bebek Firarda. Çocukken izlediğim ve en sevdiklerim arasında olan filmlerden bir tanesi. Filmde çok varlıklı bir ailenin ilk bebeği olan Bink üç fidyeci tarafından kaçırılır. Çok iyi bir komedi filmi. 


Sıklıkla televizyonda gördüğüm çocukluğumun filmlerinden biri de şüphesiz ki Harry Potter. Çocukluğumun popüler filmi olur kendileri. İzlemeyen bilmeyen yoktu.  Hemen hemen herkes o büyülü dünyaya bir defa da olsa gitmek istemiştir. :)




Dadı Dedikse. Komik eğlenceli bol kahkahalı unutulmayan bir film. Bir ailenin iki çocuğuna hem bakıcı hem de koruma olmak için gelen Hulk Hogan, bu iki çocuğun muziplikleri ile karşı karşıya kalacaktır.




12 Eylül 2017 Salı

PEDOFİLİ




Konu çocuk olunca akan sular durur. En son Suriyeli 8 yaşındaki bir çocuk yine sapkın bir pedofilinin kurbanı oldu.  Yetişkinlerin,ebeveynlerin çocuklar konusunda daha bilinçli ve farkındalık sahibi olmaları gerektiğini düşünüyorum. Toplumda bizler gibi yaşam süren çocuklarımızın da bir birey olduğunu unutmamalıyız. Çocuklarımıza ''hayır'' demeyi tehlikeli bir durum sezecekleri vakit de çığlık atmaları bağırmaları gerektiğini öğretmeliyiz. 

Dünya o kadar masum bir yer değil. Bunları da öğretmeliyiz. Ne yazık ki bu böyle...Pedofili vakaları dünyanın her ülkesinde var. Pedofilinin anlamı, yetişkin ya da ergenlik dönemindeki bir kimsenin kendinden yaşça küçük olan çocuklara cinsel anlamda ilgi duyması. Kısaca sapkınlık dedirtecek türden bir şey. Bu insanlar demek istemiyorum bu sapkınlara. Ama içimizde adeta cirit ata ata geziniyorlar. Kimisi isteklerini bastırarak yansıtmadan yaşıyor kimi ise haberlere düşen çocuk ölüm vakalarında gördüğümüz gibi apaçık gözler önüne seriyor. Unutmayalım ki, çocuk istismarlarının büyük bir çoğunluğu 1. dereceden yakın akrabalara mensup kişilerden meydana gelmekte. Sonraki sıraları komşu, arkadaş çevresi diye sıralamak mümkün. Yani çocuğu bir şekilde tanıyan kişilerden meydana geliyor istismar. 


Toplu taşıma araçlarında hep dikkatimi bir şey çeker ve hep de sessiz kalırım bu duruma. Çünkü bir şey demeye hakkım olmadığını da biliyorum ama bilinçli ve farkında olmalıyız diyorum ya engel olamıyorum işte kendime. Toplu taşıma araçlarına çocuklarıyla binen ebeveynlere genellikle yer verilir. Toplum olarak başka insanların çocuklarını sanki süs köpeği ya da yavru kedilermiş gibi onları sevmeye dokunmaya eğilimimiz var. Bu inkar edilecek bir şey değil. Görüyorum. Koca koca adamlar kadınlar başlıyorlar anne kucağında oturan kız/erkek bebeği,çocuğu sevmeye. Mimikleriyle sözleriyle hiç tanımadıkları bir çocuğu sevgi seline tutuyorlar. Bu olayı yurt dışında yapmaya kalkışsanız emin olun hemen o çocuğun ebeveyni sizi polise şikayet eder. Hatta durum pedofiliye kadar gidebilir. Yanlış anlaşılmasın. Ben demiyorum ki her çocuk seven pedofili olacak. Lakin tanımadığın bir anne/babanın çocuğuna nasıl kaş göz yapıp ya da ona dokunup seversin? 
Çocuklar da bir birey. Onlar süs köpeği ya da yavru kedi değiller. Peki istismara nasıl dur diyebiliriz? Öncelikle anne baba çocuğuna onlarla her şeyi paylaşabileceklerine, aralarında herhangi bir sır olmaması gerektiği hakkında telkinlerde bulunacaklar. Çocuk kendi bedenine kimlerin dokunabileceğini kimlerin dokunamayacağını kısaca sınırlarını belirleyeceksiniz. Ona hayır demeyi, yabancı kişilerden şeker,oyuncak vb. şeyleri almaması gerektiğini belki defalarca söylememiz gerekecek. Bu tür pedofili sapkınlıklarına kesin bir çözüm bulunmalı. Artık daha fazla çocuk ölmesin.  

11 Eylül 2017 Pazartesi

BİR GÜNÜM | ÇEKİLİŞ SONUCU BELLİ OLDUU !





Bugün tüm evraklarımı tamamlayıp çalışacağım yere yola koyuldum. Eylül'ün 11'i ve hava sanki Temmuz. O kadar sıcak ki İstanbul. Sonbahar geldi derken biz yaz aylarını yaşıyoruz sanki. Kuruma vardım. Kısa bir selamlaşmanın ardından sohbet edildi. Haftaya bugün iş başı yapacağım inşallah. Bu hafta veya haftaya bir gün eğitim verilebilirmiş öğretmenlere. Vee sınıfımı da görmüş oldum. Sağlıklı,mutlu ve verimli bir yıl geçirmeyi diledim bu yerde. Önümüzdeki günlerde bakalım neler olacak.

Bildiğiniz gibi yakın zamanda ilk çekilişimi yapmıştım blogumda. İlk diyorum çünkü devamını da getirmek istiyorum. İlerleyen zamanlarda ikinci bir çekiliş neden olmasın değil mi? :) Gelelim çekilişi kazanan kişiye. Yorum kısmına yorum bırakıp, belirttiğim şartları yerine getirenleri listeye ekledik erkek kardeşimle. Çekiliş yapan bir siteye isim listesini tek tek geçirdik. Kazanan kişi Ashley Yuka oldu. Kazanan arkadaşımızı tebrik ediyorum. Blogumda mevcut olan gmail adresime bu hafta bitimine kadar ulaşmasını rica ediyorum. :) Aksi halde yedek talihli olarak çıkan Çocuklu Hayat, asıl talihli olacaktır. Sağlıcakla kalın!

10 Eylül 2017 Pazar

SAÇMA SİSTEM




Saat 7.30 civarından beri kız kardeşimin ders seçimleriyle boğuşuyoruz. Yıldız Teknik'in ne kadar zor ulaşılabilen bir öğrenci bilgi sistemi varmış. Bilgisayarımın f5 tuşuna bilmem kaç kere bastım. Bir yandan telefonlarla da sisteme ulaşmaya çalışıyoruz ama nerdee.😂 Tamam oldu şimdi sisteme girdi sonunda demeden dışarı atıp durdu bizi. Israrla f5 tuşumu yenileyip durdum. Sisteme giriyorsunuz bir ders ekleyince bu sefer tekrar sistemden düşüyorsunuz dersi ekleyemeden. Resmen saçmalık. Google'da USİS YTÜ şeklinde arattığımızda bazı popüler sitelere de konu olduğunu görmüş olduk. Gülmeden edemedik yazılanları okuyunca. Twitter deseniz hakeza. Çıldırmış bir sürü insan. Allah yardımcıları olsun Yıldızlıların. Biz hallettik SONUNDA kız kardeşimin ders ekleme işlemini. Darısı isteyenlerin başına.


9 Eylül 2017 Cumartesi

GÜZEL HABERLER





Tatilimin yavaş yavaş son günlerine geliyorum. Çalışacağım yerden bir telefon aldım. Evraklarımı tamamlamamı ve haftaya getirmemi söylediler. Bugün onları tamamlayacağım. Başlamadan evvel de kısa bir eğitim verilecekmiş. Heyecan giderek büyüyor. Öğrencilerimle tanışmama az kaldı. 

İki hafta önce bu günlerde bir çekiliş düzenlemiştim blogumda. Bu çekilişe benden sizlere kocaman bir teşekkür de diyebiliriz. İki hafta geldi geçti, çabucak hem de. Bugün düzenlemiş olduğum çekilişimin son günü. Ve bundan sonrasında ise kazanan kişi belli olmuş olacak. Göndereceğim minik hediyelerim daha çok yurt dışından bana mektup arkadaşlarımdan gelmiş olan parçaları içeriyor. Eğer hala katılmadıysan bu yazımdan çekilişe katılabilirsin. Sağlıklı ve mutlu hafta sonları!

7 Eylül 2017 Perşembe

İSTİLA



Oscar ödüllü aynı zamanda da çok sürükleyici bir film. Amerika'da hızla yayılan bir virüsün meydana getirdiği sonuçları, davranışları ele alıyor. Bir gün yeryüzüne bir uzay mekiği düşer. Bu düşen uzay mekiğinin parçaları çeşitli eyaletlere savrulur. Bu cisimlerin üzerinde tanımlanamayan maddeler tespit edilir. Bilinmeyen maddeye temas edenler uyku esnasında dönüşüm geçirirler. Dönüşüme uğrayanlar duygularını ifade edemezler. Toplum içerisinde adeta birer programlanmış robot gibi davranırlar. 

Bu hadiseler yaşanırken bir gün Psikolog olan Carol'ı kocası arar ve oğlunu görmek onunla vakit geçirmek istediğini söyler. Carol,oğlunu teslim eder. Ancak yaşanacak korkunç olaylardan da bihaberdir. Acaba oğlunu teslim ettiği babası, dönüşüme uğrayanlardan mıdır? Carol ve arkadaşları yaşanan olayların ve insanlardaki değişimlerin farkına varacaklardır. Hem oğlunun peşine düşecektir hem de hayatta kalma mücadelesi verecektir. Sürükleyici,heyecanı yüksek bir korku gerilim filmi.

6 Eylül 2017 Çarşamba

POSTCROSSING | FİLİPİNLER





Filipinler'den çok mu çok güzel bir kartpostal geldi. Kartpostalın üzerine çizilen illustration resim oldukça hoş. Aslında illustration çizimlerine bu aralar merak salmış durumdayım. Geçenlerde girdiğim bir kırtasiyede kendime az kalsın bir çizim defteri alacakken kendimi frenledim. Çünkü iyi bir seviyede çizim yaptığım söylenemez. Belki zamanla kendimi geliştirip bir çizim defteri ve boyalarla girişirim ben de bir şeyler çizmeye. 

Bu kartpostalın üzerindeki taşıt, Filipinler'de göreceğimiz özel bir toplu taşıma aracıymış. Bu denli özel olduğu için de resmediliyormuş kartpostalda olduğu gibi. Yani Filipin kültürünün sembolü olmuş diyebiliriz. Bir de son olarak güzel bir sözle noktalamış yazısını. ''Don't be pushed by your problems. Be led by your dreams'' demiş Ralp Waldo Emerson'ın sözünü ekleyerek. ''Sorunlarınıza itaat etmeyin. Hayalleriniz tarafından yönetilin'' demek oluyor.  Bir kartpostalın ardında kalanlar da böyleydi. :)

5 Eylül 2017 Salı

ÖĞRETMENİME YAZDIĞIM İLK ŞİİR



Okul yaşamınızda unutmadığınız öğretmenleriniz olmuştur. Benim de unutmadığım öğretmenlerimden biri ben henüz daha ilkokul 1. sınıftayken ilkokul öğretmenimdi. İlkokul öğretmenim 1. sınıftan 3. sınıfa kadar öğretmenliğimi yapmıştı. 4. sınıfa geçtiğimde ben,babam kaydımı başka bir okula aldırdı. Yeni okuluma gittiğim de bir de baktık ki ilkokul öğretmenim de bu okulda öğretmenlik yapıyor. Meğerse o da eski okulumdan ayrılmış. Bir tevafuk yaşamıştık. Ben 5.sınıftayken a ve b olmak üzere iki şube vardı okulumuzda. Öğretmenler günü, 24 Kasım çat kapıdaydı. Bu güne sayılı günler kala tüm öğretmenler öğrencilerle işbirliği içerisinde olup bizlerin öğretmenlerimiz için yazacağımız şiirlerin olacağı bir dergi bastıracaklardı. Çok heyecanlıydım ama daha önce hiç şiir yazmamıştım. Bazen kısa hikayeler yazardım günlük tutmamın dışında. Bu yüzden bir ilk olacaktı benim için.



Akşam kağıt kalemimi alıp babama durumu anlattım. Babam çok güzel şiirler yazar. Kitap okumayı çok sever. Kocaman bir kitaplığı vardır. Kalemi şairliğe de yatkındır. Güzel bir şiir olmasını istedim. Çünkü öğretmenler günü hediyem olacaktı benim, bir ömür boyu saklayabileceğim. Babamla şiiri yazdık. Ertesi gün yazılan şiirler toplandı yeniden temiz kağıtlara bizlerin el yazılarıyla geçirildi son düzenlemeler yapıldı ve matbaaya gönderildi. Yazdığımız şiirlerin olduğu şiir kitabı bizlere de verildi. Kafama estikçe açar bakarım şiirlere. Şimdi düşünüyorum. Ben de bir öğretmen oldum. Zaman ne çabuk geçiyor Tuğçe. 

4 Eylül 2017 Pazartesi

BİTİRDİN BENİ YİRMİLİK DİŞ




20'li yaşlarda merhaba diyor yirmilik dişler sanırım. Benim yirmilik dişlerim sessiz sakin az ağrıyla yavaş yavaş çıkmaya başlamışlardı. Ta ki dün bir tanesi baya inatçı çıktı. Böyle bir ağrı insanın günlük hayatını etkiler mi? Valla etkilermiş. Yiyip içmene, gülmene bile engel oluyormuş. Tam da bayram tatiline denk gelen yirmilik diş ağrısı iyice çekilmez oldu benim için. Diş çıkartmak ne kadar zormuş ya. Bebekler de böyle ağrı çekiyorlarmış demek ki. Onların işi daha zor. Acılarını dile bile getiremiyorlar.😔 Dün dişçimi aradım ve tahmin ettiğim gibi telefonum açılmadı. Kapalıydı. Bugün civardaki diğer dişçilere bakacağım. Bu dişten bir an evvel kurtulmak istiyorum. 

3 Eylül 2017 Pazar

5 GÜN SONRA VİZYONDA





Çok merakla ve büyük bir heyecanla beklediğimiz AYLA filmine nihayet sayılı günler kaldı. Türkiye'nin Oscar adayı filmi olma özelliğine de layık seçildi. Güney Kore'deki savaşta yaşananları gözler önüne serecek olan bu filmin hikayesi de gerçek olaylardan esinlenerek yapılıyor. Kore'ye giden ve Gazi olan dedelerimizden biri o zamanlar küçük bir Koreli kızı tek başına savaş alanında bir başına ağlarken bulur ve o günden sonra orada kalacağı süre boyunca hiç yanından ayırmaz. Aralarında bir baba-kız bağı oluşacak kadar birbirlerinden ayrılmak istemezler. Bu filmle hem onurlanacağız hem de ağlayacağız belki de.. 8 Eylül'de vizyona gireceği bilgisi verilmiş. Yanlış bilmiyorsam Güney Kore ile eş zamanlı yayınlanacak film. Oyuncu kadrosu da mükemmel. Ve filmin çekimlerinin bir kısmı Türkiye'de bir kısmı ise Güney Kore'de yapılmış. Baya emek verilmişe benziyor. Ayla filmine son 5 gün...

2 Eylül 2017 Cumartesi

DOĞUM GÜNÜ KARTI YAZIYORUM




Doğum günlerimde arkadaşlarımdan kart almak çok hoşuma gider. Telefondan arayıp ya da bir mesajla kutlamak yerine bir kağıdın satırlarına dökülmüş içten ve iyi dilekleri yazılmış kartı ya da kağıt parçasını saklarım. Çünkü daha önemlidir benim için. Günümüzde herkes bir cep telefonu kullanıyor. Sıradanlaşmış mesajlarla kutlama merasiminden farklı kılıyor bir kart ya da içindekilerini mektup kağıtlarına dökebilmek. Beni bilen arkadaşlarım da doğum günlerimde ya kart gönderirler ya da bir mektup. Mesela çok yakın olduğum ve iletişimi sürdürdüğüm Malezyalı ve Koreli mektup arkadaşlarım da kart gönderirler. 



İki gün sonra,4 Eylül Koreli arkadaşımın doğum günü. Ona bir ay önce kadar bu yazımda hediye gönderdiğimden bahsetmiştim. Hediyem geçen hafta eline ulaşmış. Doğum günü yaklaştığı için de bir kartı süsleyip yazı yazıp göndermeyi düşündüm. Kart yazmanın en zevkli kısmı da bu sanırım,süslemek. 😍 Ben kartı çoktaan gönderdim. O şu an Güney Kore yolcusu. ✈😎

1 Eylül 2017 Cuma

12 DEV ADAM





Siz de benim gibi basketbol maçlarını izlemekten keyif alıyorsanız eğer iyi haberlerim var.😊 Bugün milli takımımızın Avrupa Şampiyonası'ndaki ilk maçı saat 21.00'da gerçekleşecek. İlk başlangıç maçımız Rusya ile oynanacak. Kadroda bazı önemli kişiler yok maalesef bu yıl. Muhammed Ali, diğer adıyla Bobby Dixon olmayacak mesela. En büyük eksikliğimiz bu olacak sanırım. Ama kadromuz çok hevesli,inançlı ve istekli. Bayramın ilk gününde inşallah güzel,bol sayı aldığımız bir maç olur. Çifte mutluluk yaşarız biz de.😇 Bu arada 12 dev adamların tanıtım reklamlarını izlediniz mi? Ceza, çok güzel bir şarkı yapmış. On iki dev on iki dev adam, on ikiden vuran on iki dev adam..Böyle bir şeyler işte.😂

31 Ağustos 2017 Perşembe

SÜLEYMANİYE CAMİİ




Süleymaniye Camii, Mimar Sinan'ın henüz kalfayken inşa etmiş olduğu eseridir. Bu görkemli camiiyi ziyarete gittim. Süleymaniye'ye Eminönü'nden yürüyerek gitmeye karar verdik. Süleymaniye taraflarına vardıkça arnavut taşlarla kaplı dik yokuşlarla karşılaştık. Bana Galata Kulesi gezimi anımsattı bu dik yokuşlar. Hava sıcak olsa da gökyüzü çok güzeldi. Ve görkemli camiiye nihayet vardık.



Kanuni Sultan Süleyman adına yaptırılan bu eser, oldukça ihtişamlı ve güçlü bir görüntüyü barındırıyor.  Yemyeşil ve geniş bir avlusu var. Camiinin bu görkemli ve büyüleyici görüntüsünün yanı sıra içerisine girdiğinizde de aynı duygularla karşılıyor sizi. Mimar Sinan, bu güzel eseri o zamanki imkanlar ve koşullar dahilinde nasıl ortaya çıkartmış demeden alamıyorum kendimi. 


İçerideki motifler,duvar süslemeleri fevkalade. İnsanın baktıkça daha da çok bakası geliyor. Ayrıca camii içerisindeki ses dalgalarının her köşesine eşit olarak yayıldığı kanıtlanmış. Mimar Sinan'ın gizemlerini hala koruyan eserlerinden biri de bu muhteşem yapıtı olan Süleymaniye Camii sanırım.


30 Ağustos 2017 Çarşamba

MISSING 2016




Bu yıl izlediğim en iyi filmler arasına girmiş bulunmakta. Konusu itibariyle psikolojik, dram ve gerilimi içinde barındırıyor. Filmde yer verilen flashbackler çok yerli yerinde olmuş. Hiçbir karmaşa ya da olayların gidiş sırasında bir sıkıntı yaşamadım.

Filmde bir iş kadını olan anne vardır. Kocasından boşanmış ve çocuğu için kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan bir anne. 3 yaşındaki kızı için bir bakıcı arar. Çinli bir bakıcı bu bebeğe bakacaktır. Baştan söyleyeyim. Klasikleşmiş korku filmlerindeki bakıcı hikayelerinden tamamen farklı bir film olmuş. Oyuncuların rollerine tamamen bürünmesi, üstlendikleri rollerin hakkını vermeleri de filmi izlenir kılmış. Anne, çok yoğun bir iş hayatı içerisindedir ve kızının velayet davası ile ilgili de mücadele vermektedir. Bir akşam eve gelir, bakıcısı ile kızının evde olmadığını fark eder. Bir şeylerin ters gittiğini anlar. Dışarıda çevrede aramaya çıkar. Telefonlara cevap vermeyen bakıcının telefonu kapanır. Anne iyice korkuya düşer. Bir annenin çaresizliğini,mücadelesini,göz yaşlarını görüyoruz bu filmde. 



Bakıcının da çok üzüntülü ve sancılı bir geçmişi vardır. Flashbacklerde bunu sıkça göreceksiniz. Ben filmin ne ara bittiğini bile anlamadım. O kadar akıcı bir filmdi. 

29 Ağustos 2017 Salı

BİR MAGNET BİR KARTPOSTAL




Bu ikiliyi birbirinden ayırmak istemedim ve aynı karede fotoğrafladım. Mısır, gitmeyi istediğim ülkelerden bir tanesi. Çocukluğumdan beri piramitler,mumyalar ve arkeolog çalışmaları hep ilgimi çekmiştir. Hatta bir ara arkeolog olmayı bile düşünüyordum. Böyle bir hevesim de vardı işte.😇 Belki ileride hobi olarak arkeolog çalışmalarına gönüllü katılırım.

Paylaşmak istediğim kartpostal Kahire görünümlü ama bana Çin'den geldi. Kartpostallaştığım süre zarfında o kadar çook aramıştım ki bir Mısırlı kartpostallaşan birini.. Nihayet Mısırlı bir kız ile karşılaşmıştım ama teklifime yanıt bile alamadım. Sonra ümidi kestim ben de. Bir gün instagramda gezinirken karşıma bu kartpostal çıktı. Ama yine bir Çinli arkadaştı bu karşılaştığım kişi. Hiç aldırış etmedim ve bu mısır piramitli kartpostalı elde etmek için mesaj attım. Sonunda çok istediğim kartpostal elime ulaştı, Mısır'dan gelmemiş olsa bile.

Magnet de, biliyorsunuz kız kardeşimin ufak bir koleksiyonu var bununla ilgili. İçlerinden biri de Mısır'dan gelmiş olan bu magnet. Çok ilgi çekici değil mii?😳 Hemen kaptım bu magneti tabi kii. Benim oldu. 😃 

28 Ağustos 2017 Pazartesi

KİTAP ALIŞVERİŞİ

Gelmesini büyük bir merakla beklediğim kitaplarım nihayet elime ulaştılar. Bu kitapları daha henüz tanışmadığım minik öğrencilerime okumak için aldım. Blogumda onlar için ufak çaplı hazırlıklara başladığımı görüyorsunuz ve güzel yorumlar yapıyorsunuz. Daha da motive oluyorum ve daha fazlası için çaba gösteriyorum.

Çok cici kitaplar seçtim. Çocuk kitaplarını çok severek okuduğumuz Feridun Oral'ın öykülerini aldım. Yazdığı kitaplardaki kahramanlara kendi resimleri ve renkleriyle hayat veriyor. Bu da kitaplarını daha cazip kılıyor doğrusu. Kitaplarındaki hikayelerde yardımlaşma,arkadaşlık,dayanışma gibi olumlu davranışların öğrenilmesi ve pekiştirilmesi üzerine vurgu yapıyor. Yani kitaplardan bir ders çıkartabiliyorsunuz. Bu yüzden bu yönünü takdir ediyorum yazarın.




Kırmızı çizgi kitabı biraz daha 4,5-5 yaş civarı okunabilecek bir öykü. Kitabı sepete eklemeden evvel yorumlardaki övgüler cezbetti beni. Ben de merakımı gidermek adına bir alıp bakayım içeriğine dedim. Okuduktan sonra yazılan övgüleri hak ettiğini anladım. İçerik biraz sınırlarımızı belirlemek ile ilgili. Çocuğa hangi konularda hayır demeyi öğretmemiz, anneleri ve babalarıyla her şeyi açıklıkla paylaşabileceklerini kısaca çocuk istismarına karşı çocuklarımızı bilinçlendirmek için farkındalık oluşturan bir kitap. Ben çizimleri de çok beğendim. Hikayeleştirerek anlatım da gayet yerli yerinde olmuş.

Son olarak Nokta kitabı da çocukta yaratıcılığı geliştirme adına yazılmış. Her çocuğun birbirinden farklı olduğunu bize anlatmış. Güzel sonuçlar çıkartılabilecek bir kitap. Ben kitapların hepsini okudumm şimdiden. :)

26 Ağustos 2017 Cumartesi

BİRPEMBESEVER İLE ÇEKİLİŞ





Yazmayı epeydir aklımdan geçirdiğim bir yazı ile buradayım. Blogumda çekiliş yapma düşüncesi fikirlerim arasında olan bir şeydi. Ama nedense bir türlü girişimde bulunup yazmaya cesaret edemedim. Sonunda en sevdiğim yere, bloguma, sizler için seçtiğim minik hediyelerimle çıktım geldimm. Bu yıl itibari ile istikrarlı bir şekilde bloguma girmeyi ve sizlerle bir şeyler paylaşmayı sürdürdüm. Mutluluğuma, üzüntüme,sevimcime daha nicelerine ortak oldunuz benimle. Burada paylaştıklarımla her gün bir yeni kişiye bile ulaşabilmenin, yazdığım bir yazı ile aynı ortak duyguları yaşayabilmenin güzel hissini yaşattınız bana. Aslında bu çekilişi benden size kocaman bir teşekkür olarak da düşünebilirsiniz. Benimle birlikte bu blogda duygularıma ortak olup yol aldığınız için gönülden teşekkür ederim her birinize.

Sizler için seçtiğim minik hediyelerim ise; 
🌸Kırtasiye ürünlerini ben çok sevdiğim için, sevdiğim ve elimde bulunanları sizlerle paylaşmak istedim. (Defterler-origami kağıtları)
🌸Kartpostallaşmak da hobilerim arasında olduğundan sizler için Güney Kore ve Japonya'dan gelmiş olan kartpostallarımı çekilişe ekledim. 
🌸Dahası da var. 😇 Farklı tatlar tatmanız için Endonezya ve Güney Kore'den gelmiş olan kahve ve bitki çayları.
🌸Benim gibi gezmeyi sevenlere İstanbul gezilerimden arda  kalan broşürler. 
🌸Sürpriz magnet
🌸Japonya ve Güney Kore'den gelen minik notepad kağıtlar.

Çekilişe katılmak için yapmanız gereken sadece 3 tanecik şartım var.😊
🍀Bu yazımı sosyal medya hesaplarınızdan bir tanesinde paylaşmanız (Facebook/twitter/google)
🍀 Blogumu takibe almanız
🍀 Yorum kısmına katıldığınızı belirtmeniz. 





Çekiliş süresi 15 gün. Bol şans herkese!🌸

***SONA ERDİ.***


24 Ağustos 2017 Perşembe

UÇURTMA AVCISI




Kitapta geçen olaylar, Kabil'de yaşayan farklı ailelere ve yaşam tarzlarına sahip iki çocuk: Emir ve Hasan üzerinden bizlere sunuluyor. Yazarın anlatımı kitabın baş kahramanı olan Emir ile sürdürülüyor. Ben bu kitabı okudukça olayların içerisinde kendimi bulduğumu söyleyebilirim. 

Emir, zengin bir babanın tek evladıdır. Annesi onu doğururken ölür ve kendini bu yüzden hep suçlu hisseder babasına karşı. Babası ve Emir arasında normal bir baba-oğul ilişkisi yoktur. Birbirlerine karşı sevgilerini ifade edemezler. Haliyle iletişimleri de çok uzun soluklu olamaz. Hasan da Emir'in en yakın arkadaşı,süt kardeşi,Emir'in babasına hizmetkarlığını yapan adamın oğludur. Yaşam tarzları birbirinden farklı olan bu iki çocuğun yaşadıkları kimi zaman sizi güldürecek kimi zamansa sizi şaşırtıp öfkeyle bile doldurabilecek içinizi. Aslında kitapta hakiki dostluğun nasıl olması gerektiği üzerinde durup kendinize bir pay çıkartabiliyorsunuz. 
Bu kitap dostluğu,ihaneti,sadakati,saklanan yalanları ve Kabil'in Sovyet Rusya tarafından işgali esnasında bu iki ailenin yaşadıklarını gösteriyor. En ağır verici şeyse yazarın, Emir'in çocukken süt kardeşi Hasan'a yaptığı acı ihaneti bizlere sunmuş olması sanırım.. Bu ihanetten sonra her şey farklılaşacak ve bu iki ailenin yolları ayrılacak.

23 Ağustos 2017 Çarşamba

HAZIRLIKLAR BAŞLADI..



Bugün instagramda okulöncesi öğretmenlerini yokladım. Sınıflarında kullandıkları materyallerden hoşuma gidenleri not alarak kolları sıvayıp malzemeleri gün yüzüne çıkartıp kare-dikdörtgen-daire ve üçgen yapmaya giriştim. Yapmaya başlayınca öyle göründüğü kadar hiiç kolay olmadığını anladım.


Saat yaklaşık 12.00'dan beri uzun uğraşlar sonucunda geometrik şekillerimin üçünü tamamladım. Önce şekilleri çizdim sonra kestim. Ardından koli bantıyla daha uzun ömürlü ve dayanıklı olmaları için arkalı önlü bantladım. Dikdörtgeni, koli bantımın bitmesiyle tamamlayamadım henüz. İşte ortaya bu görüntü çıktı. Bundan sonra ara sıra böyle okulöncesi etkinlikleri burada göreceksiniz. :) Şimdi arda kalan dağınıklığı toparlamam gerek benim. 😂


21 Ağustos 2017 Pazartesi

BALTA LİMANI JAPON BAHÇESİ


Japonya hakkında küçük bir koru olduğunu duyduk. İstanbul'da yaşayıp da Japon Bahçesi'ni görmedik demeyelim dedik ve hemen yola koyulduk bu güzel koruyu yakından görebilmek için. :)




Japon Bahçesi olarak anılan bu yer, Avrupa Yakası'nda kalıyor. Ulaşım kolaylıkla sağlanıyor buraya. Balta Limanı durağında inerek az bir mesafe yürüyüp yol üzerinde yer alan bu küçük koruya ulaşıyorsunuz. Bu yerin yapılma nedeninden bahsedeyim biraz. Türkiye - Japonya arasındaki dostluk simgesi olan bu yer Japonya'dan özel olarak itina ile getirtilmiş olan kiraz çiçekleri yani Sakuraları içerisinde barındırıyor.  Ayrıca Japonya'da da İstanbul hatırası olarak bir koru yaptırılmış.




Japon Bahçesi'nin giriş kısmı böyle. Gitmek isteyenlere, girişte hiçbir ücret alınmıyor. İçeride çöplerinizi bırakmamak kaydıyla yiyecek içecek de getirebiliyorsunuz. İçerisi diğer korulara göre daha sakin ve sessiz. Alan öyle çok büyük bir yer değil. Gezip biraz oturup,resimler çekinip çıkmalık bir koru.




Sakura çiçeklerini Japon ya da Kore dizilerinde görmüşsünüzdür. Rüzgar estiğinde dallarda bulunan kiraz çiçekleri serpilirler üzerinize. Yalnız Japonya'dan getirtilen bu kiraz çiçekleri biraz farklı. Bu çiçekler meyve vermiyor ve kokmuyorlar. Pembe pembe görüntüleriyle beni büyülemeye yettiler. :)




Son olarak bir Japon evi yapmışlar. Bu evde Japon çay festivali yapılıyormuş. Ama yılın sadece bir gününde. Kapılar, pencereler aynı o dizilerde ya da animelerde gördüğümüz gibiydi. Evin içerisi de gözüküyordu. Meraktan şöyle bir baktık camlardan içeriye. :)



Birgün bu güzel pembe sakura çiçekleriyle dolu koruya yolunuz düşerse her köşesinde fotoğraf çekinip anı biriktirmeyi unutmayın. 





20 Ağustos 2017 Pazar

MERHABA YEŞİL ŞEHİR







Dün İstanbul'a veda ettim. Kısa bir süreliğine Bursa'dayım. Bayram öncesi küçük bir Bursa kaçamağı da diyebilirim buna. Bursa serin bir havayla karşıladı. Gökyüzü kapalıydı dün. Anneannemlere az kaldıkça, Uludağ'ın bulutlarla kaplı etekleri görülmeye değerdi. 




Anneanne ve dede evine nihayet vardım. Hasret giderdikten sonra bahçede ufak bir gezintiye çıktım. Yaz aylarından birinde illa ki Bursa'ya giderdik. Bu yüzden çocukluğumun bir kısmı bu bahçede geçerdi. En çok oyunlar oynamayı severdim burada. Mutfak takımlarım vardı. Küçük tencerem,tavam,fincanlarım,kaşık çatallarım. Bahçede bir de Uludağ'ın pınarlarından gelen ve şırıl şırıl akan bir tulumba vardı. Su,toprak ve otlardan yemek yapar, haylice keyif alırdık bunlardan. Çevre evlerden de arkadaşlar edinmiştim. Küçüklük halleri hayal meyal gözümde canlandı. Acaba şimdi nasıl görünüyorlardır diye geçirdim içimden.

Çocukluğuma götüren bu bahçede düşüncelere dalmışken ben teyzemin kızının ''Tuğçe Ablaa gel meyve yiyelim'' sesine kulak kabarttım ve bahçede meyve toplarken buldum kendimi. Dedem eskiden nasılsa hala öyledir. İtinayla bakar bahçesine. Her yerde emeğini görmek mümkün. Ağaçlarına, meyve-sebzelerine hep özenle bakar. Bu kareler de benim dünümden. Birkaç anı olarak burada sizinle paylaşmak istediklerimden. 






18 Ağustos 2017 Cuma

YENİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILINA HAZIRLIKLAR



Bu yıl yeni eğitim öğretim alanında ilk kez öğretmenlik deneyimimi yaşayacağım. Daha öncesinde yalnızca staj yaptığım için bu sefer sınıfın yönetimi, kontrolü,düzeni sadece benim elimde olacak. O yüzden ufak çaplı araştırmalar yaptım forum sitelerinden. Öğretmen olanların deneyimlerini, tavsiyelerini okudum.  Anaokulu olunca küçük yaş grubu öğrencilerle birlikte olacağım. Hem çok dikkatli ve sabırlı aynı zamanda da kararlı ve istikrarlı olmam gerekecek. Ama dünden beni bir heyecan sardı durdu. İlk günüme az kaldıkça ben düşüncelerle dolup taştım. Tatlı bir heyecan var içimde. Tabiri caizse içim kıpır kıpır. Minik öğrencilerimi şimdiden çok merak ediyorum. Onlar için anaokulu yeni bir dünya gibi gözüküyor olsa da benim için de yeni bir deneyimin ilk basamağı olacak. Aslında öğrencilerimle aynı duyguları paylaşıyor olacağız. 

Eğitim hayatımda öğrendiklerimin yanı sıra bunlarla kalmayıp, yeni şeyler öğrenmeye başladım öğrencilerim için şimdiden. Bir şarkı-oyun defteri hazırlamaya giriştim. Böyle şeyler 3-6 yaş gurubunda bulunan çocukların çok hoşuna gider. Bir elinize de parmak kuklası aldınız mı tamam. Değmeyin keyiflerine. Bayılırlar, kıkır kıkır gülerler siz şarkıyı seslendirdiğinizde. :) İnşallah güzel geçer her şey. Ben defterime yeni şarkı oyunlar yazmaya devam edeyim. Şimdiden mutluluklarla dolu bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle!


17 Ağustos 2017 Perşembe

ÜLKE ÜLKE PULLAR #6 ÇİN



Epeydir yazmıyorum pul koleksiyonum hakkında. Aslında benimkisi koleksiyon dışında mektuplaşmamla birlikte elde ettiğim pullar bunlar. Sırf koleksiyon yapayım ya da pul biriktireyim diye mektuplaşmadım insanlarla. Hobimin mektuplaşmak olması, istemsizce pul koleksiyonumun oluşmasını da meydana getirdi diyebilirim.



Bugün göstermek istediğim pullar Çin'den. Nüfusunun fazla olmasından mıdır yoksa oradaki insanların mektuplaşmaya ya da kartpostal göndermeye ilgili olmasından mıdır bilmem ama mektup arkadaşı aradığım zamanlarda karşıma çıkan 5 kişiden 3'ü Çinliydi. Ben farklı ülkelerden kartpostal edinmek istesem de karşıma illa bir Çinli arkadaş çıkardı. İlk zamanlarda onları kıramayıp kartpostallaşırdım ama sonralarda farklı ülkelerden kartpostal edinme isteğimi göz önünde bulundurarak karşıma çıkan Çinlilere kartpostallaşma tekliflerine hayır deyip geri çevirmeye başlamıştım. Zira elimdeki kartpostallar, kartpostal koleksiyonu yerine sadece Çin koleksiyonu olacaktı. 😂

Bu pullar, mektup zarflarının ya da paketlerinin üzerinden çıkarttıklarım.Kartpostalların üzerine yapıştırılan pullara dokunmuyorum. Çünkü kartpostala ait görüyorum o pulları. Zaten bir kartpostal, üzerine yapıştırılan pul ve arkasına yazılan yazısıyla bir bütün olmuyor mu sizce de?

16 Ağustos 2017 Çarşamba

D VİTAMİNİ






Bugün yağmurlu bir sabaha merhaba dedi İstanbul. Kız kardeşimle saat 10.00'dan önce sağlık ocağına kan tahlili yaptırmaya gidecektik. Evden çıkmadan evvel biraz yağmurun dinmesini bekledik. Tam dindi dedik çıktık ve yağmurdan kaçarken doluya yakalandık. Yarı açık yarı kapalı bir telefon kulübesinin içinde yağmurun dinmesini bekledik. 

Bizim aile hekimimiz çok hızlı konuşur. Bazen bazı kelimelerini anlayamam ya da kaçırırım bu yüzden. İkinci kez sorduğumda kendimi kötü hissederim. Çok hızlı konuşan insanlar karşısında bütün konsantremi verip, alıcılarımı açıyorum. Ama yine de anlamadığım kelimeler oluyor hızlı konuştukları için. Kan tahlili yaptırmak istediğimizi söyledik ve ben d vitamini testi yapıp yapmadıklarını sordum. Doktor, yapıyoruz ama diyerek başladı hızlı cümleleri sıralamaya. Şu ana kadar kime yaptıysam d vitamini hep düşük çıktı. Sonunda kendime de yaptım bir d vitamini testi, benimki de düşük çıktı anlamadım gitti dedi. Sanırım millet olarak d vitaminimiz epey düşük. Sonuç olarak yaptıramadım d vitamini testini. Kan tahlillerimizin sonuçları yarın çıkacak. Bakacağız sonuçlara.

15 Ağustos 2017 Salı

MİNİATÜRK MÜZESİ



Miniatürk, İstanbul'u ziyarette bulunanların kesinlikle gitmesi gereken bir yer. Ülkemizde yer alan illerde bulunan birçok eserlerin minyatürleri bu alanda bizler için bir araya getirilmiş. Minyatür eserleri gördükçe oraya gitmiş kadar olamasak da bizlere o hissi az da olsa yaşatmışlar bu alanda. Batısından doğusuna, kuzeyinden güneyine kadar farklı farklı eserleri bir arada toplamışlar. Gezmekten çok keyif aldığım yerlerden biri burası. Ayrıca müzenin içerisinde hediyelik eşya dükkanları, Kristal Müze, Kurtuluş Savaşı'nı temsil eden minyatür maketler ve Atatürk Köşesi var. Giriş ücretleri de diğer müzelere göre daha makul fiyatlarda. Tam bilet fiyatları 7,5 TL, öğrenci iseniz sadece 3 TL. Şimdi, benim objektifime takılan resimleri sizlerle paylaşacağım. Keyifli okumalar! :)



Kız Kulesi, 1719'da Nevşehirli İbrahim Paşa tarafından İstanbul'da Marmara Denizi'nin üzerine yaptırılan taş kuledir. Tarih boyunca Kız Kulesi hakkında çeşitli rivayetler ve hikayeler dönüp durmaktadır. Bir gün bu konuya ayrı değinmek istiyorum. :)



Gitmeyi en çok istediğim yerlerden biri. Nevşehir'de bulunan Peri Bacaları. Eşine ender rastlanan Nevşehir'deki doğal oluşum, dünyada Kapadokya, Türkiye'de ise görüntüsünden ötürü Peribacaları adıyla anılır. İçleri Bizans döneminde Roma işkencelerinden kaçan Hristiyan papazları tarafından oyularak birkaç katlı kilise ve manastır haline getirilmiştir.



Çırağan Sarayı, 1872 yılında Sultan Abdulaziz tarafından yaptırılıyor. Bugün İstanbul'un en önemli otelleri arasında yer almakta.



Galata Kulesi, gittiğim yerlerden biri. Bununla ilgili burada yazı paylaşmıştım. 1348 yılına ait bir kule. 16 katlı, yüksekliği ise 62 metre. Kuleye çıkışta tabi ki asansörle sağlanıyor. Çıktığınızda sizi İstanbul manzarası karşılıyor. Görülmeye değer.



Sultan Ahmet Meydanı'nda yer alan çeşmenin adı, Üçüncü Ahmet Çeşmesi. Sadrazam Damat Ali Paşa tarafından  yaptırılıyor. Ayrıca bu eser Lale Devri'ni yansıtan eserlerden bir tanesi. Topkapı Sarayı'na girmeden evvel görebilirsiniz.








 

BİRPEMBESEVER