31 Aralık 2017 Pazar

A KOREAN ODYSSEY




Oyuncularına aldanıp sadece birinci bölümünü izleyip bıraktığım bir dizi oldu kendisi. Dizinin türü fantastik mistik olaylar içeriyor. Bol bol melek şeytan karakterler var. Gerçeklikle bağdaştırılabilir bir tarafı yok dizinin. 

Aslında bu tür dizilere şans verip izlediklerim arasında beğendiklerim de olmuyor değil. Ama nedense bu aralar bu tarz diziler pek ilgimi çekmiyor. Daha gerçek hayata yakın bulduğum dizileri takip edesim geliyor. Yine de merak edenlere dizinin konusunu özet geçmek istedim. İzleyip izlememek sana kalmış.

Dizideki kadın karakter çocukluğundan beri ölmüş insanların ruhlarını görür. Onlar tarafından rahatsız edilir. Çevresindeki insanlar da bu kızı uğursuz olarak nitelendirir. Birgün yolu bir adamla kesişir. Bu adam küçük kızdan bir istekte bulunur. Eğer talep ettiği şeyi alıp ona teslim ederse sonsuza kadar ruhların onu rahatsız etmeyeceğini söyler. Küçük kız karşısına çıkan tuhaf adamın istediği cismi almak için belirtilen yere doğru yol alır. Farklı bir evle karşılaşır. Bu evde de geçmişte cezalandırılmış ve buraya tutsak edilmiş bir şeytan hapsedilmiştir. Küçük kız şeytanla anlaşma yapar. Anlaşmasında, küçük kızın başı ne zaman derde girerse bu kişinin adını seslendiğinde yanında olacağına yemin eder. Ama şeytan bu kızı kullanır ve esareti son bulur. Küçük kız bu kişi tarafından kandırılır. Yıllar sonra kız büyür. Ve bu şeytanla yolları kesişir. Biraz fantastik biraz romantik bir dizi.

30 Aralık 2017 Cumartesi

YENİ BİR BAŞLANGIÇ




2017 yılının özellikle son ayları benim için çok güzel geçmedi. 
Bekledim, sabrettim, dua ettim.
Bana da bir yeşil ışığın yanacağı güne inandım hep.

Elbette ki kimi zaman yıldığım, yorulduğum günler oldu.
 Çok kötü hissettiğim zamanlar da bile dua etmeyi bırakmadım.
Hep inandım. Hayatta iyi insanların da olduğuna. İnandırdım kendimi buna. Ve beklemeye koyuldum. Sessizce, usul usul yavaşça kabuğuma çekildim. Belki kimi zaman burada sizlere de yansıtmış olabilirim bu duygularımı. Açıkça ima etmesem de kiminiz anladı durgunluğumu, yazdıklarımla.



Şimdi güzel haberleri açıklama kısmı.
Hafta başı Cv bıraktığım bir Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinden telefon aldım. Görüşme için çağrıldım. Ve işe başladım. Önceki iş yeri tecrübemde yaşadığım şartlar ve kaba insanlarla karşılaşma korkusu elbette ki vardı bende. 
 Ama bu hafta bir sürü iyi insan tanıdım. Sabretmemin mükafatını alıyor gibiyim. Staj yaparken benden sorumlu olan Hocamız da oradaydı. En çok onunla karşılaşıp sarılmak mutlu etti beni. Herkes çok yardımcı oluyor. Ve her şey yolunda. Çok şükür. 

Bende değişen hiçbir şey yok. Yine öğretmenim. Özel çocukların öğretmeniyim. Çok şanslıyım onlarla olduğum için. Allah isteyen herkese mutlu huzurlu olduğu bir iş ortamı nasip etsin. 
Sağlıcakla kal!

29 Aralık 2017 Cuma

RUHLARIN KAÇIŞI



Hayao Miyazaki'nin en çok izlenen animasyon filmlerinden biri de Ruhların Kaçışı. İzleme listemde yer alan bir filmdi. Nihayet izleyebildim.

Chihiro ve ailesi yaşadıkları yerden başka bir bölgeye taşınıyorlar. Yolculuk esnasında bir tünel görürler ve araçları bu tünelden geçemez. Araçtan inip tünelden yürüyerek yeni evlerinin yolunu tutarlar. Yalnız tünelin sonunda Chihiro ve ailesini büyülü bir yer karşılar. Chihiro'nun annesi ve babası bu büyülü bir o kadar da gizemli olan yerde kendilerini kaybederler. Chihiro bilmediği yerde bir başına kalır. Bu farklı dünyada ailesini bulup kurtarma düşüncesindedir. Bu serüvende peşi sıra maceralar da kızımızın peşini bırakmaz.

Ben hep diyorum, '' Miyazaki'nin hayal gücünden istiyorum! '' diye. Bu filmde de Miyazaki, hayal gücünü konuşturmuş.

28 Aralık 2017 Perşembe

HAYAT YENİDEN



Geçenlerde televizyon kanallarında gezinirken bir programa denk geldim. Ntv'de yayınlanan bu program gerçek insanların gerçek yaşam öykülerinden esinlenerek ekranlara veriliyor. Benim denk geldiğim esnada Mila bebeğin yaşam öyküsü ekrandaydı. 

Ukrayna'da yaşayan ve Ukraynalı ailenin kızı olan Mila bebek, doğuştan duyma engeline sahip bir çocuk. Ailesi, kızlarının seslere tepki vermemesiyle bunun farkına varıyor ve  doktora gidiyorlar. Ukrayna'da yapılacak ameliyat masrafları maddi yönden pahalı olunca aile, tavsiye ve araştırmalar sonucunda Türkiye'ye geliyor. Mila duyamıyor olsa da etrafına gülücükler saçan bir kız çocuğu. Türkiye'de yapılan ameliyat sonrasında birkaç gün sonra Mila bebeğe duyması için son cihazlar takılıyor. Ve bunun sonucunda seslere karşı ilk tepkileri görülmeye değerdi.

 Mila bebeği gördükçe hayata neresinden bakarsam bakayım çok şükredecek şeyin olduğunu fark ettim. Her gün bolca şükredelim, her nefes için.

27 Aralık 2017 Çarşamba

ORİGAMİ



Ortaokuldayken her dönem her dersten performans ödevlerimiz olurdu. Bu performans ödevleri ağırlıklı olarak maketten ya da el emeği göz nuru denilecek türdendi. Kendi performans ödevlerimi çok net hatırlamasam da kardeşlerimin performans ödevlerinde tüm ev ahalisi seferberlik ilan ederdi.

O ödevi hepimiz yapardık. Çünkü bize dayatılan eğitim sisteminde öğretmenlerin bazı kısmının beklentisi çok çok yüksek olurdu. Hep en iyisi en güzeli istenirdi. Hal böyle olunca çocuklar da ailelerinden her türlü desteği alır. 



Net hatırlamamakla birlikte 6 ya 7. sınıftayken ben matematikten proje ödevi almıştım. Bu proje notu herkes için baya bir önem taşırdı. Matematik öğretmenim de benden 25 ya da 30 tane değişik çeşitlerde origami yapıp bunu yapılışlarıyla dosyalamamı istemişti. Anneme ödevimi anlattığımda bana bir kağıt alıp onu katlaya katlaya değişik şekiller elde ede bir yandan da yaptığı şekilleri bir öyküde anlatmıştı. Ertesi gün tüm sınıfa derste elime bir kağıt alıp hikayeyi anlata anlata origami yaptırmıştım. 

Günler haftalar geçti ve annem sayesinde bir sürü farklı origami yapmış oldum proje ödevim için. Bir güzel de dosyaya dizdim. Öğretmenime teslim ettim ve sonucunda da 100 almıştım. Ödevimi geri almak istediğimde ise vermemişti.😔

26 Aralık 2017 Salı

BU KEZ ANNE DİZİSİ KORELİLERDEN




Dizinin orjinal versiyonu Japonlara ait olan Mother dizisini tesadüfen fark edip izlemiştim. Konusu çok dikkatimi çekmişti. ( BU YAZIMDAN BAKABİLİRSİN. ) Küçük bir kız çocuğunun öz annesi tarafından suistimal edildiğine dikkat çeken dizide, bir öğretmenin suistimale uğrayan bu küçük kıza sahiplenişini, hatta ona öz annesinden de öte annelik duygusuyla annelik yapacağına şahit oluyorsunuz.

Dizi, güzel mesajlar vermekle birlikte izleyenleri duygusal anlamda derinden etkilemekte. Bu diziyi izlerken ben, bizlerin de senaryoyu satın alıp uyarlanacağını öğrendim. Uyarlanan Türk dizisi Anne, ilk bölümlerde birebir aynı gitse de senaryo uzatıldıkça biraz sıkmıştı beni ve ben de izlemeyi bırakmıştım.

Dikkat çeken bu dizinin bir de Kore versiyonu çıkacakmış. Çook merakla bekliyorum bu diziyi. Oyuncular da belirlenmiş. 24 Ocak 2018'de ilk bölüm Tvn'de yayınlanacak. Tvn dizileri hep güzel olur zaten. Eminim bu diziyi de hakkını vererek uyarlayacaklardır.

25 Aralık 2017 Pazartesi

MARTILARDAN SELAM GETİRDİM



Güzel havayı fırsat bilip Eminönü-Sirkeci taraflarına gidip gezelim dedik. Hazır bu taraflara gitmişken de mektup arkadaşlarıma küçük hediyeler aldım. Kalabalık olmasına rağmen baya seviyorum buraları.

Eminönü sokaklarında başınızı çevirdiğiniz her yer tarih kokuyor resmen. Eminönü, her şeyi rahatlıkla uygun fiyata bulabileceğiniz yerlerden biri oluyor. Hobi malzemeleri, mutfak ve pasta malzemeleri, sokağın her iki yanında sizlere eşlik eden lokumcular, renk renk göz alıcı magnetler... 


Kahve kokusu eşliğinde geziyorsunuz bu sokakları. Tabii kahve demişken, meşhur pide kuyruğunu andıran insanların oluşturduğu sıraları da unutmamak gerek.



Kartpostalcıma uğradım. Sanırım bu yılki kartpostal stoğumu yapmış oldum. Sonra eminönü sokaklarına doğru yol aldık. Gezerken de bol bol resim çektim. Yol üzerindeki bir çiçekçiden mektup arkadaşım Sang A için lale soğanları aldım. Çünkü bir sonraki mektuplaşmamızda çiçek tohumu göndereceğimi söylemiştim. Onun da kaktüsleri var. Benimkine kıyasla kocaman bir kaktüs koleksiyonu denilebilir.🙈



Bugün sana, İstanbul'dan martılarla selam getirdim. 

21 Aralık 2017 Perşembe

BUGÜN




Bayadır alışveriş yapmıyordum. Öyle böyle değil. Gerçekten çok uzun zamandır kendime kıyafet almıyordum. Bugünün planında okuluma gidip diplomamı almak vardı. Hazır dışarı çıkmışken de birkaç mağazanın internet sitesinden bazı parçalar beğenmiştim ve onlara da bakayım dedim.

Mağazalara gittim ama beğendiklerimi bulamadım. Zaten ben alışverişe çıkmışsam beğendiklerimi ya da istediklerimi öyle hemen bulamıyorum. Hiç ummadığım anda çıkıverir illa karşıma. 😒

Ben de okulun yolunu tuttum. Diplomamı aldım. Ardından eve dönmek için yeni yapılan metroya bindim. Sandığımdan çok kalabalıktı. Eve yine de erken geldim(Tabii bir saate gelmiş olsam da önceye göre erken). Bu metro, ben üniversitede okuyorken olsaydı daha bir güzel olurdu. 

20 Aralık 2017 Çarşamba

JUST BETWEEN LOVERS



Aralık ayında çıkan yeni dizilerden biri Just Between Lovers.
Böyle bir diziyi uzun zamandır bekliyordum doğrusu. Çünkü bayadır ya hukuk üzerine ya da fantastik ağırlıklı diziler vardı meydanda. 

İlk bölümüyle benden artı puan aldı. Çünkü konusu ve oyuncuların rollerine bürünmesi çok gerçekçi. Aynı zamanda da gerçek hayatla bağdaştırılabilir bir dizi. Başroldeki kadın ve erkek oyuncunun bazı ortak noktaları vardır. İkisi de çalışarak ardındaki ailelerini geçindirmekle yükümlüdürler. 

 Her ikisi de çocukken geçmişlerinde bir alışveriş merkezinde tesadüfen bulunurlar. Ve bu alışveriş merkezi talihsizlik sonucu çöker. Göçük altında kalan erkek çocuk babasını bu kaza sonucu kaybeder. Kadın başrol de bu kaza sonucu kız kardeşini kaybeder.

Belli bir zaman geçer ve her ikisinin hayatı ve yaşadıkları zorluklar gösterilir izleyenlere.

  

19 Aralık 2017 Salı

KİMİ NO NA WA | YOUR NAME




Your Name, diğer adıyla Kimi No Na Wa dünya çapında en çok izlenen Japon animesi olma hakkını elden etmiş. Filmi izledikten sonra gerek konusu gerek ses efektleri ve görüntü kalitesiyle bunu fazlasıyla hak ettiğini söylemek mümkün.

Yazan ve yöneten Makoto Shinkai. Ben studio ghibli dışında ilk kez duyuyorum bu ismi. Your Name filmi ile karşılaşmış oldum ve çok çok beğendim. Önceki filmlerine de göz atacağım muhakkak.

Filme bir sürü övgüler yağdırmak istiyorum çünkü etkisinden hala çıkamadım. Film türü itibariyle fantastik ve dram ağırlıklı. Mitsuha adındaki lise öğrencisi,kız kardeşi ve büyük annesiyle dağlarla çevrili kırsal bir kasabada yaşamaktadır. Aynı zamanda babası bu kasabanın valisidir. 



Mitsuha, iyi bir kişiliğe sahip olsa da içten içe bu kırsal kasabada yaşam sürdüğü için şikayetçidir. Küçük yaşta annesini kaybeden Mitsuha, babasıyla da yakın bir ilişkisi yoktur. Geleneklerine sahip çıkan ve onları sürdürme niyetinde olan büyük annesinin yanında kız kardeşiyle kalıyordur. Mitsuha'nın hayali gelişmiş şehir Tokyo'yu görmek ve gezmektir. Mitsuha uzun bir süredir ilginç rüyalar görmeye başlar. Rüyalarında Tokyolu bir genç çocuğun yaşamını adeta kendi onun yerine yaşıyormuşcasına görmektedir. Uyandığında ise hep gözlerinden yaşlar akıyorken bulur kendini. 


Taki ise Tokya'da yaşayan liseli bir genç çocuktur. Resim yapmaktan ve arkadaşlarıyla zaman geçirmekten hoşlanır. Bazı günlerde de bir İtalyan restoranında yarı zamanlı çalışandır. Taki'de Mitsuha gibi garip rüyalar görür. Aslında Taki ve Mitsuha rüyalarında yer değiştirirler ve uyandıklarında birbirlerinin hayatlarını yaşarlar. Bu bazı günler sürse de Taki ve Mitsuha bu olayları sadece bir rüya sanacaklardır. Ta ki bir gün gerçek olduğunu fark edene kadar. Bu rüyalar sayesinde aralarında bilinmeyen bir bağ oluşacaktır ve iki genç birbirlerini aramaya koyulacaktır.



Film üzerine konuşulacak o kadar çook şey var ki... Ama sözün özü bu filmi gidin izleyin derim. Ayırdığınız vakte değiyor.


18 Aralık 2017 Pazartesi

BİR ÖLÜM DAHA




Kore müziklerini sever dinlerim. Ve kore müzik sektöründe şarkıcılar genellikle bireysel değil de grup halindedirler. Yani çeşit çeşit kız/erkek grupları var. Bunlardan biri olan Shinee grubundaki Kim Jong Hyun saatler öncesinde kız kardeşine bir intihar mektubu yazıp veda ederek yaşamına son vermiş. 

Aslında intihar edeceğini düşündüğüm en son kişiydi. Ama insanların gerçek yaşamlarını, içinde bulundukları durumları hatta olayların perde arkasını bilmediğimizden ötürü intihar etmiş olabilir. 

Shinee'nin bulunduğu SM şirketinde daha önce de bir kişi intihar ediyor. Kore şirketleri çalıştırmak istediği insanlarla adeta kölelik sözleşmesi imzalatıyor. Onların istediği kiloda olacaksın, o kilonu koruyacaksın. Estetik yaptırman gerekirse eğer yaptıracaksın. Onların istediği hayatı seçip onların bürünmeni istediği karakteri oynayacaksın. Sosyal hayat, tabii ki o da yok. Yani sözün özü kendi benliğinden vazgeçeceksin.

 Ne için mi? 

Şöhret sahibi olmak, daha çok para kazan(dır)mak ve en önemlisi ÜNLÜ olmak.

Bu durum tabii ki sadece Kore'de yaşanmıyor. Bizde de durum böyle değil mi? Bir sistem var ve bu sistemi sürdürmek zorunda olan ÜNLÜ dediğimiz hatta bizlerin sayesinde onları bu statüye çıkarttığımız kişiler. Her ne kadar şan şöhret sahibi de olsalar duygusal anlamda hep bir boşluktalar. Ya hastane köşelerindeki haberleri geliyor kulağımıza, ya intihar haberleri ya da başka şeyler...

Bile bile bu yolu seçmiyorlar mı ki? 

17 Aralık 2017 Pazar

SIRADAN ŞEYLER




Geçenlerde kız kardeşim okuldan eve gelirken içinde bulunduğu bir minibüste şahit olduğu olayı bizle de paylaştı.


 Minibüsçü, önündeki bir arabaya ar arda kornaya basıyor. Arabadaki sürücünün kadın olduğunu görünce yanındaki adamla bu durumu bazı laflar söyleyerek dalgaya alıyorlar. Kadın sürücüye arkadan daha da yaklaşan minibüsçü bir yandan da kornaya basmayı ihmal etmemiş. Kadın sürücü de panik yapmış. Minibüsçü sağa kırarak kadının aracını sıkıştırmış. Ve şunları demiş; ''Sen biraz panik yap da gör bakalım nasıl sürüyorsun arabayı.'' Minibüste bulunan bir erkek de ''Kadın sürücüymüş bi de!'' demiş.



 Açıkçası olayı anlatınca pek yadırgamadım. Çünkü insan olarak birbirimize ne saygımız ne sevgimiz kaldı artık... 

Bugün benzer bir durumu ben yaşadım. Araç kullanırken, bir minibüs arkamdan selektör verip ardından da kornaya bastı. Aynadan bakınca birkaç saniye göz göze geldik adamla. Ama hiç istifimi bozmadım. Çünkü ne E5'deyim ne de otobanda. Şehir içinde orta halli bir trafikte seyir halindeyim. Arabayı uçurtup da minibüse yol verecek bir durumda değilim. 

Tahammülümüz, sabrımız da kalmamış.Milletçe  bazı değerleri çabuk mu tüketmişiz ne?

15 Aralık 2017 Cuma

PLANNER | ARALIK AYI KAPAĞI




Ajandalarımız hazırsa Aralık ayı bitmeden sana bu ayın kapağındaki çizimimi göstermek istedim.

Bu planner benim çok işime yaradı doğrusu. Kasım ayında yaptığım gibi gün öncesinden ertesi gün yapılacakları not ediyorum. Tabii ki bazen ekstra durumlar da oluyor ve bir şekilde ayak uyduruyorum ben de.

Öncelikle biraz çizimlerimi nasıl yaptığımdan bahsetmek istiyorum. Çizim yapmak, çok büyük bir yetenek istemiyor bana kalırsa. Yani herkes deneyip, bir şeyler çıkartabilir ortaya. Eğer çok mükemmeli yansıtmak istemiyorsan, gönlünden geldiği gibi çizip karalayabilirsin. Bence en güzeli bu. Sonuçta senin ajandan olacak ve sen kullanacaksın. 😊

Ben çizimlerimi yaparken telefonuma kaydettiğim birkaç kapak resimlerine bakarak önce kurşun kalem yardımıyla kabataslak olarak çiziyorum. Daha sonra renkli kalemlerle son dokunuşları yaparak bitiriyorum kapak sayfamı. 

Sizlerden başlayanlar oldu mu planner yapmaya ya da halihazırda yapan arkadaşlarımızda var mı? 🙈

14 Aralık 2017 Perşembe

POSTCROSSING | KORE'DEN KARTPOSTAL GELDİ



Busan'dan kartpostalım var.
Kore'nin ikinci büyük şehri oluyormuş Busan. Ve günlük konuşma dillerinde de farklılıklar gözlemlenebiliyor. Aynı bizdeki gibi. Farklı illerde oranın insanlarının kullanmış olduğu şiveler gibi sanırım. Ayrıca Busan'da deniz ürünleriyle yapılan yemekler çok meşhurmuş. 
Zaten Koreliler denizden çıkan her şeyi çok iyi değerlendiriyor, yemekler konusunda.😃

Bahar mevsimini çağrıştıran, çiçeklerin olduğu kartpostal manzarası Kuzey Gyeongsang iline aitmiş. Burada çok önemli bir tarihi eser de yer alıyormuş.  

Bu tarihi yapıtın ismi Gyeongju. Burası yapıldığı dönemde çok nüfuslu bir şehir olmasına rağmen günümüzde ise küçük bir şehir durumuna gelmiştir. İçerisinde bir sürü müze ve doğal parklar yer alıyormuş. Bu alanı gezmek için bir yarım gün yeterli sanırım. Çünkü, renkler, manzaralar, tarihi yapıtlar harika!


Ve, bir kartpostallaşma serüvenim daha sonuna geldik. 



13 Aralık 2017 Çarşamba

ÇEKİLİŞİ KAZANANLAR



Kasım ayında bir çekiliş düzenlemiştim. 
Sevgili okurlarım da buna ortak oldular. Katılmak isteyenler yorum bırakmışlardı. Bu çekilişle sizlere Koreli arkadaşımdan gelen abur cuburları gönderecektim. Üstelik dahası da vardı. Çekilişi kazanan bir değil iki talihli olacaktı, oldu da! 😊



Göndereceğim abur cuburları eşit olacak şekilde iki kategoriye ayırmıştım. Mektuplaşmayı sevince, arkadaşlarımdan gelen ürünleri sizlerle de bu çekiliş aracılığı ile paylaşmayı istedim. Çünkü inanıyorum ki, bir insanın mutluluğu da paylaştıkça çoğalıyor. Gelelim çekilişi kazanan talihlilerin isimlerini açıklamaya.

Bloglarını severek okuduğum HER TELDEN ŞEF ve ESSEVE RIN'i tebrik ediyorum. 😊

Bana mail üzerinden ulaşmalarını rica ediyorum.
 Başka bir çekilişte daha görüşeceğiz yakında! 🙋

12 Aralık 2017 Salı

SOMEONE NOTICEABLE




10 Bölümden oluşan mini bir dizi. 
Yi An, çalıştığı bir televizyon kanalının eğlence programında yönetmendir. Bir akşam eski erkek arkadaşı Yi An'a mesaj yazarken araba çarpması sonucu ağır yaralanır. Ve adam ölmeden önce de telefonunu Yi An'a teslim etmelerini ister. 

Yi An, bu aniden gelen ölüm haberiyle başa çıkmaya çalışırken, erkek arkadaşının ona neden cep telefonunu bırakmış olduğunu sorgular. Telefonun bir şifresi vardır. Bu şifreyi onunla geçirdiği anıları hatırlayarak özel günlerin tarihlerini deneyecektir ekran kilidini açmak için. Amacı ise telefonda ne gibi bir şeyin onu beklediğini öğrenmek istemesidir. Çünkü erkek karakter Yi An'a son mesajını yazdığı esnada araba çarpması sonucu ölür. Böylelikle o mesaj Yi An'a ulaşamaz. 

 Her bölümde bir şifre deneyecek kadın karakter. Her seferinde de anılarında kaybolup gidecektir. Dizide, geçmiş ile bugün arasında yapılan geçişler çok güzel yansıtılmış. Hemen bir anda biten bir dizi. 



11 Aralık 2017 Pazartesi

GÜNEŞİ UYANDIRALIM




'' Seninki, Zeze, hüzünlü bir güneş. Yağmur yerine gözyaşlarıyla çevrili bir güneş. Olanca yeteneğini ve gücünü keşfetmemiş bir güneş. Senin tüm anılarını henüz güzelleştirmemiş bir güneş.Küçük bir parça da mızmız bir güneş.''

Şeker Portakalı kitabının ikincisi olan Güneşi Uyandıralım'da küçük Zeze büyümüş, orta okul çağına gelmiş biri olarak çıkıyor karşımıza.

Zeze'nin bitmek bilmeyen hayallerine, hüzünlerine, umutlarına bu kitabında da yer vermiş Yazar Jose Mauro De Vasconcelos. Masum, bir o kadar da sevgi dolu Zeze ilk kitapta yer verilen Şeker Portakalını hep yüreğinde taşıdığı gibi en iyi dostu bellemişti. Ancak bu eserde Zeze'nin yüreğinde taşıdığı ve onunla iç sesiyle konuştuğu bir kurbağası vardır artık. 



Zengin bir aile Zeze'yi evlat edinir. Bu aile tarafından iyi eğitimli ve geleceği parlak olan bir çocuk olarak yetiştirilmek istenir. Ama unutulmamalıdır ki Zeze de bir çocuktur. Planlı programlı bir hayatın önüne sunulmasından o da bir gün sıkılıp bunalacaktır. İşte bu yüzden yüreğinde beslediği bir kurbağası vardır. Bu kurbağa ile konuşur onunla dertleşir. Bir nevi hayali arkadaşıdır hiç yüreğinden ayırmadığı...

Bu eserde Zeze'nin kimi zaman mutlu kimi zaman üzüntülü yaşamına değiniliyor. Zannımca Yazar, yine Zeze üzerinden kendi yaşadıklarını dile getiriyor bizlere. 


'' Daha da büyük olan bir başkasından söz etmek istiyorum. Yüreğimizde doğan güneşten. Umutlarımızın güneşinden. ''

10 Aralık 2017 Pazar

A SILENT VOICE




Dilsiz bir kızla ona zorbalık yapan bir genç çocuğun hikayesini konu alan bir film.
Ishida Shouya ve bu kız çocukken aynı sınıfta eğitim görmektedirler. Bir gün Nismihiya, kaynaştırma öğrencisi olarak bu sınıfa öğrenci olarak gelir. Yalnız, Shouya'dan göreceği baskı ve kötü davranışlardan da habersizdir. 

Nismihiya bir defter yardımıyla arkadaşlarıyla iletişim kurmak ister. Ama arkadaşları onu anlayıp empati kurmak yerine daha da dışlarlar. Tüm bunlara rağmen Nismihiya, sınıf arkadaşlarının hepsini sever ve iletişim kurmaya çalışır. Bu kötü muameleleri başlatan Shouya bunlara sebep olmuştur.



Nismihiya, bu sebeple okulunu değiştirir. Aradan yıllar geçer ve karakterler büyür. Shouya'nın aklının bir köşesinde zorbalıklarına maruz kalan Nismihiya hep vardır. Vicdanı rahat değildir. Üstelik şimdiki sınıf arkadaşları onu dışlamaktadır. Nismihiya'nın nasıl hissettiğini ve ne kadar üzüldüğünü şimdi daha iyi anlamıştır. Bu yüzden Shouya, onun izini sürer ve onu bulur.

Nismihiya ve Shouya eskisi gibi olmayan güzel bir arkadaşlığın temelini atacaklardır. Shouya, Nismihiya'yı düşündüğü süreçte işaret dilini bile öğrenir. Nismihiya ve Shouya'nın hikayesini göreceksiniz.



9 Aralık 2017 Cumartesi

EYÜP SULTAN ve PİERRE LOTİ TEPESİ



Son güneşli günlerse eğer, İstanbul'un sokaklarında gezmeye devam ediyoruz.

İstanbul'da olanlar Eyüp ilçesinin özel bir maneviyata sahip olduğunu, burda bulunan Eyüp Sultan Camii'si'nden bilirler. Eyüp'e gittiğinizde özellikle bu Camii'nin yer aldığı geniş avluda çok fazla yaşlı amcalarımızı, teyzelerimizi ve elbette ki turistleri görmeniz mümkün. Eyüp Sultan Camiisi, İstanbul'un fethinden hemen sonra inşa ediliyor ve padişahların kılıç kuşandığı yer olarak da bilinmekte.





  Burdan sonra ikinci ziyaret ettiğimiz yer Pierre Loti Tepesi oluyor. Gitmek istediğim yerler arasında yer alan Pierre Loti'den İstanbul'a bakmayı çok istiyordum ve nihayetinde isteğim gerçekleşti.

Bu tepe, ismini İstanbul'a gelen ve buraya yerleşen bir Fransız Yazar'dan alıyor. 
Pierre Loti, Eyüp'ün en tepesinde yer alan bir konuma sahip. Ve tepenin eteklerinde ise büyük bir mezarlık bulunuyor  Bu tepeye iki şekilde çıkabilirsiniz. Ya mezarlığın içinden dik yokuşlar eşliğinde yolu takip edeceksiniz ya da teleferik ile tepeye varacaksınız. 


Biz tepeye çıkışımızı teleferikten yana tercih ederek oraya ulaştık. Teleferik ücreti olarak da otobüslerde kullandığımız akbilleri turnikede basmamız isteniyor. 



Pierre Loti'de niyetimiz bir çay içmekti ama çoğunluğu turistlerin olduğu masalarda ne yazık ki oturacak yer bulamadık kendimize ve biz de manzarayı seyre koyulduk, sohbet ettik, resimler çekindik.






Dönüş yolunda ise mezarlığın içerisinden yürümeyi tercih ettik. Bu mezarlıkta Necip Fazıl Kısakürek'in kabrinin olduğunu duyduk ve orayı da görelim dedik. 



O kadar eski mezarlar vardı ki, görünce acaba ne hayatlar gelip geçmiştir düşüncesinden alıkoyamadım kendimi. Mezarlar boyunca duvarlara öğüt verici nitelikte yazılar da yazılmıştı. Bunları da okuya okuya indik.




Son olarak aşağıya doğru inerken bir mezar taşı dikkatimi çekti. Üzerinde yazanı okuduktan sonra  gözlerim yaşardı ve derin düşüncelere daldım. İşte o mezar taşında yazanlar...



Dilerim, İstanbul'daki Eyüp semtini bu yazımla birlikte gezmiş kadar hissetmişsindir kendini.
O halde; 
daha çok gezelim,görelim,öğrenelim! 😊

8 Aralık 2017 Cuma

BEKLENEN GELDİİ



Mektup arkadaşımdan gelenler

Günlerdir beklediğim, yolunu gözlediğim canım mektup arkadaşımın paketi nihayet elime ulaştı.
Hediyesinin yanı sıra her doğum günümde özenerek yazdığı bu doğum günü kartları çok hoşuma gidiyor. Sonuç olarak bu güzel anıları hatırlamak istediğimde yazıya dökülmüş saf, temiz, masum duyguları okumak beni en çok mutlu eden kısım oluyor. 

Farklı kıtalardan bir sürü arkadaşım oldu. Ama Malezyalı arkadaşımın yeri bambaşka ben de. Bir kız kardeş gibi. Zaten birbirimize hitap edişimiz de bu şekilde. Sahip olduğum en iyi dostlarımdan bir tanesi Nana. Yine tüm samimiyetiyle duygularını dökmüş kağıda. Bana da bu hoş hatırayı korumak ve saklamak düşer. Böylelikle bir doğum günü kartı daha mektup kutumda yerini alır. 💜

Huzurlu akşamlarınız olsun! 😊



6 Aralık 2017 Çarşamba

BAŞKA BİR GEZEGENE GİDİYORUZ




Bugün ehliyetime kavuşmak için İlçe Emniyet'in yolunu tuttum. Onun öncesinde birkaç yere o parayı yatır bu parayı yatır derken kursa verdiğinizin dışında bir hayli masraf çıktı. Baya baya külfetli olmaya başlamış ehliyet alma işi. Almayanlar elinizi çabuk tutun derim. Duyduğuma göre 2018'de fiyatlar da artacakmış.

Geçici ehliyetimi aldım. Ptt ile iki haftaya gelirmiş ehliyetim. Pek inanasım yok iki haftada geleceğine ama bakalım. Yine de gönlümü ferah tutacağım.😇

Bir de yılın ilk kar'ı bugün düştü buraya. 💙 Sabah evden ayrılmadan önce bembeyazdı etraf ama öğleye kalmadan eridi tabi ki.💦 



Sana demiş miydim? Kız kardeşim de geleceğin öğretmen adayı. Abla kardeş böyle eğitimci olmaktan gidiyoruz.😊 Şu sıralar bir sürü ödevlerle meşgul. Onu gördükçe kendi öğrencilik zamanlarımı hatırlıyorum. Ödevlerinden bir tanesi de şöyle: '' Dünya artık yaşanacak bir gezegen olmaktan çıktı ve siz de buradaki insanları tasarlamış olduğunuz bir araçla başka bir gezegene hayatlarına devam etmeleri için götüreceksiniz''.  

Kısacası bir maket ödevi. İzlediğimiz birkaç bilimkurgu filmlerinden de yararlandık fikirlerimizi kağıda dökerken. 

Senin de aklında oluşan fikirler olduysa eğer paylaşırsan çok memnun olurum. 
Kal sağlıcakla! 


5 Aralık 2017 Salı

10 ARALIK İÇİN HATIRLATMA



Blogumda ikinci çekilişimi yaklaşık bir ay önce başlatmıştım. 
O bir ay ne kadar çabuk geçti değil mi?
Tıpkı geçen diğer aylar gibi. Zaman, çok çabuk ve hızlı geçiyorsun.👽

Bu çekilişimde senin için Koreli mektup arkadaşımdan bana gelen abur cuburları ayırmıştım. Bir önceki, kırtasiye ağırlıklıydı bu da böyle olsun dedim. Ve unutmadan bu çekilişin iki kazananı olacak.



Detayları okuman için bu yazıma bekliyorum seni. 😊

4 Aralık 2017 Pazartesi

28 GÜN OLDU AMA HALA GELMEDİ


Sağanak yağışla başladık haftaya.
 İstanbul'da salı ya da çarşamba günü kar yağışı gözlemlenebilirmiş. En sevdiğim mevsimde kar yağışını erken göreceğiz bu gidişle sanırım.💙 
Bugün hava buzz. Sizin oralarda durumlar nasıl? Kar yağışını gören var mıı?⛄



Şimdi gelelim attığım başlığın konusuna.. Duygularım karmakarışık. Ağlasam mı kızsam mı bilemedim.
 Doğum günümde Malezyalı arkadaşım bir hediye göndermiş. Ben de yeni haberdar oldum bundan.  Normalde 20 günü aşmadan gelen paketlerim şu günlerde süresini haylice aşar oldu. Hal böyle olunca endişeye kapılmamak elde değil. 


Şu ana dek gelen tüm mektuplarım Ptt aracılığı ile geliyordu. Tabii gelmeyen, kaybolan biir sürü mektuplarım da oldu Ptt sayesinde. Forum sitelerine girip bir bakınca sorunun bizdeki alım-dağıtım kısmından kaynaklı olduğunu görüyorum. Ki bana kalırsa da bu öyle. Bizde mektuba, kartpostala kısacası kargonun ya da paketin taşınmasına ulaştırılmasına önem verilmiyor. Ulaşmış ulaşmamış onlar için hiç sorun teşkil etmiyor bu. Elimde barkod numarası olmasına rağmen kimse bir şey yapamıyor. Nasıl bir posta sistemiyse artık..

3 Aralık 2017 Pazar

CHICAGO TYPEWRITER








1930'lu yıllarda Japon istilası altında olan Güney Kore'de hayat süren üç karakteri ele alan çok mu çok güzel bir dizimiz olur kendileri. Bu kişiler reenkarnasyon sonucu 2017 yılında farklı kimliklerle yaşarlar. Yani dizi 2017 yılında geçiyor ve ara sıra geçmişten flashback'lere de yer veriliyor. 

Kitapları çok satan, eşsiz kalemiyle tanınan ve bir yazarı canlandıran Yoo Ah In, kitabının tanıtımını yapmak için bir gün Chicago'ya gider. İşte her şey bundan sonra başlar. İmza gününün gerçekleşeceği cafede, köşede duran eski bir daktilo dikkatini çeker ve ona yönelir. Cafe sahibi de daktiloyu yazarımıza hediye eder ve Kore'ye gönderir. 

Getir götür işleriyle meşgul olan başroldeki kadın, bu daktiloyu yazarımıza teslim edecektir. Aynı zamanda bu kadın, yazarımızın büyük bir fanıdır. Bu ikisinin karşılaşmasıyla esrarengiz olaylar başlar. Yazar rolündeki Yoo Ah In, ufak çaplı sorunlar yaşar ve yeni şeyler üretemez. Haliyle yazamayacak duruma gelir. Şirketi bu durumu fark eder. Bundan dolayı Yoo Ah In için hayalet yazar tutmak isterler. 

Farklı bir dizi. Senaristin bol bol kitap okuduğunu ve beğendiği alıntılarına da Yazar rolündeki karakterimizle bize sunduğunu görüyoruz. İlk bölümü ile sizi tesiri altında bırakacak. 

1 Aralık 2017 Cuma

DÜNYAYI GEZMİŞ KADAR OLDUM



Hatırlar mısın?
Hani ilk kez mektup arkadaşımız İstanbul'a gelmişti bu yıl. Hayatımda bir ilkti bu benim için. 
Mektuplarla konuştuğum, çok şey paylaştığım o insan benim ülkeme, yaşadığım şehre ziyarete gelmişti. Çok da eğlenmiştik o gün. Birbirimizi anlayamadığımız anlar olsa da beden dilimizle, bakışlarımızla hatta mimiklerimizle anlaşır bulmuştuk kendimizi. İstanbul'u çok sevmişlerdi. Güzel İstanbul'u kim sevmedi ki...



İşte o arkadaşım, dünyayı gezmeyi çok seviyor. O yüzden de uğramıştı buraya. Sayısını bilmediğim kadar ülke geziyor. Gezme kültürü edinmiş. Eşini,çocuklarını ülkesinde bırakıp kendi kız arkadaşlarıyla kız kıza geziyorlar. Tabii bazen ailesi ile de seyehatler yaptığı da oluyormuş. Gittiği, gezip gördüğü yerlerden ufak hatıralar biriktirmeyi sevenlerden, benim gibi. Öyle ki birkaç ülkeye ait ufak objelerin olduğu bir paket göndermiş. O ülkeleri henüz gezemesem de baktıkça hikayeleri canlanıyor gözlerimde. Brüksel'den ve Belçika'dan magnetler, Tayland gezisine ait fil objeli anahtarlıklar kalemlikler, Endonezya ve Singapur'a ait birkaç magnet. 

Mektup arkadaşlarım sayesinde dünyayı gezmiş kadar oldum aslında. Evet, çok şey de öğrendim. Ülkeler ve onların kültürleri hakkında. Şöyle ardıma dönüp bakınca çok güzel arkadaşlar biriktirmişim mektuplaşmak vesilesi ile. 


30 Kasım 2017 Perşembe

FACEBOOK'A Bİ HALLER OLUYOR?





Blogum dışında sahip olduğum diğer sosyal medya hesaplarımda çok aktif olduğum söylenemez. Bu yüzdendir ki (sanıyorum) Facebook hesabımı kapatmış. Neye kime göre bilmiyorum. Tek bildiğim hesabıma girdiğimde hesabımın facebook tarafından kapatıldığına dair yazı görmem. Aslında diğer hesaplarımı da blogum için açmıştım. Yazdığım yazıları orada da paylaşayım diye. Facebook'a n'olduysa artık sayfamı hangi koşullarına uygun görmediyse kapatmış sayfamı. Çok da aktif olduğumu söylemesem de arada yazı paylaşmaya giriyordum sayfama.

Aklımda dondurma düşüncesi varken facebook, benden önce davranmış oldu. 😆🙈

29 Kasım 2017 Çarşamba

POSTCROSSING | KALIMANTAN'DAN GELEN KARTPOSTAL




Sen de benim gibi ilk defa mı duyuyorsun Kalimantan'ı? Öyleyse biraz bilgi topladım bu yer hakkında. Endonezya'nın Borneo Adası'nda yer alan dört ilden sadece biriymiş Kalimantan. Çokça turist akınına maruz kalıyormuş. 
Endonezya'dan bir kartpostal geldi. Ancak gönderen kişi Kalimantan'da yaşamıyor. Başkent Jakarta'da oturuyormuş. Kalimantan'dan da bahsetmeyi ihmal etmemiş arkadaşımız.

Bir sürü lezzetli yemekleri olduğuna değinmiş. Zannımca bu yemekler deniz ürünleri ağırlıklı. Hem bir adada yer alması hem de Asya ülkelerinden biri olması aklıma nedense bunu getirdi. Taze taze deniz mahsullerinin olduğuna eminim. 😏 Şahsen birkaç balık türü dışında diğer deniz ürünleri ile pek aram yok. Hatta bir anımı anlatayım size. Birkaç yıl önce kardeşimin Koreli mektup arkadaşı yememiz için kurutulmuş yosun göndermişti. Hani dizilerinde filmlerinde iştahla pirinçlere sarıp yiyorlar ya.. Ne kadar lezzetli olabilir ki dedik ve paketi açmamızla bir daha yüzüne bakmadık resmen. 🙈 

Kartpostalın üzerinde de çok tercih edilen yemeklere yer verilmiş sanırım.. Pekii,senin favorin hangisi? 😊

28 Kasım 2017 Salı

VOICE




Moo Jin Hyuk, dizide çok ünlü bir polis memurunu canlandırmaktadır. Karşılaştığı cinayet vakalarını hızlı ve kıvrak zekasıyla çözüp açıklığa kavuşturması çevresinde tanınmasına da vesile olmuştur. Bir gece yine olay yerine gitmekte olan polis memuru ve ekibi suçluyu yakalarlar, ardından bir kutlama yemeğine giderler. O esnada hayatını değiştirecek bir telefon alır ve karısının sokak ortasında cinayete kurban gittiğini öğrenir. 

Polisin eşi cinayete kurban gitmeden önce acil yardım hattını arar ve orada onun telefonuna cevap veren Kang Kwon Joo ile son telefon konuşmasını yapar. Kang Kwon Joo, polis akademisinden yüksek bir puanla mezun olan ve çocukluğunda geçici bir görme kaybı yaşayan bu yüzden de diğer insanlara göre sesleri iyi ayırt edebilen birisidir. Aynı gecede polisin eşini öldüren katilin sesini işiten de bu başroldeki kadın polisimiz olur. Seri katil o gece iki cinayet birden işler. Başroldeki kadının babası da olayların içinde bir şekilde olur ve katille karşı karşıya geldiği için katil onu da öldürür. Başroldeki polisler seri katilin peşine düşecekler ancak dizide işlenen peşi sıra inanılmaz diyeceğiniz cinayetlerin bazılarının bir şekilde aranan ser katil ile bağlantısı olacak.

Bu dizi ile geç karşılaştım. Kadro mükemmel. Senarist çok iyi kurgulamış diziyi. Ürperten kısmı ise yaşanan tüm cinayetlerin gerçek olaylardan esinlenmiş olması. Dizinin en başında da belirtiliyor. Kesinlikle izlemeniz gereken bir dizi. Senarist ve yönetmen izleyiciye zaman zaman ters köşe de yaptırıyor. Aksiyon,dram ve gerilim dolu bir dizi. Dövüş sahneleri de çok gerçekçi ve iyi.

27 Kasım 2017 Pazartesi

TEBESSÜM ETTİREN ŞEYLER





Birkaç halletmem gereken işlerim vardı bugün. O yüzden önce Sgk'ya sonra da İşkur'a gitmem gerekti. İşlerim de hep rast gitti çok şükür. Haftaya güzel başladım. Benim güleryüzlü, anlayışlı ve sakin olmamla birlikte karşıma çıkan insanlar da benim gibiydi bugün. Yani işler ters gitse de bazen soğukkanlı olmak, anlayışlı ve sakin kalabilmek karşımızdaki insanların davranışlarını da etkiliyor bir şekilde.

Bildiğiniz gibi birkaç gün öncesinde Öğretmenler Günü vardı. O gün neşeli heyecanlı bir gün olsa da birazcık buruk geçmişti benim için. Erkek kardeşim bana sürpriz yapacakmış. Okul çıkışı bir çiçekçiden çiçek yaptırıp bana verecekmiş. İlk Öğretmenler Günümü en az benim kadar o da önemsemiş iyi kalbiyle. Lakin gelin görün ki yanında götürdüğü parası okulda çalınmış. Eve gelip sarılınca bana bir yandan da anlattı olanları. İçimde bir burukluk hissetsem de ''Cana gelmesin de malına gelsin ablacığım,üzülme sakın'' dedim ve geçti o gün öyle. 

Bugün eve geldiğinde okuldan bir buket çiçek almış bana. Nasıl mutlu oldum.💜
Güzel geçen bir haftan olsun! Kal sağlıcakla.. 

25 Kasım 2017 Cumartesi

BALAT ve FENER RUM LİSESİ




Cumartesi bize güneşli yüzünü gösterdiyse eğer biz de bu fırsatı değerlendirip gezmelere çıkalım dedik. Malum İstanbul gibi kocaman, tarih dolu bir şehirde yaşıyorsam gezecek yer çok demektir.

İlk uğradığımız yer rengarenk evlerle, bana  eskilerdeki mahalle kültürünü anlatan, kokusuyla, renkleriyle, insanıyla, simitçi amcasıyla,  peşinizden ayrılmayan çeşit çeşit kedisiyle, dik aynı zamanda uzun ve bitmek bilmeyen dar yokuşlarıyla Balat oldu. Balat Mahallesi baya meşhur olmuş durumda. Bizim gibi gezmeyi seven bir sürü insanla karşılaştık. E tabi ilk başlarda biraz birbirinden farklı rengarenk evleri bulmakta zorlansakta mahalleliye sora sora ordan burdan öğrene öğrene bulduk.



Çok güzeldi Balat. Her şeyiyle samimi, içten ve yakındı. Yaşlı bir simitçi amca ile karşılaştık. Ona da sormuştuk ''Şu rengarenk evlere nereden gidebiliriz?'' diye ve sağolsun bize yolu tarif etmişti. Bir sokakta biz fotoğraflar çekip gezinirken çıkıverdi karşımıza. Gür sesiyle ''simiittçiiii'' diye inletti sokağı. Yanımıza geldi ve simit almamızı istedi ondan. Biz de amcadan simitlerimizi aldık ve bismillah diyerek ilk siftahını açmış oldu. 



Balat'ta bulunan ve sıkça ziyaret edilen bir diğer yer ise Fener Rum Lisesi. Kırmızı mektep veya Mekteb-i  Kebir olarak da anılıyormuş bu yer. Fransa'dan getirilen kırmızı tuğlalar ile inşa edilmiş. Söylentilere göre kuşbakışı görüntüsüyle okul, bir kartalı andırıyormuş. Biz dışına hayran hayran bakarken kim bilir içi nasıldır diye de düşünmeden edemedik. 


Demem o ki, çok güzel anılar biriktirdim yine. Birçok tebessüm ile.. 


 

BİRPEMBESEVER