28 Temmuz 2017 Cuma

İŞARET DİLİ


Dün itibari ile İsmek'te yer alan kurs kayıtları, yeni döneme başlamak için başvurularını sistemlerinde açmış oldular. Benim de aklımda İşaret dili alma isteği vardı. Neden kayıt olup şansımı denemeyeyim diye geçirdim içimden. Aslında bu istek ben üniversite okuyorken de vardı ama bir türlü fırsat bulamamıştım. Malum dersler,ödevler,formasyon,stajlar... Aklımın bir köşesinde ingilizce üzerine yoğunlaşmak ve bunu daha da geliştirme düşüncesi de var. Ama dil öğrenme ve geliştirme kısmını kendi adıma İsmeklerde ilerletebilirim düşüncesini pek göremedim. Böylelikle kursa İşaret dili için ön kayıt formumu doldurarak başvuruda bulunmuş oldum. İşaret dili alfabemizi araştırdım ve hatta bazı harfleri denedim.  Eğer İşaret diline başlarsam burada sizlerle öğrendiklerimi ve deneyimlerimi paylaşmak için sabırsızlandığımı da belirteyim. 😇 


İsmek'te daha bir sürü kurs var. Çocuklara ve yetişkinlere hitap eden çeşit çeşit kategoriler sunulmuş. İlginizi çekecek şeyler var mı diye göz atmak isteyenlere kayıtların başladığını söylemek istedim.

Huzurlu ve mutlu günler!

27 Temmuz 2017 Perşembe

ÇOCUK GÜZELLİK YARIŞMASI | TOODLERS & TIARAS


Çocuklara olan hassasiyetim ve bir farkındalığım var. Bu farkındalık kısmı üniversitede okumuş olduğum bölümle keskinleşti. Çocuk Gelişimci olduğum için çocukların olduğu her alanın onlara bir katkı sağlayıp sağlamadığı da ilgimi çekmektedir. Televizyonumuzu açtığımızda reklamlarda yarı çıplak oynatılan bebekler, dizilerde ağlatılan ve rollere bürünmesi istenen çocuklar, ya da eğlence programlarında insanları eğlendirmek, güldürmek için kılıktan kılığa giren çocuklar... Aslında örnekler uzatılabilir. Ne yazık ki dünyanın her yerinde çocuklar üzerinden prim yapılıyor. Tepkimi çeken bir programdan bahsetmek istedim bugün. Amerika'nın birçok eyaletinde bu program reyting rekorları kırıyor. Üstelik 8. sezonuna girmiş bulunmakta. Programın orjinal ismi '' Toddlers & Tiaras ''



Bu programda para, şan, şöhret ve hırs düşkünü annelerin ve babaların kuklası olmuş küçücük çocuklar güzellik yarışması adı altında birçok şekle sokuluyor. Çocuklar da kendi aralarında ister istemez bir rekabet içerisinde olduklarını fark ediyorlar elbette. Bu yüzden elenen ya da yenilgiye uğrayan çocuklar kaybetmeyi hiç haz edemiyorlar. Çünkü mühim olan anneyi tatmin etmek diye düşünüyor birçoğu. Programın bazı bölümlerini izleme fırsatım oldu. Ara ara çocuklarla yapılan kısa röportajlara da yer veriliyor. Küçük bir kız eğer güzel ve başarılı olursa annesinin onu daha çok sevdiğinden bahsediyor.



 Bu arada sadece çocuklar katılmıyor bu yarışmaya. Bebekler de katılıyor. Bu küçük masum bebek ve çocuklar böyle bir yarışmaya katılıp katılmayacağını söyleyemeyecek kadar küçük yaştalar. Ama aileler çocuklarını böyle yerlerde görmekten ve yarış içerisine sokmaktan çok mutlu(!) olmalılar ki çocuklarına yarışma boyunca ona eşlik edecek özel koç bile tutuyorlar. Bu koç çocuğa spor,müzik,dans dersleri veriyor. Çünkü yarışmada birçok kategori mevcut. Her kategoriye uygun kostüm giyen çocuklara bazen dans ettiriliyor bazense şarkı söylettiriliyor. Karşılarında da juri adı altında toplanmış yetişkinler tarafından izlenip puanlamaya tabi tutuluyorlar.


Dahası da var tabii ki. Bu şık kostümleri giyen çocuklara ağır makyajlar yapılıyor. Takma dişler,tırnaklar,kirpikler,saçlar... Hatta yetmeyip tenlerini bile bronzlaştıran anneler bile var. Bu çocuklar adeta küçük birer kadın rolünü alıyorlar. Ve yetişkinlere sergilettirilmek üzere ebeveynleri tarafından ekranlara itiliyorlar.

                                                       

Bazen bu saçmalıkların olduğu yarışmadan çocuklar da o kadar çok sıkılıyor ki psikolojilerinin ne durumda olduğunu ağlama krizlerinden, çevrelerindeki insanlara küfür edip şiddet göstermelerinden dışa vurup belli ediyorlar.


Bu yaştaki bir çocuğun tek gayesi oyun oynamak olması gerekirken,oyun çağında olan çocukların böyle kötü emeller uğruna kukla edilmesi ne kötü. Sizce de bu program saçmalığın ötesinde bir şey değil mi?



26 Temmuz 2017 Çarşamba

SECRET



Başlıktan da anlaşıldığı gibi sırlarla dolu gizemli bir dizi. Başrolde oynayan kadının bir erkek arkadaşı vardır. Bu adamın hayali de iyi bir savcı olmaktır. Kız arkadaşı maddi manevi ona her türlü fedakarlıklarda bulunarak destek oluyor. Birgün ikisi aynı arabadayken seyir halindedirler, bir kadına çarparlar ve kaçarlar. Polisler bu vur-kaç olayını araştırırlar ve nihayet araba sahibini bulurlar. Çarpan kişi aslında savcı olmak isteyen adamken, kız arkadaşı onun yerine suçu üstlenir. Başta da dediğim gibi çok fedakar ve düşünceli biridir. Ölen kadını seven de başka bir adam var. O da bu ikilinin sırlarının peşinde oluyor,ortaya çıkartmaya çalışıyor. Biraz dram kokan bir dizi ama sürükleyici. Hatta bazen sizi duygulandıran sahneler de var içinde. Aslında izlerken kimi zaman kadının yaptığı yersiz fedakarlıkları gereksiz bulacaksınız. Çünkü bu yaptığı fedakarlıklar ona kötü bir şekilde geri dönecek ilerleyen bölümlerde.


25 Temmuz 2017 Salı

BU MENDİLLER DE NEYİN NESİ ?


Bol güneşli bir Temmuz ayının Salı gününden kocaman bir Merhaba!
 Belki merak ediyorsun,bu nasıl bir başlık böyle diye ama şimdi açıklayacağım bu başlığı sana. 
Günümüzde çok sıklıkla hayatımızın her alanında kullandığımız peçeteler varken acaba eskilerde nasıldı sorusu geldi aklıma. Şartlar, imkanlar, seçenekler daha kısıtlı ve zordu elbette. İnsanlığın gelişmesi ve ilerlemesiyle hayatımızı kolaylaştıracak şeyler de gelişti ve çeşitliliği arttı.

Dün bir şeylerle uğraşırken annemin çocukluğunda itina ile sakladığı mendillerini gördüm. Eskiden bayramlarda el öpüldüğünde mendil verirlermiş çocuklara. Ya da haftanın ilk günü pazartesi,okulun başladığı gün, öğretmenler tırnak kontrolü yaparlarmış. Çocuklar sıralara mendillerini koyarmış üzerinde de ellerini. Şimdi bakınca acaba kaç öğretmen bunu hala sürdürüyordur diye düşündüm. Ama sadece öğretmenin, öğrencilerin öz bakım becerilerini yerine getirip getirmediklerini kontrol etmeleriyle de olmaz tabii ki. Bu beceriyi kazandırmada  ailenin rolü de önemli. Biz gelelim mendillere. Böyle eski ve hikayesi olan şeylere hep bir değerle, özenle yaklaşmışımdır. Bunlar da onlardan biri işte. Benim çocukluğumda olmasa da annemin çocukluğunu,anılarını hatırlatması bize de en güzel hediye oldu.





24 Temmuz 2017 Pazartesi

MİM | YAZ ABUR CUBURU



Bu aralar çok güzel mimler dönüyor bloglar arasında. Yine onlardan birini yapmak için buradayım. Sevgili DeepTone son miminde beni de mimlemiş. Onun listesine de göz atabilirsiniz.  Bu mim dinlemiş olduğumuz,sevdiğimiz ve sizlere önerebileceğimiz şarkılarla ilgili. Hem eğlenceli hem keyifli bir mim olacağa benziyor. Benim listemde sizin için seçtiğim şarkılar olacak. Benim için seçmesi biraz zor olsa da üzerinde biraz düşündüm. Ve ortaya bu çıktı. 





1- Yazın çıkan, çok sevdiğin sanatçıdan/ gruptan bir şarkı

G-dragon'un ''Superstar'' isimli şarkısı. İnsanın dinledikçe dinleyesi geliyor.


2- Bu yaz en yeni keşfin

Bu şarkıyı bir belgesel kanalındaki kuşağın arka fonunda görmüştüm ve çok beğenip youtubeda aratmıştım. 

Snow Patrol - Called Out In The Dark


3- Bu yaz sürekli dinlediğin bir şarkı

Fool's Garden - Lemon Tree  https://www.youtube.com/watch?v=bCDIt50hRDs




4- Bu yaz en çok duyduğun şarkı


5- Bu yaz eski de olsa dinlemekten vazgeçemeyeceğin bir şarkı


6- Senin bu yazını anlatan bir şarkı

Dick and Jane - Sidney York https://www.youtube.com/watch?v=v8L222as8C8



23 Temmuz 2017 Pazar

AGE OF YOUTH




Beş farklı kızın üniversite hayatlarını ve yaşamlarını ele alan bir dizi. Aynı yaşam ortamını paylaşan bu kızlar, gerek kendi içlerindeki gerekse etrafındaki insanlarla olan ilişkileri konu alınıyor. Kısa bir dizi. 12 bölümden oluşuyor. Bir solukta izleyebileceğiniz ve sizi içine çekebilecek bir dizi. Birbirinden bağımsız bu zıt karakterlerin kimi zaman birbirleriyle anlaşmazlıkları, alışma ve uyum süreçleri ya da zor zamanlar karşısında bir olmaları dikkat çekiyor. Her karakterden kendinize bir ders çıkartıyorsunuz aslında. Eğlenceli,güldüren, bazense duygulandırıcı bölümler oluyor. Ağustos ayında dizinin 2. sezonu çıkacak. Yine aynı karakterler ve birbirinden güzel bölümlerle. Çok dolu dolu geçen tam bir yaz dizisi. Dizide yer verilen şarkılar da güzel. İzlemeyenler izlesin derimm.






22 Temmuz 2017 Cumartesi

TURİST | BİR ANI



Geçen yıl bu zamanlar Sirkeci tarafından bir arkadaşla Üsküdar'a geçiyorduk. Eminönü-Sirkeci çevresinde gezinmeyi severim. Turistik mekanlar da bu civarlarda haylice fazla. Sirkeci'de işim vardı o gün. Marmarayla Üsküdar'a çabucak geçme niyetindeydik.
Yerin üç kat aşağısına indik ve sıradaki gelecek olan trenin gelmesini beklemek için oturduk. O sırada yanıma yaşlı bir amca geldi,masmavi gözleri vardı ve ingilizce ''Buraya oturabilir miyim?'' dedi. Ben de başımla onaylayarak ''Elbette'' dedim. Sonrasında bana bir kağıda yazılmış adres gösterdi ve oraya gitmek istediğini söyledi. Adreste de Üsküdar'da bulunan opera binasının adresi yer alıyordu. Üsküdar'da geçen bir üniversite hayatım olduğu için orayı bilmemek olmazdı herhalde. Yazan adresi bildiğimi söyleyerek onu oraya götürebileceğimi teklif ettim. Zaten yolumun üstüydü. Kendimi onun yerine koydum ve yardım etmemek yakışı kalmazdı bana diye düşündüm. Sonra sıradaki tren geldi ve birlikte bindik.

 Kısa süren yeraltı yolculuğundan sonra yerüstüne geçmek için yürümeye başladık. O sırada bana ''Öğrenci misiniz?'' sorusunu yöneltti. Ben de evet diyerek üniversite okuduğumuzu söyleyerek sorusunu yanıtladım. Ardından okuduğum bölümü ve ingilizce dili ile birlikte alıp almadığımı merak etti. Bu soruyu da yanıtladıktan sonra, nereli olduğunu merak ederek ona sordum. Bana İsrailli olduğunu söyledi yaşlı turist. Ben sadece başımı salladım anladım dercesine. Ardından şöyle dedi '' Biliyorum. İsrailler Filistin'de yaşayan müslüman insanları öldürüyorlar ve bu çok kötü bir şey'' dedi. İçimden elbette kötü bir şey diye geçirdim. Masum savunmasız insanlara yapılan her eziyet kötüdür elbette. Ama karşımda duran ve kendi milletinin yaptıklarından hayıflanan bir yaşlı kişiye de içimdekileri haykıramazdım diye düşündüm. Opera binasının önüne geldik. Minnet dolu gözlerle teşekkür etmişti bize. Türklerin iyi ve yardımsever olduğunu da ekledi. Ama şu aralar yine ne yazık ki insanlar ölüyor Kudüs şehrinde. Aslında bu bütün insanlığın içinde bulunduğu bir savaş. İnsanlık ölüyor. Dua etmekten başka bir şey gelmiyor elimden..


21 Temmuz 2017 Cuma

LONDRA



Dünya'nın çeşitli yerlerinden insanlarla mektuplaşmışsam eğer o yerlere ait ufak bir şeyin sizde olması hem gönderen kişiyi hem de yaşadığı yeri hatırlatıyor size. Magnetler bu konuda en iyi örneklerden biri sanırım. Şayet  İstanbul'dan başka bir ile bile gitsem geri döndüğümde bana oradaki anılarımı hatırlatacak ufak bir parça ararım. Bu da şüphesiz bir magnet,kartpostal ya da anahtarlık olur.

Gezmeyi çok severim. Hatta bisikletleriyle şehir ya da dünya turları yapanlara pek bir imrenirim. Gezerek öğrenmek,yeni yerler farklı tatlar keşfetmek bana filmlerdeki gibi bir kapının ardındaki maceraları anımsatıyor. İnstagramda gezinirken kardeşimin karşısına magnet takası yapan insanlar çıkmış. Kimi sahip olduğu koleksiyonu paylaşmış kimi ise takas yapmak istediği elinde mevcut olan magnetleri. Bana göre koleksiyonu dozunda tutup abartmamak aşırıya kaçmamak mühim bir durum. Neyse ki bizim magnet koleksiyonu küçük mütevazi bir durumda 😇



 Bugün göstermek istediğim magnetler Londra'dan. Londra deyince aklıma istemsiz bir şekilde Sherlock Holmes ve onun konuştuğu İngiliz ingilizcesi geliyor. İçinde Londra geçen dizi ya da filmlerde eski binalar,kırmızı telefon kulübeleri,taksiler,Thames Nehri orayı özel kılan şeylerden birkaçı. 
Daha çok gezip görmek ve öğrenmek dileğiyle,sevgiyle kalın!

20 Temmuz 2017 Perşembe

MİM | #dogamızdavar



Yeni bir mimle buradayım. Sevgili Ece  Ablamız çok güzel sorularla bir mim başlatmış. Onun yazısını okumak için buraya tıklayınn.  Miis gibi kokan kahveni de eline aldıysan mimde yer alan benim cevaplarımı okumaya hazırsın. Öyleyse okumaya başlayalım.





1- Hayatınızda olmalarına izin vermek için, kişilerde hangi özellikleri ararsınız?

İlk sırada benim için aradığım en önemli özellik dürüstlük. Bir insanın yalan söylememesi,zor bir durumla karşı karşıya gelmiş ya da yaşanmış bir şey olsa bile açık ve net olması çok önem verdiğim bir şey. Bir diğer özellik ise saygı. Sevgiden önce saygıya önem veririm. Bana göre saygı, sevginin de kapısını açıyor çünkü. Bir nevi anahtar gibi. Kişilerde, merhamet duygusuna kalbinde yer verip vermediğine de dikkat ederim. İnsana,hayvanlara,bitkilere karşı merhameti var mı? Son olarak bir problemle karşılaşıldığında, oturup enine boyuna konuşarak anlaşabiliyor muyum ve bu kişilerin hep sen dilini kullanıp kullanmadığına dikkat ederim. 


2- Ben birinin, ilk bakışta ya da bir iki görüşte anlarım nasıl bir insan olduğunu diyenleriniz var mı? Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?

O kişi, benim. İnsanların beden dillerini iyi okuduğum kanısındayım. İnsanlar davranışlarından,konuşmalarından,mimiklerinden hatta yeme-içmelerinden bile nasıl bir kişi olduklarına dair ipuçları verirler. İlk bakışta bunu anlayabileceğimi sanmıyorum ama bir iki görüşte ya da görüşmeler de bunu anlarım. Tabii huyunu suyunu hiç kimsenin bir iki görüşmede anlaması mümkün olamaz bana göre. Bunu ancak o kişiyi ya da kişileri hayatımıza dahil ederek anlayabileceğimizi düşünmekteyim. 

3- Birini sevmeniz için (sevgili,dost,arkadaş,hepsi) size sıcak davranması şart mıdır?

Bana uzak davranan insanları hayatımda barındırmamın bana da bir faydasının olmayacağı düşüncesindeyim. Samimiyet önemli. Sınırı,çizgiyi,doğruyu aşmadan. Sözlerinde,gözlerinde,özünde samimi olmalı. 

4- Birine iyi bir insan dediğinizde,hangi yönleri bu tespitinizde ağır basar?

Bana ve sevdiklerime karşı dürüst,merhametli,saygılı oluyorsa. Yeri geldiğinde çevresiyle paylaşmayı,paylaşabilmeyi bilen bir kişi olabilir.

5- Dokunmak nedir sizce? İki manasıyla da rica etsem...

Kişinin sözleriyle kalbinize,zihninize,gözlerinize dokunması. Ruha hitap etmesi bence. Sevgiyi belli etme şekillerinden biri de olur dokunmak. Zor zamanınızda ağlayacak bir omuz ya da sarılacak sizi teselli edecek birileri dokunur size. Ya da mutlu bir gününüzde sevdiklerinizle kucaklaşırsınız. 

6- Fedakar mısınız?

Kendimi fedakar biri olarak görürüm. Bazen çok da olabiliyor bu. Her şeyin dozu iyidir aslında. 

7- Birinin size iyiliği dokunsa minnet duygunuz sürer mi, o iyilik herhangi bir terslikte referans olur mu? Yoksa?

Birinden bir iyilik görmüşsem o kişiye bir minnet duygum olur ve karşılıksız bırakmam bu duyguyu.  İnsanlardan iyilik gördüğümüz gibi kötülük de gördüğümüz oluyor elbette. Her ne kadar iyiliği dokunmuş olan birinden beni üzecek, kalbimi kıracak derecede bir kötülük görürsem o iyilik sönebilir gözümde.

8-  Sevgiyi bir iki cümleyle anlatabilir misiniz?

Sevgi cümlelere sığmaz bence. İnsanın kalbinde,gözlerinde,ruhunda yaşanır sevgi.. Karşılık beklemeden çıkarsızca ve koşulsuzca sevmek, sevilebilmek. Sevgi, sevdiklerinizin gözlerinde yaşadığınızı görmek,hissetmek. Sevgi,birlikte gülmek,birlikte ağlamak,birlikte heyecanlanmak,birlikte hüzünlenmek...Sevgi,bir olmak.


19 Temmuz 2017 Çarşamba

POSTCROSSING | KARTPOSTAL GELDİ !



Merhaba merhabaa! Kartpostal serüvenim, bir yenisi daha Güney Kore'den gelenlerle büyümüş oldu. Aslında bu ilk kartpostalım değil oradan. Çünkü öncesinde mektup arkadaşlarım olmuştu Kore'den. Sadece mektuplaşmakla kalmayıp,kartpostal ekleyen de vardı mektubuna. Böyle ufak sürprizler iyi oluyor :)

Bu sefer 1 değil tam olarak 3 kartpostal geldi. Üstelik ülkesinin bozuk paralarına da göndermiş. Bozuk para koleksiyonu yapmıyorum tabi ki 😇 . Bir defaya mahsus o ve ben kendi ülkemizin bozuk paralarını göndermiş olduk. Gönderen arkadaşımın ismi Dong-Eun. Kore'den kucak dolusu sevgiler göndermiş bizlere! Türkiye'den bahsetmiş kartpostalında. Çok seviyormuş ülkemizi. Kore ile olan dostluğumuzu yazmış. Kardeş ülke demiş bizim için. Ara ara korece de yazmış ama korece bilmediğim için onlar hakkında pek bir şey diyemeyeceğim. 



Kebap,dondurma ve lokumu çok seviyormuş. Bildiğim kadarıyla bize has şeyler orada da satılıyor ki kartpostal gönderen arkadaşım denemiş. Çok lezzetli olduklarını da eklemiş. Birgün Türkiye'ye gelmek istediğini de belirtmiş. Şu ana kadar tanıştığım her Koreli gelmek istiyor ülkemize. Ama henüz hiçbir arkadaşım gelmiş de değil. Ama diyeceğim şu ki; kartpostal göndermek ve sonrasında sana ulaşması ha-ri-ka!

18 Temmuz 2017 Salı

İSTANBULDA YAĞMURLU BİRGÜN



Günaydıınn!
Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor İstanbul'a. Bu en çok sokak hayvanlarına ve bitkilere yaradı sanırım. Şanslıyız ki başımızı sokacak bir yuvamız var. Yağmurlu günleri önceden sevmezken ben şu an seviyorum. Meğerse yağmuru izlemek, ellerinde hissetmek, toprağa düşen temiz havayı solumak ne güzel!

Yağmur yağdığında sizin de aklınıza şu tekerleme gelir mi?

Yağmur yağıyor,seller akıyor
Arap kızı camdan bakıyor.

Bunun ardındaki hikayeyi hep merak etmişimdir. Geçmişten süregelen ırkçılık ile ilgili bir hikaye mi yatıyor acaba bunun altında?


 Bugünümüzün güzel bir gün olması dileğiyle.


17 Temmuz 2017 Pazartesi

DİPLOMALARIMI ALDIMM !



Belki bugün kimi için yeni şeylerin başlangıcı olduğu bir gündür. Belki de bazı şeylerin bittiği bir gündür. Ya da mutlu geçen bir gün olmuştur. Veya aksiliklerle dolu kötü bir gün. 

Benim bugünüm, mutlulukla,sevinçle geçen önümde oluşacak yeni başlangıçlara adım atacağımı hissettiğim gün. Bu satırları okuyorsan benim bu günüme şahit olacaksın az sonra. Hazır mısın?

Artık öğrencilik hayatım bitti. Bugün Marmara Üniversitesi'ne formasyon diplomamı almak için erkenden yola koyuldum. Ufaktan ufaktan heyecan da vardı içimde. Formasyon diplomamı aldım ve okulun bahçesine çıktım. Şöyle dönüp ardıma baktım. Bir yılım burada iyi kötü geçti. Hoşçakal Marmara benim hikayem bu kadardı dedim içimden, gülümsedim ve asıl okuluma geçici mezuniyet belgemi almak için tekrar yola koyuldum.


Okuluma geldiğimde bir sürü stant kurulmuştu. Okulun tanıtımını yapan öğrenciler vardı. Ama okul bomboştu. Geçici mezuniyet belgemi almak için giriş kartımı teslim ettim ve imzaları atarak aldım belgeleri. Lobide oturdum biraz. Burada da dört yılım geçti. Son yılım streslerle,tezimle,bazı aksiliklerle dolu olsa da güzel günlerim de oldu. Bir ara sesli sesli artık resmen bittii, mezunumm diye bağıracaktım ama frenledim kendimi. :)

Üsküdar'da kahvaltı yaptık. En sevdiğim öğün kahvaltı. 💗 Uzun uzun sohbet eşliğinde yapılan kahvaltıları çok severim. Kahvaltının ardından postaneye gittim ve Malezyalı arkadaşımın hediyesini gönderdim. Yol üzerinde iki tane kedi gördüm. Bir anne bir de yavru kedi. Biraz ürkerek yanlarına gitsem de anne kedi onları sevmeme izin verdi. Yavru kediyi ellerime alınca mır mır mırladı. Sonra annesinin yanına bıraktım onu. Güle güle dedim. 


16 Temmuz 2017 Pazar

SENCE ?



İnsanların çevresinde dostum,arkadaşım diyeceği birileri olmuştur ya da vardır muhakkak. Şu yaşıma kadar birçok arkadaşım oldu. İlkokulda,ortaokulda,lisede,üniversitede. Annem küçüklüğümden beri arkadaşlarımı doğru seçmem konusunda telkinlerde bulunur. Kimileri geldi geçti kimilerini ise ben sildim hayatımdan.

Arkadaş seçiminin kişinin kendi hayatını etkileyeceğine çok inanırım ben. Ama şu an hayatıma bakınca çevremde dostum diyebileceğim kimse yok. Son bir senedir kendi kabuğuma çekildim. Arkadaş konusunda biraz şansız olabilir miyim bilmiyorum. Çocukluğumdan beri kimle bir yakınlık kursam, en yakın arkadaşımı buldum işte desem sonradan biri çıkıyor ve en yakın arkadaşım dediğim kişiyi benden alıyordu. İnanır mısınız bu üniversite hayatımda bile oldu. Sorunu kendimde aramadım hiçbir zaman. Şöyle düşünüyorum, demek ki benim kendime yakın gördüğüm kadar o kişiler beni kendine yakın görmemiş. Ya da hayatın meşguliyetine kapıldığınız bir zamanda niye mesaj atmıyorsun tarzında gelen ithamlar. Ben atamıyorsam sen at ama dimi? Hep bir beklenti ve dayatma içerisinde olmalarını da anlamıyorum. 

Üniversite hayatımın son döneminde bu samimiyetsiz kişileri hayatımdan çıkartarak kendime yeni bir sayfa açtım. İnsanlar bana dıştan bakınca çok yalnız takılan biriymişim gibi gözükse de aslında yalnız değildim. Elbette beni çıkarsızca seven, menfaat aramayan insanlarla bir sosyal hayatım oluyordu. Günümüzde çoğu insan ilişkilerinin arasında bu gibi duygular yok mu zaten? Al gülüm ver gülüm misali. Çıkarsızca sevmek sevilebilmek ne güzel bir nimet. Şu an en güzeli doğru anı beklemek. 
Güzel günler! :)



15 Temmuz 2017 Cumartesi

EVİM EVİM GÜZEL EVİM



Sabah yola çıktık İstanbul'a dönmek için. Tatil güzel hoş da en zor kısmı döndükten sonra valizleri açıp kıyafetleri ayırmak ve yerleştirmek, ütülükleri bir kenara sıralamak sanırım. Bugün dönmeme rağmen henüz o kısma girişmeye cesaret edemedim doğrusu :') Gittiğiniz mekan şartlar bakımından nasıl olursa olsun insanın evi gibisi yok. Çok şükür evimdeyim. 


Eve dönüş yolculuğumuzda yine bir sürü mısır ve ayçiçeği tarlaları gördük. Ve babam bir tanesinde durdu. Ben arabadan büyük bir heyecanla indim tabii ki :) Hava bulutluydu. Güneş kendini sakladığından dolayı ayçiçeklerinin boynu büküktü biraz. Hiiç sorun değil, tabii ki geçtim ortalarına fotoğraflar çekindim.  ^-^ Sonra kendim resimlerini çektim. Babamı daha fazla bekletmeden yolculuğa devam ettik kaldığımız yerden.



İstanbul'a vardık. Bir müddet sonra Avm'ye gitmek için çıktım evden. Saatimi pil değişimi için iade etmiştim. Geldiğine dair mesaj gelmişti birkaç gün öncesinden. Hem de hazır gitmişken Malezyalı arkadaşımın hediyesini almayı geçirdim aklımdan. Saatimi de hediyeyi de aldım. Şimdi günün dinlenme kısmına geçiyorum ben. Sevgiyle kalın, hoşçakalıınn!







14 Temmuz 2017 Cuma

BUGÜN SON GÜNÜM



İstanbul'dan uzak başka bir ilde tatildeydim bir haftadır. Bu tatil yarın bitecek ve o kalabalığa tekrar geri döneceğim. Bir bakıma iyi geldi bu tatil bana. Hatta bugün bir ilk bile gerçekleşti hayatımda. Bu yazımı okuyorsan birazdan hepsini paylaşacağım seninle de.

Dedim ya son günüm bugün tatilde. Akşam yemeğini dışarıda doğayla iç içe yiyelim dedik. Hem şelale de vardı. Keyfini çıkarmalıydık bu güzel manzaranın. Bir piknik alanına gittik. Sessiz sakindi. Mangalımızı yapmak için ızgaramızı getirdiler. Babam ızgarayı yaparken çevrede yürüyüşü çıktık.





 Ben gökyüzü resimlerini çekmeyi çok severim. Özellikle ağaçların dalları, o yeşil rengi, gökyüzünün mavisiyle buluştu mu, izler dururum. Fotoğraf makinemi de yanımda getirmiştim. Hatıra kalması için birkaç poz çekip anı gezi defterime yapıştırmayı düşündüm. İnstax minilerin en güzel özelliği bu sanırım. Çektiğiniz fotoğrafın anında elinizde oluşu. Ben bu makineyle en güzel resimlerimi akşam dışındaki öğünlerde çekebiliyorum. Ne yazık ki birkaç pozum akşam karanlığının kurbanı oldu. Tam olarak çözebilmiş değilim bu makineyi. Gelelim bugüne. Bugün bir sürü doğa resmi çektim. İşte bu da onlardan biri.



Bugün hayatımda bir ilki yaşadım. Kaldığımız yere dönerken yol üzerinde yerli halktan iki teyzeyi gördük keçileriyle birlikte. Hayatımda hiç keçi sevmemiştim. Yol kenarında durduk ve arabadan indik. Teyzeler çook cana yakındı. Hemen bir keçi yakaladı bizim için. İlk başta ürksem de biraz sevmeye alıştım keçileri. Sonra annemle birlikte  teyzelerle sohbet ettik biraz.  Teyzenin biri de kızım çekin çekin resimlerini dedi. Biz de çekmez miyiz,hemen çektik :') Heidi'nin keçileri geldi aklıma şimdi.
Ben yarın İstanbul yolcusuyum,bugünüm böyleydi.

Hoşçakalınn!!




13 Temmuz 2017 Perşembe

MALEZYALI ARKADAŞIMIN DOĞUM GÜNÜ


Bugün özel bir gün. Yaklaşık üç yıldan beri mektuplaştığım Malezyalı arkadaşım Nana'nın doğum günü.  İkimizde farklı ülkelerde yaşasak da birbirimizi yüz yüze göremiyor,konuşamıyor olsak da üç yıldır mektuplarımızla veya mesaj üzerinden konuşur sohbet ederiz.

Sabah uyandığımda bir doğum günü mesajımı gönderdim onun için. Aslında çoktan mektubu ve doğum günü kartı hazır ama İstanbul'dayken hediyesini gönderemedim. Şu an da başka bir ilde olduğum için dönüşümde göndermeyi düşünüyorum.

İyi ki  tanımışım Nana gibi bir kişiyi. Çok sevecen,düşünceli,cana yakın,tatlı mı talı bir arkadaş o. Hatta çoğu kez birbirimize kız kardeşim diye de hitap ettiğimiz olur. İyi günlerimizi paylaşmamızın yanı sıra zaman zaman birbirimizin dert ortağı olduğumuz günler oldu. Hepsi iyi ki olmuş. En uzun soluklu mektup arkadaşlarımdan biri Malezyalı arkadaşım. Hep bir hayalimiz var. O, İstanbul'a gelmeyi ve benimle tanışmayı,vakit geçirmeyi istiyor. Benimde bir hayalim var elbette. Malezya'ya gidip onunla tanışmak ve vakit geçirmek gibi. 

Belki bir gün yeni bir yaş gününü birlikte yan yana kutlarız Nana. Doğum günün kutlu olsun! 

Selamat Hari Lahir!!


12 Temmuz 2017 Çarşamba

ÜLKE ÜLKE PULLAR #5 GÜNEY KORE




Güneşli bir günden merhabalar! Tatilimin bitmesine sayılı günler kalsa da keyfini çıkartmaya çalışıyorum şu günlerde. Küçük ve mütevazi bir pul koleksiyonum var. Annem lisedeyken onun da varmış pul koleksiyonu. Küçükken kız kardeşimle annemin pul defterini gizlice açar bakardık. Gizlice diyorum çünkü annem zarar gelmesini istemezdi pul defterindeki pullara. Bazen de annemle birlikte açıp bakardık. Çok ilginç gelirdi bize o pullar. Farklı ülkelerden gelmesi gibi. 

Pul koleksiyonumdaki ülkelerden biri de Güney Kore. Geçen yıl bir koreliyle tanışıp mektuplaşmamla birlikte daha da arttı bu ülkeden gelen pullarım. Gerçi şu an oradan mektuplaşmayı sürdürdüğüm sadece bir kişi kaldı. Başka bir arkadaşım daha vardı ama onunla irtibatımız bir şekilde kesildi. Velhasıl, şu ana kadar mektuplaştığım koreli arkadaşlarımdan gelen pullar bu şekildeydi. 

Şimdiden huzurlu akşamlar!







11 Temmuz 2017 Salı

YOUTUBE VİDEOLARI NE KADAR FAYDALI ?




Youtube sayesinde insanlar, birçok kişiye kolaylıkla ulaşma ve popüler olma fırsatı bulabiliyorlar. Youtube bu şansı bize sunsa da kaliteli içerik oluşturma konusunda insanların sıkıntı çektiği kaçınılmaz bir gerçek. Elbette kimse kimsenin içeriğine karışamaz ama bu videoları izleyen bir genç kuşak olduğu da bir gerçek. 

Şöyle bir düşününce, acaba okumayı seven ve bir şeyler yazmayı karalamayı deneyen bir nesil var mı önümde diye bakınca pek de iç açıcı bir durumla karşılaşmıyorum. Youtube da gezindiğimde koca koca adamların onlara yapılan yorumlar doğrultusunda hareket ettiklerini,görünüşlerini bile onlar doğrultusunda değiştirdiklerini hatta şu kadar abone olunca şunu yapacağız ya da şu kadar like atınca bunu gerçekleştireceğiz gibi vaatler sunup prim yaptıklarını anlamamak kaçınılmaz bir gerçek. Hemen hemen her kuşak youtube kullanıyor. Buna ben de dahilim. Elbette saçma sapan video yükleyenlerin dışında sağlıklı ve kaliteli içeriğe sahip video yükleyen yotuberlar da mevcut. Ama insan olarak, çoğunluk veya popülarite nerede daha fazlaysa ister istemez o tarafa daha çok yönelmeye meyilli olabiliyoruz. Çocukların youtube bağımlı hale geldiklerini ne kadar görebiliyoruz?

Bu konuda önce aileler mi bilinçlendirilmeli yoksa çocuklar mı? 






10 Temmuz 2017 Pazartesi

FARK ETTİM Kİ KARTPOSTALLAŞMAYI ÖZLEMİŞİM


Güzel bir yaz akşamından merhaba herkese!
Başlıktan da anlaşıldığı gibi bugün biraz kartpostallaşmak hakkında sohbet edeceğim sizlerle.

İlk kartpostallaştığım zamanlarda,kartpostalın arkasına bir şeyler yazmayı ya da pul yapıştırmayı pek önemsemezdim. Yeni başladığım zamanlardaki acemeliğime veriyorum bu durumu. Bana göre boş göndermektense arkasına bir iki cümle yazmak bile önemli. Zaman geçtikten sonra kimden geldiğine dair ipucu taşır böylelikle. Ya da bir şey anlattıysa okuduğunda alıp götürür seni yaşadığı yere. 

Pul yapıştırmaya da önem vermezdim ilk zamanlarda. Hem çok pahalı olmasından kaynaklıydı hem de acemiliğimdendi sanırım. Her ülkenin kültürü,dili,inancı,yaşam tarzı farklı. Pullarda da bu farklılıkları görmek,fark etmek epeyce mümkün oluyor. Çünkü o ülkenin kültürünü yansıtabiliyor. Kartpostala yazı yazmaya ve pul yapıştırmaya özen göstererek gerçekleştiriyorum. İnstagramı kapattığımdan beri uzunca bir zamandır bıraktım kartpostallaşmayı da.. Kartpostal almayı,bir şeyler yazıp sahibine göndermeyi özledim sanırım. Bu yazımda bunu fark ettim. Belki yakın zamanda tekrar başlarım,belli mi olur? :)




9 Temmuz 2017 Pazar

DERE



Birkaç gündür İstanbul'un kalabalığından,şehir hayatından uzak bir yerdeyim. Bir nevi küçük tatil kaçamağı yapıyorum. Öğleden sonra bir mesire alanına doğru yola koyulduk. Ormanlık alana girince sağlı sollu her iki yanımız ağaçlarla çevriliydi. Yavaş yavaş seyir halinde çekirge sesleriyle manzaranın keyfini sürdüm. Yol boyunca dikkatimi çeken ölmüş insanların hayrına yapılan çeşmelerdi. Biz de su içmek için bu çeşmelerden birinin önünde durduk.

Mesire alanına geldik. Biraz yürüyüş yaptık. Sonra ormanlık alanda bulunan dereyi takip ettik. Derenin içinde irili ufaklı bir sürü taş vardı. Taşların üzerinden sırayla geçtik. Bir an dereye düşeceğim diye korkmadım değil çünkü taşlar sallanıyordu ama düşsem sadece suyun soğukluğunu hissederdim herhalde. Su çok berrak ve ışıl ışıldı. Güneşin vurduğu taşlar parıldıyordu. Sonra iki tane küçük çocuk geldi ve derenin içinde suyun tadını çıkarttılar. Çocuk olmak vardı. :)




8 Temmuz 2017 Cumartesi

BLOGUMDA YENİLİKLER



Birkaç gündür aklımda olan bir şeyi yaptım az önce. Biraz vaktimi alsa da sonuçtan memnun kaldım ben. Blogumda bulunan etiketler kısmımı düzenlemek istiyordum. Daha az kategoriye indirip,ortak ya da benzer yayınları aynı etikette toplamamın zamanı gelmişti. Hatırlıyorum da blogumda daha yeniyken, ilk zamanlarda çok karmaşık geliyordu bu işlemler. Blogun tasarımı,etiketleri düzenleme,sayfa tasarımı falan. Sonra zamanla deneme yanılma yoluyla öğrendim.


Blog temamı da ilk açtığım yıldan beri yani 2015'den beri kullanıyorum. Bu temayı ilk gördüğümde çok sevmiştim. Ve hiç değiştirmedim. Aslında birkaç tema baktım. Fikir edinmek için. Sonuç olarak temamı değiştirmedim. Her blogun kendi yazarını, yazılarının dışında blogunun temasıyla da yansıttığını düşünürüm ben. Bu temayı biraz daha kullanacağım gibi gözüküyor.

Bir yaz akşamından sevgiler!




7 Temmuz 2017 Cuma

MISIR TARLASI



Bugün ayçiçek ve mısır tarlalarının önünden geçtik. Sabahın erken saatlerinde tarlada çalışanlar ilişti gözüme. Sade gözüken çalışma hayatlarına imrendim birazcık. Tarlada bir şeyler ekip biçmek ve hasat sonunda ektiğinin karşılığını almak hem eğlenceli hem de güzel bir his olsa gerek. 

Çocukluk zamanlarımı hatırlattı bu tarlalar bana. Anneannemlerin küçük,mütevazi bir bahçeleri vardı Bursa'da. Bahçe olunca meyve ağaçları,sebzeler olmazsa olmazları haline geliyor. Ekilmiş ayçiçeği olmasa da mısırları vardı dedemin bahçesinde. Anneannem nasıl kopardığını gösterirdi ilk. Mısırı gövdesinden ayırırdı. Sonra ben de denerdim. En sonunda topladığımız mısırları yapraklarından ayırır ve ucundaki püskülleri koparırdım. Sonra bahçede buz gibi akan tulumbada yıkardık onları. Tencereye koyulurdu haşlanmaları için. Sabredip beklerdik. Ara ara yoklardık pişti mi diye :) 




6 Temmuz 2017 Perşembe

SEVİYORUM SENİ MİNİSO




Miniso mağazısından bahsetmiştim önceden de sizlere. Japon ve Kore ürünlerinin satıldığı bir yer. Bu mağaza sizi Japonya'ya götürüyormuş gibi hissediyorsunuz. Bugün Miniso'ya gittim. Yine her ürünn çok çok güzeldi. Her ay bitmeden reyonlar yenileniyor sanırım. Çeşit çeşit farklı farklı ürünler geliyor buraya. Üstelik çalışanlar çok kibar ve ilgililer sizlerle. İçeri girince her reyonu tek tek gezesi geliyor insanın. Peluş oyuncaklar gelmişti. Hepsi birbirinden sevimliydi. Yaşım kaç olursa olsun peluş oyuncakları hep seveceğim sanırım. Hatta bir peluş bile aldım ama kız kardeşime. Geçenlerde doğum günüydü. Fırsatını bulmuşken ve karşıma çok mu çok şirin bir şey çıkmışken hemen aldım. Miniso sevdiğim yerlerden biri olmayı çoktan başardı bile. Başka bir tane de kendime alacağım sanırım.🙈😇 


5 Temmuz 2017 Çarşamba

İLK İŞ BAŞVURUMU YAPTIM



Bugünkü planda 2 yere iş başvurusu yapmak vardı ama 1 yere yaptım sadece. Başvuruları düşündükçe gece uyku bile tutmamıştı beni. Kafamda cümleler,düşünceler dolaşıp durdular. Sabah mutlulukla uyandım hatta öyle komik ve saçma bir rüya gördüm ki ona bile uyanınca kendim güldüm. Her şey böyle yolunda gidince biri kalkar gününüzü mahveder ya, işte öyle birisi mahvetti bendeki o enerjiyi,mutluluğu. İş başvurularıma giderken içimde hiçbir istek,merak,heyecan kalmadı. 

Bindiğim otobüsten indim ve geri dönmek için evin yolunu tuttum. İneceğim durakta da bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi vardı. Aslında aklımda hiç oraya başvurmak yokken cesaretimi topladım ve girdim içeri. Şansımı denemek istedim. Kısacası ilk iş görüşmem bana göre çok güzeldi. Evime olan yakınlığı ve okuduğum bölüme ek olarak almış olduğum pedagojik formasyonum aramızda geçen konuşmaya göre artı puan almışım gibi hissettim diğer başvuranlara nazaran. Kurum sahibi kartını verdi görüşme sonunda ve sizi iki hafta kurumumuzda gözlemlemeyi isteriz dedi. Ama daha net bir şey belli değil. Yeni eğitim-öğretim yılında yani Eylül'de kesinleşecek bir ikinci görüşmenin olup olmayacağı. Bekleyip göreceğiz artık.. 


BEKLENEN GÜN




Günaydınn!
 Gün başladı bana. Bugün büyük gün. İki yere iş başvurusu için görüşmeye gideceğim. Biraz meraklı biraz heyecanlıyım aslında. İnşallah güzel geçerler. Detayları eve geldikten sonra anlatırım sizlere de.

Postaneye de uğramam gerekiyor bugün. Malezyalı arkadaşımın doğum günü yaklaştı. 13 Temmuz'da. Ona ufak  bir hediye alıp mektubuyla beraber göndermeyi düşünüyorum.  Çok koşturmalı bir  çarşamba olacak. 







4 Temmuz 2017 Salı

MERHABA



Bugün günlerden 4 Temmuz Salı. Sıcak havalar kavururken bizi İstanbul'a dün gece yağmur ve serin hava düştü. Bugün biraz daha serin ve rahat hissediyorum. Birkaç gündür aşırı nemden dolayı çok bunalmış hissediyordum.

 Dün akşamüstü bir alışveriş merkezine gittim. Ayakkabı arayışı içerisindeydim bir süredir. Aradığımı bulamadım ama. Bende genelde şöyle oluyor. Sizde de oluyor mu bu? Bir şey almak istiyorsam alışverişe çıktığımda bulamıyorum ve hiç ummadığım bir zamanda onu aramazken karşıma aradığım şey çıkar genelde. Ayakkabı isteğimi erteledim böylelikle.

Bugün biraz odamızı toparladık. Aslında yeniden düzen verdik bazı eşyalarımıza diyebilirim. Mektup arkadaşlarımızdan gelen kırtasiye eşyalarının fazlasıyla mevcut olduğunu gördük. Yakın zamanda bir çekiliş yapma düşüncesi var aklımda,bakalım kısmetse olacak :)

Bol keyifli günler!






3 Temmuz 2017 Pazartesi

MEKTUP ARKADAŞLIĞI İÇİN 5 GÜZEL NEDEN



1. Yeni ve farklı bir şeyler yap. Bir mektup arkadaşı bularak yeni bir başlangıç yapabilirsin.

2. Bir amacın var artık. Masana otur ve satırlara yazı yazmaya başla.

3. Mektubunda başka birine kendinden bahsetmen,

4. Posta kutunuza mektup arkadaşınızdan bir mektup aldığınızda hissettiğiniz mutluluk.

5. Mektup ulaştığında ve satırları okuduğunuzda samimiyeti hissetmek.





Bu nedenler uzatılabilir aslında. Belki uzun yıllar sonra tamamen unutulacak mektuplaşmak. Ya da bir kağıda bir şeyler yazmak. 

1 Temmuz 2017 Cumartesi

MİM - YAZ İÇİN ÖNERİLER



Temmuzun ilk gününden kucak dolusu merhabalaaar!! Asıl yaz şimdi başladı bana göre. Çöl sıcaklıkları da kapıdaymış ülkemiz için. Bana sorarsanız çoktaan geldi bile! Haftasonu İstanbul'da termometreler 39 dereceye kadar çıkabilirmiş.

Sıcaklar bastırmış, tamamiyle yaz ayı gelmişse eğer bu havaya da uygun bir mim yapılır öyleyse. Sevgili Özlem yapmış olduğu bir mime beni de davet etmişti. Onunkini de okumak isterseniz buraya tıklayın.




Birpembesever'in yaz için öneriler listesinde yer alanlara bakalım mı şimdi de? 😊


1. Bu yaz dönemi içerisinde hiç dondurma yemeyen yoktur herhalde. Yaz meyveleriyle kendi dondurmanızı kendiniz yapmayı deneyebilirsiniz. Hem doğal hem eğlenceli hem de serinletici olacaktır.




2. Bir kitap listesi yapın. Yaza uygun bir kitap listesi olsun. Sizi neşeli, mutlu hissettirecek kitaplar. Benim kitap listem çoktan hazır bilee.





3. Yaşadığınız şehirde ya da başka bir şehir için gezi düzenleyin. Bol bol gezelim bu yaz! 







 

Birpembesever Template by Ipietoon Cute Blog Design