16 Ağustos 2017 Çarşamba

D VİTAMİNİ






Bugün yağmurlu bir sabaha merhaba dedi İstanbul. Kız kardeşimle saat 10.00'dan önce sağlık ocağına kan tahlili yaptırmaya gidecektik. Evden çıkmadan evvel biraz yağmurun dinmesini bekledik. Tam dindi dedik çıktık ve yağmurdan kaçarken doluya yakalandık. Yarı açık yarı kapalı bir telefon kulübesinin içinde yağmurun dinmesini bekledik. 

Bizim aile hekimimiz çok hızlı konuşur. Bazen bazı kelimelerini anlayamam ya da kaçırırım bu yüzden. İkinci kez sorduğumda kendimi kötü hissederim. Çok hızlı konuşan insanlar karşısında bütün konsantremi verip, alıcılarımı açıyorum. Ama yine de anlamadığım kelimeler oluyor hızlı konuştukları için. Kan tahlili yaptırmak istediğimizi söyledik ve ben d vitamini testi yapıp yapmadıklarını sordum. Doktor, yapıyoruz ama diyerek başladı hızlı cümleleri sıralamaya. Şu ana kadar kime yaptıysam d vitamini hep düşük çıktı. Sonunda kendime de yaptım bir d vitamini testi, benimki de düşük çıktı anlamadım gitti dedi. Sanırım millet olarak d vitaminimiz epey düşük. Sonuç olarak yaptıramadım d vitamini testini. Kan tahlillerimizin sonuçları yarın çıkacak. Bakacağız sonuçlara.

15 Ağustos 2017 Salı

MİNİATÜRK MÜZESİ



Miniatürk, İstanbul'u ziyarette bulunanların kesinlikle gitmesi gereken bir yer. Ülkemizde yer alan illerde bulunan birçok eserlerin minyatürleri bu alanda bizler için bir araya getirilmiş. Minyatür eserleri gördükçe oraya gitmiş kadar olamasak da bizlere o hissi az da olsa yaşatmışlar bu alanda. Batısından doğusuna, kuzeyinden güneyine kadar farklı farklı eserleri bir arada toplamışlar. Gezmekten çok keyif aldığım yerlerden biri burası. Ayrıca müzenin içerisinde hediyelik eşya dükkanları, Kristal Müze, Kurtuluş Savaşı'nı temsil eden minyatür maketler ve Atatürk Köşesi var. Giriş ücretleri de diğer müzelere göre daha makul fiyatlarda. Tam bilet fiyatları 7,5 TL, öğrenci iseniz sadece 3 TL. Şimdi, benim objektifime takılan resimleri sizlerle paylaşacağım. Keyifli okumalar! :)



Kız Kulesi, 1719'da Nevşehirli İbrahim Paşa tarafından İstanbul'da Marmara Denizi'nin üzerine yaptırılan taş kuledir. Tarih boyunca Kız Kulesi hakkında çeşitli rivayetler ve hikayeler dönüp durmaktadır. Bir gün bu konuya ayrı değinmek istiyorum. :)



Gitmeyi en çok istediğim yerlerden biri. Nevşehir'de bulunan Peri Bacaları. Eşine ender rastlanan Nevşehir'deki doğal oluşum, dünyada Kapadokya, Türkiye'de ise görüntüsünden ötürü Peribacaları adıyla anılır. İçleri Bizans döneminde Roma işkencelerinden kaçan Hristiyan papazları tarafından oyularak birkaç katlı kilise ve manastır haline getirilmiştir.



Çırağan Sarayı, 1872 yılında Sultan Abdulaziz tarafından yaptırılıyor. Bugün İstanbul'un en önemli otelleri arasında yer almakta.



Galata Kulesi, gittiğim yerlerden biri. Bununla ilgili burada yazı paylaşmıştım. 1348 yılına ait bir kule. 16 katlı, yüksekliği ise 62 metre. Kuleye çıkışta tabi ki asansörle sağlanıyor. Çıktığınızda sizi İstanbul manzarası karşılıyor. Görülmeye değer.



Sultan Ahmet Meydanı'nda yer alan çeşmenin adı, Üçüncü Ahmet Çeşmesi. Sadrazam Damat Ali Paşa tarafından  yaptırılıyor. Ayrıca bu eser Lale Devri'ni yansıtan eserlerden bir tanesi. Topkapı Sarayı'na girmeden evvel görebilirsiniz.








14 Ağustos 2017 Pazartesi

POSTCROSSING | GÜNEY KOREDEN KARTPOSTAL




Yeni bir kartpostalımla buradayım. Güney Kore'den gelen bu kartpostalın sahibi aynı zamanda da benim mektup arkadaşım olur. Mektuplaşmamızın dışında da birkaç kez birbirimize kartpostal göndermiştik. 



Kartpostalın arkasında önünde bulunan resmin neyi ifade ettiğini anlatmış. Hadi gelin birlikte bakalım ne yazmış Koreli arkadaşım. :) Bu kartpostal düğün temasını yansıtıyormuş. Evlenen kişiler sizin de görmüş olduğunuz gibi bir çeşit geleneksel kıyafetler giyiyorlarmış. Ön taraftaki resimde yer alan çizimin yanaklarında bulunan kırmızılıkların da bir anlamı varmış. Açıkçası ben allık falan sürülmüştür diye düşündüm. Ama onu yapma sebepleri özelmiş. '' Yeonji & Gongi '' diye anılıyormuş bu kırmızılıklar. Gelini kötü şeylerden koruyup, daha da güzel gösteriyormuş. Batıl bir inanç olduğu kesin. 🙊


Arkasında yazanlar böyleydi. Her ülkenin kültürü, inancı, yaşayış şekilleri, örf ve adetleri görüldüğü gibi farklı. Bu kartpostal ile yeni bir şey öğrenmiş oldum Kore kültürü hakkında.






12 Ağustos 2017 Cumartesi

AĞLAMAK







En son ne zaman ağladın? Ya da bir sıkıntın, kötü geçen bir günün ya da başka herhangi bir şey de olabilir mutlu anın gibi. Hiç rahatlamak için ağladığın oluyor mu? 

Mesela bizim toplumumuzda şöyle bir söz var. Çokça sık duyduğumuz bir söz.''Erkek adam ağlar mı? '' . Adamlık erkeklikle mi oluyor? Ya da sadece kadınlar ve çocuklar mı ağlar? Sorular çoğalıyor biliyorum. Ama ağlamak çok farklı bir duygu gibi geliyor bana. Çünkü herkes ağlayamaz. Öyle kolay kolay göz yaşı dökemeyen insanlar da vardır. Başkalarından utanan, bak ağlıyor demesinler diye kuytu köşe bir yerde ağlayanlar da var biliyorum. Niye ağlamak bu kadar soyutlandırılıyor ki. Oysa sokaklarda kahkahalar atmaktan ya da insan içinde gülümsemekten niye çekinmiyorlar dimi? Ağlamak, bir duygunun doğal bir yolla yansıtılış şeklidir. Ağlamak da gülmek kadar normaldir. 


Her insan hayatında bir defa bile olsa kalben gözyaşı dökebilmeli bence. Kalbin temizlenmesidir ağlamak. Zararsızdır. Nefes almak gibi normaldir aynı zamanda da... 

HACI ŞERİF İRMİK HELVACISI


İstanbul'a yolunuz düşerse uğrayacağınız yerlerden biri de muhakkak Eminönü olsun. Pasta malzemelerinden, çeyizlik ürünlerine, kıyafetlere, turistik-hediyelik eşyalara ve daha fazlasını bu civarlarda bulmanız mümkün oluyor.  Ama bir gününüzü ayırmanızı tavsiye ederim.


Aslında bugün gittiğim bir yerden bahsetmek istedim. Birçok şubeleri olan Hacı Şerif'in bir şubesi de Eminönün'deymiş. Hacı Şerif, dondurmalı irmiğiyle nam salmış bir mekan. İrmik helvasını da pek severimm. Ben de merak ettim ve yollara düştüm. Sadece yaz aylarında değil kış aylarında da irmiği dondurmayla birlikte sunuyorlamış. Dondurmalı irmiği koydukları üç farklı boyutta kapları mevcuttu. En küçüğünden itibaren sırayla 5-7-10 TL idiler. Yaz aylarında dondurmayı daha çok koydukları kanaatine vardım. Kış aylarında ise irmiği daha çok koyuyorlarmış. Ben çok şekerli buldum buranın dondurmalı irmiğini. Hem dondurma hem de irmiğe çok şeker katılmıştı. Gün boyu bol bol su içme ihtiyacı hissettim. Su içsem de bir türlü susuzluk hissi dinmedi. Bir daha gider miyim? Pek sanmıyorum. 

11 Ağustos 2017 Cuma

KIRMIZI PAZARTESİ | OKUDUKLARIM



kırmızı pazartesi


1982'de Nobel Edebiyat Ödülü almış bir kitap. Kitapta yaşanan bir cinayeti konu almış yazar. Ancak işlenen cinayetin gidişatı biraz farklı. Nobel ödülünü hak etmesi de sanırım buradan kaynaklı. Yazar Gabriel Garcia Marquez'in yaşadığı dönemde halkın bilmiş olduğu ancak hiç kimsenin buna engel olmadığı bir cinayet meydana geliyor. Yazar çocukluğunu geçirdiği kasabada meydana gelen cinayeti anılarında kalanlarla bir öykü halinde sunmuş bize kitabında. 


Kitapta çok fazla betimlemeler var. Birden fazla kişilere yer verilmiş. Bu yüzden yabancı isimlerin de epeyce olduğunu söyleyebiliriz. Bazen isimlerin karıştığı oluyor. Halk içerisindeki insanların  işlenecek olan cinayet hakkındaki anılarına da yer veriliyor. Santiago Nasar'ın öleceği bize kitabın ilk bölümünde söylenmiş olsa da kitap gizemini son ana kadar koruyor.  Aslında bu öykü sadece bir cinayetin perde arkası değil,  halkın bu vahşete sessiz kalmasının doğurmuş olduğu sonucu da ele alıyor. Günümüzde de birçok olaya sessiz ve tepkisiz kalmıyor muyuz? Bu öykünün, günümüz insanlarıyla benzerlikler taşıdığını fark etmeme sebep olduğunu söyleyebilirim.

10 Ağustos 2017 Perşembe

POSTCROSSINGE NASIL BAŞLANIR ?





Farklı ülkelerden ve şehirlerden kartpostallaştığımı bilmeyeniniz yoktur. 😊Kartpostal yazılarımı beğenmeniz ve severek okumanız beni bu yazıları yazmamda daha da teşvik ettirici oluyor. Bugün sizler için kartpostalaşmaya nasıl başlayacağınız hakkında bir yazı yazmak  istedim.



Kartpostallaşmaya başlamamız için ilk olarak birkaç çeşit kartpostal edinmemiz gerekiyor. Farklı çeşitlerde kartpostalları turistik mekanların yakınında bulunan hediyelik eşya satan dükkanlarda bulabilirsiniz. İstanbul'da yaşadığım için buradan örnekler vereyim. Eminönü, turistlerin bolca olduğu bir yer. Bu yüzden ara sokaklarda turistik eşyalar satan küçük dükkanlara rastlarsınız. Buralarda çeşit çeşit kartpostallar bulunuyor. Ama size hem ucuz hem de çok çeşitli bir yer daha önerebilirim. Sirkeci taraflarında iki katlı bir kartpostalcı var ve tanesi 25 krş. Buralardan kartpostalınızı temin edebilirsiniz.

                                          
Kartpostallarınızı aldıysanız gelin ikinci adıma bakalım. Ben kartpostallaştığım kişileri hep İnstagram üzerinden buluyordum. Bunu da arama kısmından #postcardswap ya da #postcardsswap şeklinde aratarak çıkan görsellerden beğendiğim bir kartpostal olursa altına yorum bırakıyordum. Öncelikle bu yazdığımız hashtaglerin türkçe karşılığı kartpostal takası demek oluyor. Bu şekilde aratmış olduğunuzda sizler gibi kartpostallaşmak isteyen dünyanın çeşitli yerlerinden insanlarla karşılaşmış oluyorsunuz. Beğendiğiniz bir kartpostal oldu diyelim. Yapmanız gereken kartpostalın olduğu görselin altına     ''May I swap?'' yazarak yorum bırakmanız. Takas yapmak istediğinizi de karşı tarafa söylemiş oldunuz. Geri kalan  konuşmalar DM yoluyla devam edebilir. Karşı taraf elinizdeki mevcut kartpostalları görüp beğenirse bunu dile getirir ve sonrasında ise karşılıklı olarak adreslerinizi isteyeceksiniz. İngilizce kısmında sorun yaşarım ben diyorsanız size google translate kullanmanızı tavsiye ederim. 


Önereceğim bir kartpostallaşma sitesi daha var sizler için. Bu siteyi araştırdım. Kullanması kolay,rahat ve anlaşılır geldi.  Öncelikle buraya tıklayarak siteye kayıt olun. Bilgilerinizi eksiksiz ve doğru girmelisiniz. Çünkü kartpostal takası yapacağınız kişiler profilinizdeki mevcut bilgileri esas alacaklardır. Bu siteyi kullanırken de bilmediğiniz herhangi bir ingilizce kelime olursa translate yardımıyla üstesinden gelebilirsiniz. Ya da bana mail yoluyla kartpostallaşma konusunda aklınıza takılan bir şey olursa sorabilirsiniz, yardımcı olurum.😊


Kartpostallaşmaya nasıl başlayacağınızı anlattım. Kartpostal nasıl yazılır ve gönderilir hakkında da yakın zamanda bir yazı daha paylaşmak istiyorum. Belki sizler için bir kartpostal yazıp, süslerim ve bunu adım adım görselleyip anlatırım. Keyifle okumanız dileklerimle,sevgiler!



9 Ağustos 2017 Çarşamba

AN İTİBARİYLE OKULÖNCESİ ÖĞRETMENİYİM





Güzel haberlerim var.  Bugün itibariyle okulöncesinde öğretmenlik yapmaya karar verdim. Her çocuğun eğitim öğretim yaşamındaki ilk basamağı olan okulöncesi dönemi büyük bir önem ve hassasiyet taşıyor. Bir gömlek düşün. İlk düğmesini yanlış iliklersen diğerlerinin sırası da karışır değil mi?  Okulöncesi evresi ve bir anaokulu öğretmeni olabilmek de bu denli mühim bir şeydir. Bir çocuğun 0-6 yaş arası dönemi kritik bir evredir bizler için. Bu yaş grubu içerisindeki bir çocuğa ne verirsen onu alır ve aldığını ileriki yaşantısında işleyecek hale getirir. 

Birkaç haftadır kafam gerçekten çok karmaşıktı. Kararsız bir haldeydim üstelik. Evet, önümde birçok seçenek vardı. Mezun olmakla rahata ereceğimi düşünsem de ileride ne olacağım ne yapacağım konusu içimi içten içten kemiriyordu. Daha öncesinde bir Özel Eğitim merkezinde öğretmenlik alanı için başvuruda bulunmuştum. Bu alanda çalışmayı da çok istiyordum. Zor ve çok sabır gerektirecek bir alan olsa da hala istiyorum. Belki ileride bir gün olabilir.

Bugün, bir anaokuluna iş başvurusu için görüşmeye çağrıldım. Görüşme güzel geçti. Ve şu anki koşullar ve şartlar anaokulunda çalışma fikrime daha yatkın geldi. Zaten okuduğum bölümle ilişkili tüm alanlarda çocuklar var. Sabırlı,güleryüzlü,paylaşımcı,fedakar hatta bazen de çocukla çocuk olmanız gerekecek. En önemlisi çocukları koşulsuzca sevmeniz. Bu alanda bir süre ilerlemeyi ve kendimi geliştirmeyi istiyorum. İnşallah çok güzel ve dolu dolu geçen bir süreç olur benim için. 

7 Ağustos 2017 Pazartesi

BUGÜN AY TUTULMASI SİZİ BEKLİYOR






7 Ağustos akşamı yani bugün ay tutulması bizi bekliyor. Çok kısa bir süre önce İstanbul'da ay tutulması başladı. Ay tutulması, yeryuvarlağının Güneş ile ay arasına girmesiyle Ay, yeryuvarlağının gölgesinde kalmasıyla meydana gelmiş oluyor. Bu güzel olayı seyre koyulup fotoğraflamak isteyenlere duyurmak istedim. Şayet ben çoktan bu güzel manzaranın keyfini seyre koyulmaya başladım bile. Huzurlu akşamlarınız olsun.

5 Ağustos 2017 Cumartesi

PANORAMA 1453 TARİH MÜZESİNİ GEZDİM



Bugün çok güzel bir müzeyi gezerek gezi defterime eklemiş oldum arda kalanları. Panoramik bir müze olan Panorama 1453 Tarih Müzesi, Fatih Sultan Mehmet Han'ın İstanbul'u fethetmesini çok güzel bir görsel şölenle ve ses efektleriyle burada bizler için sunulmuş. Şimdi gelin bir de benim anlatımımla bu müzeyi gezmiş oluun. 

Türkiye'de ilk, dünyada ise tamamı panoramik olan tek müze olma özelliğini taşıyor. Yapım aşaması yaklaşık olarak 3 yıl kadar sürmüş. İçeriyi gezip gördükçe ''Vay be'' diyesi geliyor insanın. Tarihi, İstanbul'un fethini ve resmedilenleri gördüğünüzde sanki fethin içerisinde gibi hissettiriyor size kendini. Resimler çok büyük bir itina ve özenle yapılmış. 6 Türk Ressam ve 2 İtalyan Ressam tarafından Panorama'nın içerisinde yer alan resimler yapılmış. Ayrıca bu müze bulunduğu konum itibari ile de şaşırtacak sizi. Şöyle ki müze Zeytinburnu ile Edirnekapı arasına yapılmış. Nedeni ise İstanbul'un fethi sırasında bu bölge arasında çokça şehit vermiş olmamız. Bu da müzeyi daha da değerli ve önemli kılıyor.




Biraz müzenin içini gezelim. Fetih sırasında Fatih Sultan Mehmet'in 21 yaşındaki hali resmedilmiş duvara. Kırmızı pelerini ile atının üzerinde olan Fatih Sultan Mehmet. Yanında da hocası olan Akşemsettin de var. Katıldığı savaşlara Akşemsettin Hocasını da alırmış yanına. Fetih bittikten sonra da dua ederlermiş topluca. 




Surların üzerinde Ulubatlı Hasan'ı görüyoruz. İstanbul'un fethinin başarıya ulaşmasıyla kırmızı bayrağı göklerle buluşturmuş.  Savaş kazanılırsa eğer yüksekçe bir yerden kırmızı bir bayrak dalgalandırılırmış. 


Ve bu esnada da Fatih Sultan Mehmet'in yüzü gökyüzünde belirmiş söylenen rivayetlere göre. Panoramik müzede buna da yer verilmiş. İşte gökyüzüne yansıyan Fatih'in yüzü.(Resme birazcık başınızı sağa eğip bakmanız gerekecek.)


Bu resim de müzeyi yansıtan bir maket. Çok emek verilmiş gerçekten.


Benim için çok güzel geçen ve bilgilerime yeni şeyler kattığım bir müze gezisi oldu bugün. Başka bir gezinti yazısında görüşmek dileğiyle öyleyse. Sevgiyle kalın,huzurlu ve mutlu pazarlar şimdiden!

4 Ağustos 2017 Cuma

KAHOGO NO KAHOKO







Uzun bir aradan sonra bir japon dizisine daha başladım dün. Temmuz ayında çıkmış farklı bir konusu olan Kahogo No Kahoko dikkatimi çekti. Konusu ise şöyle, üniversiteye giden Kahoko adlı bir kız vardır. Bu kız aşırı koruyucu bir anneye sahiptir. Ailesinin tek çocuğu olduğu için herkesin gözdesi olarak yetiştirilen Kahoko, aşırı iyimser ve saftır. Ayrıca kendi işlerini ve ihtiyaçlarını tek başına yapamamaktadır. Annesi onun için her şeyini önceden düşünür ve planlar. Dizide aşırı koruyucu  bir anne tutumunu göreceğiz. Ve bu tutumun meydana getirdiği sonuçları. Baba olaylara müdahale etmek istese de hep iç sesi ile çatışacaktır. Kahoka bir gün bir çocukla tanışacak. Bu çocuk da kendi karakterinin tam zıttı biridir. Eğlenceli, komik ve ailenin tutum ve davranışlarından ders çıkartılacak bir dizi.

3 Ağustos 2017 Perşembe

BİR PSİKİYATRİSTİN GİZLİ DEFTERİ | OKUDUKLARIM


Şu sıralar kitaplarımla da vakit geçiriyorum. Uzun zamandır okumadığımı ya da okumaktan uzak kaldığımı fark edince rafımda bekleyen yeni kitaplarımı okumaya başladım.  Dün bitirmiş olduğum bir kitap hakkında yazacağım bugün. Adından da anlaşıldığı gibi kitabın yazarı da bir psikiyatrist. Bize odasının kapılarının ardındaki konuşmalarını, yaşadığı olayları ve karşılaştığı ilginç, bir o kadar da sıradışı vakalarını, kariyer yaşamındaki merdivenleri tek tek tırmanışlarını anlatıyor bu kitabında.


Kitabın iki yazarı var aslında. Gary Small Psikiyatrist. İkinci yazar yani Gigi Vorgan ise yazarın eşi oluyor. Kitapta bize sunulan vakaların dışında Doktor Gary'nin zaman zaman Psikoanalitiğin babalarından sayılan Freud'a sıkça yer verdiğini ve Freud'un bakış açısıyla da vakalarını düşünüp tarttığını görüyoruz. Kitapta çok sıradışı hikayeler var. Ve kitabın vermek istediği mesaj, psikiyatristlerin deli doktoru olmadıkları. Çünkü kimi zaman kitapta da insanların bu bakış açısı ile baktıklarını görmekteyiz. Doktor Gary, kariyeri boyunca karşılaştığı vakalardan 15'ini bizler için bu kitabında toplamış. Akıcı, sürükleyici bir kitaptı. 

1 Ağustos 2017 Salı

BENİMLE BİR GÜN | ÇENGELKÖY YUSDO DONDURMA | KOREYE MEKTUP GÖNDERDİM


Bugün Çengelköy'de namı olan bir dondurmacıya gittik. Ama önce size günümün ilk kısımlarını anlatayım. Dün akşam Koreli mektup arkadaşımın hediyesini paketleyip bugün göndermek için hazırlamıştım. Öğleye doğru Üsküdar'dan Çengelköy'e geçebilmek için önce Üsküdar'a uğradık. Okul zamanlarımda gittiğim bir postane var burada. Oraya gittik. Ama sistemin biz gelmeden beş dakika öncesinde kapandığını ve girilemediğini öğrendik. Hiç keyfimizi kaçırmadan direkt Çengelköy'e geçelim dedik. Nasıl olsa başka bir gün başka bir postaneden de gönderebilirdim. Çengelköy'deki dondurmacıya vardığımızda oraya doğru yürüdüğümüz sırada bir postane ile karşılaştım ve böylelikle paketi göndermiş oldum.
Yusdo Dondurmacısı baya meşhurmuş. Kız kardeşimin sosyal medyada bu yeri görmesiyle, biz de gidip denemek istedik. Dondurmaların çok şekerli olmaması ve söylediklerine göre doğal olması bizi memnun etti. Zaten tadınca paketteki dondurma ile arasındaki farkı görüyorsunuz. Bu arada dondurmanın bir topu 2 TL idi. Bir gün yolunuz Çengelköy'e düşerse dondurmalarınızı alıp cadde üzerinde gördüğünüz herhangi bir ara sokaktan içeriye kendinizi atın, yollar sizi kısa bir sürede sahile çıkaracaktır. Sahilde oturup güzel İstanbul manzarasıyla baş başa kalacaksınız.


                              


 

Birpembesever