17 Ağustos 2018 Cuma

MY ANNOYING BROTHER






2016 yapımı, Güney Kore filmi. 
Komedi biraz da dram barındırıyor.
Doo Young, judo ile ilgilenen, annesi ve babası ölmüş abisi ise hapishanede olan bir çocuktur. Judo da çok iyidir. Bir sürü müsabakaya çıkar. Bir karşılaşması esnasında yapılan yanlış hamle sonucu yaralanır ve gözleri artık göremez.

Doo Young artık eskisi gibi hayat dolu ve neşeli değildir. Hayata küsmüş bir vaziyetteyken içeride yatan abisi aradan 15 yıl sonra tahliye olur.  Abisi eve döner ve kör olan kardeşiyle pek ilgilenmez. Araları çok da iyi olmayan bu ikili zamanla birbirleriyle yaşamaya alışırlar ve Do Young tekrar insanlar arasına çıkmaya başlar.

Abisi ilk başlarda aralarındaki ilişkiyi kendi çıkarları doğrultusunda kullansa da zamanla bir kardeşinin olduğu bilincinin farkına varır. Ve abi kardeş gezip eğlenirler. 

Doo Young'un koçu spora dönmesi için onu ikna etmeye çalışır ancak Doo Young, kör olduğu için bu teklifi kabul etmez. Abisi onu ikna etmek için uğraşacaktır.



Jo Jung Suk'un dizileri neredeyse hep komik ve eğlenceliydi. Bu film de öyle olmuş. Sürükleyici bir filmdi. Biraz dram olsa da izleyiciye verilmek istenen mesajlar etkileyiciydi.

16 Ağustos 2018 Perşembe

DEĞİŞİKLİKLER






Bugün bir öğrencimin vermiş olduğu bir cevap çok etkiledi beni. Çünkü şu ana kadar duyduğum en en güzel cevaplardan biriydi. Büyüyünce bir astronot olmak en büyük hayaliymiş. Merak edip nedenini sorduğumda ise bana ay ve güneşin resimlerini yakından çekmek istediğini söyledi.

Sonra bir dersime mezun olduğum üniversitede psikoloji okuyan 3.sınıf öğrencisi aldım. Stajyer olarak gelmiş. Mezun olmadan önce her alanı tanımak istiyormuş. Biz tanıştık, derken bana bu alanın zor olup olmadığını sordu. Ben de her şeyden önce çocukları sevmek gerektiğini ve onların her birinin kalbine dokunmak istediğimi belirttim. Çünkü bana göre önemli olan her biri için nasıl faydalı olabileceğim. Normal bir çocuğa bir kavramı ya da nesneyi 1 ya da 2 haftada öğretirken özel eğitimde bu süreç aylarımızı alabiliyor. Ben bunları anlatırken stajyer öğrenci gözleriniz dedi, anlatırken bile parlıyor. Utanmakla birlikte çok mutlu oldum. 🙈

Bir gün daha böyle geçti işte. Son olarak bazı değişiklikler yapmak istiyorum hayatımda. Kafamda bununla ilgili bir sürü düşünceler var. Kağıt kalem ile yazıya dökmem gerek. Huzurlu geceler!🌛

15 Ağustos 2018 Çarşamba

ANILAR VE ÖYKÜLER





Anılar ve Öyküler, Nurcan Ateş.

Bloglarımız sayesinde tanıştığım Beydanın Günlüğü blogunun sahibesi Beyda Abla ile mesafelere inat mektup arkadaşı olmaya karar vermiştik. Bu kitapla da onun sayesinde tanışmış oldum. 

Kitabın içerisinde iki üç sayfadan oluşan kısa kısa öyküler ve anılar var. Hatta bazıları yazarın kendi çocukluğuna ait. Hızlı biten ve akıcı bir üsluba sahip olan bir kitaptı. 

Aslında her öyküde hayattan bir kesit görüyorsun. Karakterler, duygular, hayatlar çok içten ve samimi bir şekilde yansıtılmış. 

Gerçek hayatta göreceğimi insanlara yer verilen bu kitapta birbirinden farklı öyküler ve anılar derlemi yazar. İlgiyle okuduğum kitaplardan birisi oldu.

14 Ağustos 2018 Salı

PANDORA




Pandora.
2016 yapımı Kore filmi.
HanByul adındaki nükleer santral, halkın istememesine rağmen şehir içindeki faaliyetlerini sürdürmektedir. Başroldeki adamın(Jae Hyeok) babası ve abisi bu santralde yaşamını yitirir. Tüm bu kötü olaylara rağmen halkın erkeklerinin bir kısmı ekmek parası için nükleer santralde çalışırlar.

Jae Hyeok, gün içerisinde olacaklardan habersiz nükleer santraldeki işine çalışmaya gider. Geçmişte alınmayan tedbirlerin sonucu o gün patlak verir ve santral içerisinde patlamayla birlikte korku dolu anlar başlar. Yapılan uyarılar ve haberler doğrultusunda başta şehir halkı olmak üzere tüm ulus ayaklanır. Ülkede tahliyeler başlar. Çünkü hiç kimse nükleer patlama sonucu yayılan radyasyona maruz kalmak istemez. 

Felaket yaşandığı sırada nükleer santralde mahsur kalan onlarca yaralı vardır. Tüm ülkede seferberlik ilan edilir ve arama kurtarma ekibi oluşturulur. Jae Hyuk zor bir kararla karşı karşıya gelecektir.

İzlemesi hoş keyifli bir filmdi. Başları biraz durağan geçse de sonradan filmdeki aksiyon ve gerilim sahnelerinde buluyorsun kendini. Oyunculuklar, yansıtılan duygular çok iyi. Konusu da ilgi çekici bir film.

13 Ağustos 2018 Pazartesi

MİM | ÇOCUKLUK ANISI





Çok güzel bir mime başlayacağız şimdi seninle. Bu mimi başlatan arkadaşımız sevgili Fatmanur, yapmış olduğu  miminde beni de mimlemiş. Nihayet cevaplama fırsatı doğdu. Aslında biraz düşündürdü bu mim beni. Çünkü konusu beni çocukluğuma alıp götürdü. Başlıktan da anlayacağın üzere çocukluk anımızı anlatacağız.


6 ya da 7 yaşlarındaydım. O zamanlar oturduğumuz evin bir bahçesi vardı. Bir gün evimizin bahçesine bir kamyonet geliyor. Babam, elimden tutup gözlerimi kapatmamı istiyor ve gözlerimi açıyorum karşımda boyanmayı ve kurulmayı bekleyen kocaman bir salıncak. O kadar mutlu oluyorum ki. Hala daha durur o salıncak bahçede.

Eskiden anneannemin evlerinde soba vardı. Kahvaltılarımızda ekmekler dilimlenip ekmeğin arkası önü sobanın üzerinde kızartılırdı. Aklımda nasıl yer edinmişse hiç unutmam. 😊 Vişne reçelini çok severim. Kızarmış ekmeğimizin üzerine tereyağı ve vişne reçeli sürer yerdik.

Bir de benim çocukluğum hep ağaçların tepesinde geçmiştir. En sevdiğim şeylerden biri ağaçların tepesine çıkıp meyve yemek olurdu. Ele avuca sığmayan bir çocukmuşum ben. Az biraz yaramazmışım da. Yaptığım yaramazlıkları hiç anlatmayayım. 😄

Mimi yapmayan herkesi mimledimm! 

12 Ağustos 2018 Pazar

İSTANBUL’A DÖNERKEN






Merhaba sevgili okurum,
Bu yazımı sana İstanbul’a dönerken yazmış oluyorum. 
Nerelerdeydin diye sorarsan eğer Bursa’da anneanne ve dede ziyaretinde olduğumu söylerdim.😊

Güne özgürlüğüne kavuşmuş masmavi bir muhabbet kuşunun balkonumuza konması ile başladık. O kadar güzel bir kuştu ki açıkçası sahibi için birazcık üzgün hissettim. 

Öğleden sonra bagçede mangal yapalım dedik. Babamlar mangalı hazırlarken biz de bahçede küçük bir gezintiye çıktık. Nerdeyse tüm yaz meyveleri olmuştu. Zaten Bursa diyince ilk akla gelen şeftalisi oluyor



 



Bahçede gezinirken çektiğim resimlerle baş başa bırakmak istiyorum senii.







                                             







Benim için kısa bir ziyaret olsa da anneannemin ve dedemin yüzünde tebessüm sebebi olabilmek çok mu çok mutlu edici. Bugünüm de böyleydi. 
Mutlu, huzurlu bir haftaya başlayabilmek dileğiyle.🌸🌸🌸














11 Ağustos 2018 Cumartesi

VEDA







Yaklaşık 8 aydır çalıştığım iş yerimde dün hüzünlü bir veda yaşandı. Çok sevdiğim bir öğretmen arkadaşım, istifasını vererek ayrıldı. Birlikte geçirdiğimiz dolu dolu birbirinden güzel günlerimiz oldu. Artık çalışmaya başlayınca insan ailesinden çok iş ortamındaki kişilerle vakit geçiriyor. Bazı insanlar oluyor ki o ortamı sana çekilmez kılıyorlar ama bazı insanlar da oluyor ki sana dost, arkadaş, sırdaş olabiliyor.

İşte bu öğretmen arkadaşım da ikinci kategoriye girenlerden biri benim için. Bu kadar kısa bir sürede sanki onunla yıllardır arkadaşmışız gibi hissettim. Hayatıma kattığı birçok güzel şey oldu. 

Bu sabah güne erken başladık. Aslında dünden, başka bir öğretmen arkadaşımla her şeyi hazırlayıp planladık. Küçük Çamlıca'da sabahın erken saatlerinde buluştuk. Bu mekanı diğer yeşil alanlara göre daha çok seviyorum. Çünkü hem çok büyük hem de çok sakin huzurlu bir yer.




Kalabalıktan ve trafik seslerinden uzak bu yemyeşil yerde kendi aramızda küçük bir sürpriz yaptık ayrılan arkadaşımıza. Güldük, eğlendik sonra doğa ile iç içe olan bu yerde biraz yürüyüş yaptık. Ve günümüze ördekler, kaplumbağalar da eşlik ettiler.😊





10 Ağustos 2018 Cuma

FAMILIAR WIFE





Başrolde olan Ji Sung'u, Kill Me Heal Me dizisinde oynamış olduğu birbirinden farkı 7 karakterde görme şansımız olmuştu. 
Şimdilerde yeni çıkan dizilerden Familiar Wife adlı dizide, sıradan bir hayata sahip olan bankacı adamın rolünü canlandırmakta. 

Ji Sung evlidir. Ama mutlu ve huzurlu bir yuvaya sahip değildir. İki küçük çocuğunun bakımıyla,okullarıyla,ev işleriyle hep karısı ilgilenir. Bu yüzden henüz genç olan karısı da erken yaşta hayata küsmüş bir şekilde yaşamını sürdürür. Bu durum ev ortamına da yansır. 

Hiç beklenmedik bir anda başroldeki adamın gençliğinde aşık olduğu ilk aşkı karşısına çıkar. O an için, geçmişe dönme şansı elde etmek ister. Çünkü geçmişte başına gelen bir olaydan dolayı ilk aşkıyla gerçekleştireceği ilk randevuyu kaçırır ve bir daha bu fırsatı elde etme şansı da olamaz.

Şimdi ki hayatından mutsuz olan bankacımız geçmişe dönme şansı elde eder. Ve çevresinde tanıdığı herkesin de hayatı onun istediği tercih sonucunda değişmiş olur.
 Şimdi Ji Sung, yeni seçimiyle yeni bir hayata başlamıştır.



9 Ağustos 2018 Perşembe

SULU BOYA GÜNLÜĞÜ





Yenilerde yapmış olduğum bir sulu boya çalışması. Biraz kendimi zorlayıp ileri seviye olan bir çalışma seçtim. Ama yapmaya başlayınca verdiğim kararın birazcık beni zorlayacağını da anlamış oldum.

Yine Jay Lee'nin bir videosunu açarak hiç denemediğim bir çiçek yapımını denedim. Daha koyu ve daha yumuşak tonlu renkleri bir arada kullanmaya çalıştım. Elimde olmayan renkleri, karışımlar yaparak elde ettim. Zaten sulu boya yaparken soft renkler elde etmek istiyorsan fırçanda su yoğunluğu boyaya göre bir tık fazla olmalı. 

Bir de bendeki defter bir resim defteri boyutunda. Kağıt israfı yapmamak adına sayfamı ortadan ikiye bir kağıt bantla ayırıyorum ve çalışmalarımı öyle yapıyorum. Sonra resmim bitince bantı çıkartıyorum.

Sulu boya çalışmaları izlerken ve yaparken bir şeyler öğrenmeye başladığımı fark ettim. Deneme yanılma yoluyla da bir şeyler öğrenilebiliyor. Bu resimde birkaç hatam mevcut ama ben yine de paylaşmak istedim.  🙈

8 Ağustos 2018 Çarşamba

GÜLİBRİŞİM






Bugün birçok kez yine fark ettim. Akıp giden zamanı. Hayatımda, ne geri getirebileceğim ne de ileri sarabileceğim zamandan bahsediyorum. Aslında hepimiz için geçerli bu.
Sence de zaman çok hızlı akıp gitmiyor mu? Sanki bir kırsala yerleşsem zamanım daha bereketli, verimli olacakmış gibi hissetsem de zaman, aynı her yerde derken buluyorum kendimi. Önemli olan kişinin zamanı nasıl değerlendirdiği, değil mi?

Eğer çalışan biriysen, belirlenmiş olan işe giriş-çıkış saatlerin, gün içerisinde uyman gereken kurallar ve bir programın varsa zamanı değerlendirmenin de pek bir önemi kalmıyor, tatil günlerinin dışında.


Bu arada görselde gördüğün ağacın adı Gülibrişim . İsmini öğrendiğimde çok şaşırdım. İlk defa duyup, görmüş oldum.
Kendi gibi kokusu da çok hoştu. Rengi de beni yansıtmıyor mu?😊

7 Ağustos 2018 Salı

İZNİK #2 | AYASOFYA CAMİ





İznik'te de bir Ayasofya Camisi olduğunu biliyor muydun? Gitmeden önce biraz araştırma yapınca orada da İstanbul'daki ile aynı ada sahip bir cami olduğunu görmüş oldum.

Bu yerin adı, İznik Ayasofya(Orhan) Cami olarak geçiyor.
İznik'in yerleşim yeri olarak kullanılmaya başlandığı zamanlarda ibadet mekanı olarak inşa edildiği tahmin ediliyor. Ayrıca Romalılar döneminde de ibadethane olarak kullanılmış ve 4. yy.'da bu kalıntılar üzerine kilise yapılmış.

11.yy'da bir deprem sonucunda mimaride önemli değişikler yapılıyor.
Orhan Gazi tarafından 1331 yılında İznik'in fethedilmesiyle camiye çevriliyor.


Bu gördüğün görseldeki alan, geçmişte yaşayan birçok Roma imparatorunun taç giyme törenine eşlik ettiği yer oluyor. Buna benzer bir alan da İstanbul'da yer alan Ayasofya Camisinde bulunmakta.


Eskiden kilise olarak kullanıldığı için bu alanda rahipler, incil hakkında konuşmalar yapıyormuş.

16.yy.'da bir yangın sonucu Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle, Mimar Sinan tarafından mimarisi değiştiriliyor. 

1920 yılında Yunanlılar tarafından yakıp yıkılan cami harap ediliyor. 2007 yılında ise yıkık vaziyette olan minare restore ediliyor ve caminin açık olan üstü kapattırılıyor. 6 Kasım 2011 yılında Kurban Bayramı namazında ibadete açılıyor.


Burası da Ayasofya Camisinde bir fotoğraf karesi. 
İznik'i gezince gözüme çarpan ilk şey tarihi yerlerin çok başıboş bırakılmış olmaları oldu. Açıkçası bu beni biraz üzdü. Ne bir güvenlik görevlisi ne bir yetkili gördüğümü söyleyebilirim. Böyle tarihi yerlerin ayrıca korunması ve üstüne düşülmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bugün sana gezimden anlatacaklarım bu kadardı.
Sevgiyle ve sağlıcakla kal sevgili okur! 😊




6 Ağustos 2018 Pazartesi

FARELER VE İNSANLAR





Fareler ve İnsanlar, John Steinbeck.
Yazarın en çok bilinen ve okunan kitaplarından biri olduğunu söyleyebiliriz. 
Yalnızlığa mahkum edilen ve hayatta kalma mücadelesi veren insanların yaşamlarını ele alan, farklı bakış açıları kazanmamıza yarayan bir kitap.

George ve Lennie çok yakın iki arkadaş. Yeri yurdu olmayan bu iki arkadaş çiftliklerde iş yaparak geçimlerini sürdürmektedirler. Lennie'nin zeka yaşı bir çocuğunkiyle eş değerdedir. Bu yüzden George, onu hep korur. Ne yapıp yapmaması gerektiği hakkında ara sıra tembihlerde bulunur.

Bu ikilinin arasındaki dostluk ve güven duygusu kaldıkları çiftlikteki diğer insanlar tarafından alay konusu bile olur. George ve Lennie'nin en büyük hayali ise bir süre bu çiftlikte çalışıp para kazanmak ve kendi topraklarını alıp mutlu bir yaşam sürmektir. 

Hayallerindeki araziye ve mutlu yaşama kavuşma düşüncesi günden güne Lennie'yi heyecanlandırır. Lennie, bu hayalini ağzından kaçırarak çiftlikteki bazı çalışanlara da söyler. Lennie'yi istemeyen ve dışlayan bazı insanlar da olur. İriyarı ve güçlü bir görünüme sahip olan Lennie bir gün başını büyük bir belaya sokar ve arkadaşı George zorlu bir seçim yapmak zorunda kalır.

5 Ağustos 2018 Pazar

İZNİK GEZİSİ #1 | YEŞİL CAMİ - ÇİNİLİ SAAT KULESİ









Bugünkü rotamızı İznik'e doğru çevirdik. Günübirlik bir gezi oldu. Bu gezimi sana da anlatmak için sabırsızlanıyorum sevgili okur. 

Gezeceğimiz yerleri dünden ayarladık. İznik'te nereler gezilir, ne yenir içilir biraz araştırmalar yapınca nihayet ortaya ufak bir liste çıkıverdi. Biz bir günü İznik'i gezmek için yeterli bulduk. Sana da tavsiyem, burayı gezmek istersen eğer bir gününü ayırman yeterli olacaktır.





Öncelikle gezeceğimiz tarihi yerler birbirine çok yakındı. Bu bize sıcak havada avantaj sağladı diyebilirim. Yürüme mesafesinde her yeri gezme şansımız oldu. 

Görselde gördüğün İznik'te yer alan Çinili Saat Kulesi.Yapımı henüz yeni olan bu saat kulesi dört yolun tam orta yerinde yer alıyor. Üzerinde birçok farklı desende çiniler var. Meydana farklı bir hava kattığı söylenebilir.







Yeşil Cami.
1378-1392 yılları arasında yapılan bu cami günümüze kadar gelmeyi başaran tarihi eserlerden biri. Caminin tek kubbesi kendi başına yeterince ihtişamlı ve göz kamaştırıcı. Çandarlı Halil Paşa tarafından Mimar Hacı Musa'ya yaptırılıyor.

Osmanlı sanatına, Selçuklu minare geleneğinin yansımasının en iyi örneklerinden biri olarak gösteriliyor.

Yeşil Camii adını turkuaz renginde çinili ve tuğlalı minaresinden almış. Erken Osmanlı döneminin tek kubbeli camileri arasında  en görkemli olanı İzmit'te yer alan Yeşil Camidir. 



Caminin içerisinde görülmeye değer zengin bir taş işçiliği yer almakta.



Yeşil Camiden çıktığımızda hemen karşısında İznik Müzesinin yer aldığını gördük. Ama ne yazık ki restorasyon çalışmaları olmasından dolayı bu yeri gezemedik. Sadece dışından bir fotoğraf karesi alabildim.

Bugünlük anlatacaklarım bu kadar. 
Gezmeyi sevin! Herkese de sevdirin. 😊

4 Ağustos 2018 Cumartesi

YOUR HONOR






Your Honor, Sayın Hakim.
İki farklı hayat süren iki erkek ikiz kardeş vardır. Bunlardan biri, çok saygın bir hayat yaşar. Çalışkan, azimli olmasıyla iyi bir hakim olmuştur. 

İkiz kardeşlerden diğeri ise ötekinin tam zıttıdır. Etrafta boş boş dolanır ve birçok suça da karışır. Sabıka kaydı epey kabarıktır. Birkaç defa hapse girip çıktığı da olmuştur. 
Bu iki kardeş çocukluklarından beri hiç iyi anlaşamazlar. Zaten anneleri de hep çalışkan olanı el üstünde tutar ve onu destekler.

Bir gün ikiz kardeşlerden hakim olan ansızın ortadan kaybolur. Bu durumu fark eden diğer kardeş, onun yerine geçer ve birden kendini adliye binasında bulur. Bu sefer suçlu olarak değil de bir hakim olarak insanların karşısına çıkar. 

Çevresinde hiçbir zaman görmediği saygınlığı ve ilgiyi görür ve kaybolan kardeşinin geri gelmemesini umut eder.







3 Ağustos 2018 Cuma

EVDE KAKTÜS BAKIMI





Kaktüsüm boy atmaya devam ediyor. Yaz ayından itibaren hızlı bir şekilde büyümeye başladı. Boyu uzadı. 😇 İnsan mutlu oluyor bu halini görünce. Çünkü neredeyse 10 ay oldu bu kaktüsü elime alalı. Hiç büyümeyecek diye düşünürken yaz mevsimi ile birlikte büyüme gözlemledim.

Bu süreçte birçok kaktüsümü de kaybettim. Bu kötü olsa da artık ne yapıp yapmayacağımı az çok biliyorum. Suya ne zaman ihtiyacı olduğunu, toprak değişimine ne sıklıkla ihtiyacı var anlayabiliyorum.

Yaz sezonuna geçmemizle birlikte kaktüsüme de 4-5 günde bir su vermeye çalışıyorum. Bir çay bardağının yarısı kadar. Su verirken gövdeye temas etmemesi önemli. Kaybettiğim diğer kaktüslerimin bazısı bu yüzden öldü.

Sonbahar-kış sezonunda ise ayda 1-2 kere su vermek yeterli oluyor. Zaten kaktüsün toprağına bakınca sana su ihtiyacının olup olmadığının sinyallerini belli ediyor. Akşam vakti suyunu verebilirsin. En iyi vakit olduğu söyleniyor. Bir de kaktüsleri direkt öğlen güneşine maruz bırakmamalısın. Çok etkileniyorlar direkt güneşe maruz kalırlarsa. Gün ışığı gören ve hava alan bir yerde olması yeterli.

Evet, aslında çok bakım istemeyen bir bitki olarak görünse de öyle olmadığını zamanla anlamış oldum. İnşallah birlikte çiçek verdiği günleri de görürüz.   

2 Ağustos 2018 Perşembe

MEKTUBUM ULAŞTII





Yorucu ve yoğun geçen bir günün ardından bir güzel haberle mutlu oldum.  Seninde bildiğin gibi geçen haftalarda Koreli arkadaşıma bir kutu göndermiştim. 

Bu sabah postam ona ulaşmış. Kore'nin posta servisinin hızına şaşkınım. Çok hızlı ve güvenli bir teslimat yapılıyor. Ayrıca her postaya da önem veriliyor. Bu kadar çabuk ulaşması beni epey memnun etti.

Göndermiş olduklarımın arasında lokum da vardı. Annesi lokumu çok seviyor. Daha öncede göndermiştim. Bu defa başka bir çeşidini gönderdim. Bunu da çok beğenmişler. Koreli arkadaşım sabah kahvesinin yanında yediğini de söyledi.

Eminönün'den İstanbul'u anımsatan bir mug almıştım. Şuan görselde görünce çok sevimli geldi gözüme. Sanırım kendime de bir tane alabilirim. 😊 Ve diğer hediyelik eşyalar da oradan alınmıştı. Hepsini çok beğenmiş. Beni en çok mutlu eden de bu. Şimdi biraz dinlenmeye geçebilirim, sen bu yazıyı okurken.😊


1 Ağustos 2018 Çarşamba

TATLI HEYECANLAR





Ağustosun ilk gününden kocaman bir merhaba getirdim sana! 
7 aydır süren emeklerimin meyvesini birer ikişer görmeye başladım öğrencilerimde. O kadar mutluyum ki!

3.sınıfa geçen öğrencim M., artık okumaya geçti. Okuma kitaplarımızı heceleyerek okuyabiliyoruz. Tabii bunda tek benim katkımın olduğu söylenemez. Bu süreçte öğrencim M. de çabaladı. Yaz tatilinde olsak da, ve ben hala ödev vermeye devam ediyor olsam da buna rağmen sorumluluğunu yerine getiriyor.

Şimdi anlıyorum ilkokul öğretmenimin ne hissettiğini. Bizler okumaya geçince demek o da böyle hissediyordu diye aklımdan geçiriyorum şimdilerde..

Öğrencimin annesi oğlunun, benim her dediğimi dikkate aldığını söylüyor. Onun için iyi bir rol model olmuşum gibi hissediyorum. İnşallah her öğrencimin gözünde öyle olurum. Bunun için hep daha iyisini yapmaya çalışacağım ve çabalayacağım.

Bugün yine bol bol okuma yaptığımız bir gündü.  
 

BİRPEMBESEVER