Yazmayalı gerçekten upuzun bir ara oldu. Hayatımda birtakım yenilikler meydana gelmekle birlikte onlara adapte olma süreci derken bir şekilde zaman, çok hızlı geçiyor. Eskiden olduğundan da hızlı. Bu beni biraz ürkütse de her yeni güne başlamak da bir o kadar heyecan verici bir duygu.
Bu kurban bayramında İstanbul’dan kaçalım dedik ve öyle de yaptık. Bu şehri çok sevsem de her geçen gün artan insan ve araba kalabalığı çekilmez bir hâl almakla birlikte insanın enerjisini de emiyor. Bu tatil planı için bir rota belirledik ve belirlediğimiz rota dahilindeki illeri gezip kimi yerlerde de konakladık.
İlk uğradığımız yer Bursa idi. Yolculuğa ilk çıktığımız zamanda kapalı olan bulutlar İstanbul’da çoktan yağmur bırakmaya başlamıştı. Bursa’ya gelişimizle burada da yağmur çiselemeye başladı. Benim favori yerim olan o tahanlı pideciye uğrayıp çay eşliğinde tahinli pidelerimizi yedik. Sonrasında Kozahan’ı gezdik. Öğle yemeğini de aradan çıkartıp Ulu Camii’yi ziyaret edip tekrar yola koyulduk.
📍Ulu Camii
İkinci durağımız Eskişehir’di. Bu şehirde de yağmurla karşılandık. Şehri akşam kısa bir turladık. Ertesi gün Odunpazarı’nı gezmek için yola koyulduk. Odunpazarı Evleri, Eti Arkeoloji Müzesi, Masal Şatosu’nu da gezip ertesi gün bir diğer şehrimiz için yola tekrar koyulduk. Yağmur hız kesmeden günlerimize eşlik etmeye devam ediyordu. :)
📍Porsuk Çayı
📍Tatar Konağı
Eskişehir’e kadar gelmişken çi börek yemeliyiz dedik ve bu mekana şans verdik. Tadımdan sonra ne iç harcını beğendik ne de hamurunu. Bizim için hayal kırıklığı oldu bu mekan. Hiç lezzetli değildi.









