28 Şubat 2019 Perşembe

ŞUBAT BİTERKEN





Sevgili okur,
Günlerim çok yoğun geçse de yüzümü güldüren ve beni mutlu eden olaylar oldu bugün.
Şubat ayı geldi derken son gününü de bugün bitirmek üzereyiz. Hayatımızdan anlar, anılar, yaşlar çok çabuk geçmiyor mu? Ben bazen bu hızlılığa yetişemiyorum, yetemiyorum.

Bugün akşam saatlerinde öğrencilerimden K. ' den bir mesaj aldım. Kendisi benim lise son sınıf öğrencim olurdu. Aramızda bambaşka bir iletişim, sevgi vardır. 

Kurumdan ayrıldığımdan beri doğru düzgün eğitime gitmediğini ve sonrasında da raporunun yenilenmediği haberini aldım ondan. Ve onun adına biraz üzüldüm doğrusu. Henüz liseyi bitirmemiş ve tam olarak Türkçe-Matematik konularına hakim değilken raporu yenilenmemiş. İnşallah itiraz hakkı ile tekrar 1 yıl eğitime devam etme şansı olur.

Şubat ayı..
Benim için sürprizlerle dolu olan ve çabuk geçen bir ay oldu. 
Eğitim için geldiğim Samsun'da kar görmezken, ben yokken iki gün kar yağan İstanbul'a çok gitmek istedim. Ve sanırım en çok da yerimi özledim..


THE MIST






The Mist, Sis.

10 bölümü kırk dakikadan oluşan dram, korku türünde Amerikan dizisi. Aynı zamanda Stephan King'in aynı isimli romanından uyarlama.

Oldukça masumane gözüken bir sis kütlesi bir kasabayı sarmaya başlar. İlginç olan şudur ki; bu sisin içerisinde kalan insanlar vahşice ölürler.
Kasabada yaşayan insanlar farklı farklı yerlerde mahsur kalırlar. Sebebi bilinmeyen ve her yere korku saçan bu sis tabakasının nedenini bulmaya çalışırlar.

Sisin içerisinde korkunç yaratıklar gizlidir. Bu yaratıklar, çevreye yayılan sisin içerisinde kalan insanları öldürüyorlardır. Bunu anlayan hayatta kalan insanlar ise bu durumla başa çıkmaya çalışıp hayatta kalma mücadelesi vermeye çalışacaklardır.

Dizi biraz durağan ilerliyor. İlk başlarda olaylar daha çok insanların konuşmaları ve davranışları üzerinde. Sonradan sonraya heyecanlı sahneler diziye renk katmakta.



26 Şubat 2019 Salı

TARİHİ GÖĞCELİ CAMİİ - ÇİVİSİZ CAMİ




Çivisiz camii


Samsun'a uğrayıp da halk arasında Çivisiz Camii olarak da bilinen Tarihi Göğceli Camii'yi ziyaret edip, ardında saklı olan tarihi öğrenmeden dönmek olmazdı elbette.





Yıllara meydan okuyan bu camiinin geçmişi 1206 yılına kadar dayanıyor. Üstelik camii yapımında tek bir çivi bile kullanılmamış. Göğceli Camii, adını aldığı Göğceli Mezarlığının içerisinde yer almakta. Tek kattan oluşan ve kubbesi olmayan bu camiinin kim tarafından yapıldığı bilinmemekte.




Camiinin yapımında karaağaç, dış budak, kestane gibi ağaçlar kullanılmış. 
Çivisiz Camii'nin etrafında bulunan mezarlık Garipler Mezarlığı olarak da bilinmekte.






Çivisiz Camii'nin yapıldığı tarih, Anadolu Beylikler dönemini işaret ediyor. Zaten Camii içerisine girdiğimde başınızı kaldırıp yukarıya baktığınızda o dönemlere ait desenler dikkatinizi çekiyor.

Böylesi eski ve ayakta durmaya direnen bir tarihi camiiyi gezip görmek eşsizdi. Yıllara meydan okuyan ve eskimeyen bu Tarihi Göğceli Camii'yi gezmenizi tavsiye ederim. Ayrıca etrafta çok güzel kuş ssleri karşılıyor sizi. İnsana huzur veren, güzel bir atmosferi var.










YENİ KAPILARI ARALAMAK







Günlerden pazartesiydi ve eğitimin ilk günüydü.
Biraz merak ve biraz heyecanla kampüsün yolunu tuttum. 4 gündür buradayım ama en soğuk gün bugündü diyebilirim. Ders arasında kahve almaya kantine çıktım, ellerim titreyerek binaya girdim. Anlayacağın sevgili okur, burada havalar soğuk çok soğuk.

Lakin eğitimin ilk günü pek güzel geçti. Hızlıca bitiverdi dört ders. Bugün biraz daha kaynaştım yeni tanıştığım insanlarla. Türkiye'nin dört bir yanından ortak bir amaç için toplandığımız bu şehirde aynı zamanda birbirimizin yol arkadaşı olduğumuzu da fark ettim. 

İçimden bir ses günlerin çok hızlı geçeceğini ve bir ay ne çabuk bitti diyeceğimi söylüyor. İlerleyen günler nasıl geçer bilinmez elbette ama dilerim iyi insanlar tanıyıp güzel anılar biriktirmek, eğitim sonundaki sınavı başarı ile geçmek temennim..

Huzurlu geceler!🌛

24 Şubat 2019 Pazar

THE LIGHT IN YOUR EYES




The light in your eyes



The Light In Your Eyes, Gözlerindeki Işık.
Şubat ayı dizilerinden. Romantik-komedi biraz fantastik biraz da dram türünde. Dizi 12 bölümden oluşuyor. Şimdilerde 4. bölümü yayınlandı. 

Han Ji Min, kadın karakter, henüz 25'inde genç bir kızdır. Hayali hep bir haber spikeri olmaktır. Bir gün acı bir kayıp yaşar. Çocukken bulduğu esrarengiz bir saat ile zamanda yolculuk yapabildiğini anlar. Bu saati günümüzde acı kaybını, zamanı geriye alıp engellemeye çalışır ancak bir sabah uyanır ve yaşlı bir kadına dönüştüğü gerçeği ile karşı karşıya kalır.

Nam Joo Hyuk, School 2017 dizisinde karşımıza çıkmıştı. Bu dizide de Han Ji Min'in hoşlandığı çocuk rolünde. İkisi de aynı mahallede sade hayatlar yaşıyor. Han Ji Min'in hayali ise muhabir olmak. İki karakterin de ortak hayalleri var. 

Son Ho Jun, kadın karakterin komik, haylaz abisi rolündedir. Diziyi çoğunlukla eğlenceli ve komik kılan karakteri canlandırıyor. 

Fantastik bir dizi. 25'inde olan Han Ji Min'in, 70 yaşına dönüşüp yaşlanmasını konu alıyor. İlerleyen bölümlerde genç haline döner mi bilinmez ama dönmesini umut ediyorum.😇

23 Şubat 2019 Cumartesi

MİM | EŞLEŞTİRME






Mim yapmayalı epey uzun zaman olmuş gibi hissediyorum. Blog defterime bakınca yapılacak bir sürü mimin biriktiğini fark ettim. Bugün yapacağım mimin ismi eşleştirme mimi. Sevgili arkadaşım Beyda'nın Kitaplığı bu mimi yapmıştı. İsteyen kişileri de yapması için mimlemiş. Onun cevaplarına da ismine tıklayarak ulaşabilirsin. O halde şimdi benim mim cevaplarıma geçelim. 😊


1.Hayat sizce nedir?

Bence hayat, beş harften oluşsa da anlamına birçok şeyi sığdıramadığımız bir anlama geliyor. Hayat, insanlara sunulmuş bir fırsat aslında. İyi bir insan olup fayda sağlayacak bir şekilde yaşayıp yaşamamak yine bizlerin elinde. 


2.Sen nasıl bir insansın? (Olumlu-Olumsuz)

Güler yüzlü, paylaşmayı ve yardım etmeyi seven biriyim. Yaşıma göre olgun davrandığım söylenir genellikle ki ben de bunun doğru olduğunu düşünürüm. Ama yitirmediğim çocuksu bir yanım da vardır. Onu da çok severim.😊 


3.İnsanlar sizi hiç üzüp kırdı mı?

Elbette olmuştur. Birkaç gün ben de üzülürüm bu durum karşısında ancak sonraki günler akışına bırakmaya çalışırım. 


4.Sizce dost nedir?

O kadar güzel ve ince bir soru ki...
Bence dost; hayatta her ne yaşarsanız yaşayın sizin yanı başınızda olan, yeri geldiğinde birlikte gülüp eğleneceğiniz yeri geldiğinde de beraber göz yaşı dökeceğiniz nadir bulunan insandır. Ve kısacık ömrümüzde zor bulunan insan.













22 Şubat 2019 Cuma

MERHABA SAMSUN







Samsun'dan merhaba sevgili okur!
Bugün eğitimi alacağım şehre doğru yola koyuldum. Kalacağım yerin müdürü ile gitmeden evvel hava durumu hakkında konuşmuştum. Bana Samsun'un mart ayının soğuk ve yağışlı geçtiğinden bahsetmişti.

Samsun'a varınca henüz yağışla karşılaşmamış olsak da sert rüzgarı ve soğuk havası ile akşamın ilerleyen saatlerinde karşılaşmış oldum. Kalacağım yere yerleştim. Buradaki insanlar tarafından çok misafirperver ve güler yüzlü bir şekilde  karşılandım. Bu da beni oldukça mutlu ve memnun etti.

Öncelikle belirtmeliyim ki az kalabalık ve sakin bir şehir. Yorucu bir trafiği de yok. Ancak gezilecek yerler birbirine biraz uzak. 

İkindiye doğru şehir merkezine gittik. Birkaç yeri gezdik. İlki Samsun'un Çarşamba ilçesinde yer alan Tarihi Çarşamba Köprüsü. Bir diğer ismi ile, Yeşilırmak Köprüsü. Çarşamba'nın en önemli sembolü olarak geçiyor.


Köprü, araçlara kapalı. 2007 yılında araç trafiğine kapatılmış. Çok da güzel olmuş. En güzel yanlarından biri de bu. Tarihi köprünün altında akan Yeşilırmak'ı seyre koyulmak insana huzur veriyor. Köprünün özelliği; iki yakayı birbirine bağlaması. 1931 yılında yapımı tamamlanan köprü, Türkiye'nin en uzun köprüsü. Şehirde dikkatimi çeken bir diğer şey ise; İnsanların çoğunun bisiklet kullanması. İstanbul şartlarında yaşadığım için buna çok imrendim.


Yeşilırmak Köprüsünden manzaralar.





Çektiğim resimlerin içinde biraz kaybolmuş olabilirim.🙈 
Eğitim başlayana kadar birazcık daha gezebilsem çok süper olur. 
O halde huzurlu geceler sevgili okur! 🌛




21 Şubat 2019 Perşembe

HADİ BİRAZ KONUŞALIM







BİRPEMBESEVER




Henüz bilgisayarımın başına geçebiliyorum. 
Hayatımın en yoğun günü bugün olabilir mi? Günlerden Perşembe. Bir yandan tatlı bir telaş içerisinde olan birpembesever, bir yandan da merak içerisinde.

Çünkü yarın şehir dışına çıkıyorum. Kısa bir süre önce milli eğitim tarafından alanımda hizmet içi eğitim alma fırsatı sunuldu. Ben de bir arkadaşım vasıtası ile onun çalışmış olduğu kurumla anlaştım. Ve bu eğitime gitmeye hak kazandım. Sisteme kayıt işlemleri gerçekten zor ve stresli bir süreçti çünkü yaklaşık 3 dakika içerisinde yoğunluktan kontenjan doluyor. Ayrıca bu eğitime sınırlı sayıda bir alım olmakta.

Nasibimde varmış ki bu eğitime gitmeye hak kazandım. Yarın eğitimi alacağım şehre gideceğim inşallah. Yaklaşık 1 ay kadar orada kalacağım. Benim için de farklı bir tecrübe olacak elbette. Zira yeni yeni insanlar tanıyacağım, farklı bir şehrin yaşam koşullarına ve yalnız yaşamaya ayak uydurmaya çalışacağım.

Bugün epey koşuşturmalı bir gündü. 
Yarın yazımı başka bir şehirden yayınlıyor olacağım belki de.
Huzurlu ve mutlu geceler sevgili okur!

20 Şubat 2019 Çarşamba

ÖĞRETMENLİK NASIL BİR DUYGU DİYE SORSALAR ?




Öğretmenlik Nasıl Bir Duygu Diye Sorsalar?



Çoğu zaman bir pamuk şeker kadar tatlı bir duygu, öğretmenlik.
Henüz anne olmasam da bu duyguyu yaşatan bir sürü güzel,saf ve masum öğrencilere sahip oldum.

Bana yanlışlıkla da olsa anne diyen sonra birlikte kocaman kahkahalar attıran, sımsıkı sarılan, yeri geldiğinde canım sıkkınken sıkıntıma derman olabilen, el yazıma hayranlık duyan, yüzüme beni çok sevdiğini söyleyen, yüzüne baktığımda gözlerinin içi gülen, ödev yapmayı sevmezken artık ödev vermemi heyecanla bekleyen, minik görünen ama minik olmayan kocaman yüreklere dokunmak...

Onları anlamak, yeri geldiğinde öğretmen kalıbından sıyrılıp onlarla öğrenmek tarifi mümkün olmayan ama göz dolduran ve tebessüm bırakan bir his işte..

Hayalim hep bir lisede öğretmenlik yapmaktı. Aslında yapabiliyorum, bir branş öğretmeni olarak ancak araya kpss şartı ile birlikte yüksek puanlar giriyor. Belki çok geç olmadan bunun için de bir adım atarım. 

Mesleğime en zor sektörden, özel eğitim ve rehabilitasyonda başladım. Bu alana hiç de yabancı değildim. Şanslıyım ki öğrenciyken beş farklı alanda staj ve gözlem yapma fırsatım olmuştu. Bunlardan biri de özel eğitim ve rehabilitasyondu.
Özel eğitim stajımdaki ilk günümü asla  unutamıyorum. Çok ağır çocukların geldiği kurumda ilk günüm biraz zor geçmişti benim için. Fiziksel açıdan değil de.. Nasıl desem.. O çocuklar için üzgünlük hissi sardı kalbimi. Eve gidip uyuyacağım zaman yastığa başımı koyduğumda her biri gözlerimin önüne gelmişti. Ve ağlayarak uykuya dalmıştım. Gel zaman git zaman bir dönem geçirmiştim bu alanda da.


Mezun oldum ve iş hayatına atıldım. Bilgim olmayan birçok konuda kendimi geliştirmeye gayret ettim. Çünkü ekstra bir çaba, emek, özveri, sevgi, ilgi isteyen bir sektör olduğunu henüz staj yaparken anlamıştım. Etrafıma bakınca her öğretmenin aynı olmadığını da anladım zamanla. Tıpkı ben çocukken sahip olduğum tüm öğretmenlerin aynı olmadığı gibi...  
Kimin böylesi kutsal bir mesleği severek icra edip etmediğini anlamak mümkün oluyordu.

Uzun lafın kısası; 
Öğretmenlik bana birçok güzel anlarla birlikte kendimi keşfetmemi de sağladı. Hayatım boyunca sağlıklı ve afiyetli bir şekilde mesleğimi hakkıyla icra etmek nasip olur inşallah..

Sevgiyle ve sağlıcakla kal sevgili okur! 


19 Şubat 2019 Salı

SAKURA'YA MEKTUP | BLIPPO KAWAII BOX ÇEKİLİŞİNİ KAZANDIM







Güneşli bir günden günaydınn! 😊
Bu sabah erkenden postanenin yolunu tuttum. Hem biraz sabah yürüyüşü yapıp temiz havayı içime teneffüs ettim, hem de bloglarımız sayesinde tanıştığım Sakura Mevsimi blogunun yazarı, sevgili Sakura arkadaşıma mektubunu gönderdim. 📮

Mektubu hazırlama süreci benim için çok eğlenceli geçti.
En kısa sürede ulaşır inşallah mektubum sahibine.

İkinci bir haberim daha var. Aralık ayında bir çekilişe katılmıştım. Çekilişler bakımından pek şanslı olduğum söylenmese de dün mailime gelen bir mail ile çok mutlu oldum.

Blippo Kawaii Box adında Japon kırtasiye ürünleri satan bir site var. Ve ben bu siteye üye olmuştum, çok eskiden. Mail adresime Aralık ayında bu site tarafından bir çekiliş olacağı söylenmişti. Ben de çok fazla beklentiye girmeden katılmıştım. Kazanan 5 talihli kişiden biri de ben olmuşum. O kadar şaşırdım ki anlatamam. Bu yıl çok güzel sürprizler ve şanslar yaşıyorum. Hadi bakalım hayırlısı.🙈




18 Şubat 2019 Pazartesi

JAPONYA'YA UZANAN MEKTUP ARKADAŞLIĞI






Birçok farklı ülkeden mektup arkadaşları edinme fırsatım oldu. Hem güzel anılar biriktirmekle birlikte yabancı dilimi geliştirmeme de katkı sağladı mektup arkadaşlığı.

2014 yılında ilk uzun süreli mektup arkadaşım olan Sayumi ile bir mektuplaşma sitesinde tanışmıştık. Biraz zaman geçince birbirimize mektuplarla birlikte yanında küçük hediyeler göndermeye karar verdik. 

Japonya'da iş hayatı gerçekten çok yoğun. Bu yoğun hayatına rağmen benimle mektup arkadaşı olması beni çok çok mutlu etmişti. İlk gönderdiği mektubu ve hediyelerini hatırlıyorum da.. Havalara uçmuş olabilirim sevinçten. Bir Rilakkuma sever olarak bana bir sürü Rilakkuma temalı hediyeler göndermişti. Bu yazımdan ulaşabilirsin göndermiş olduğu hediyelere.


Ve ardından dört kere daha mektuplaştık biz. Mektuplarımızın dışında bir uygulama üzerinden de konuştuğumuz oluyor. Yani 5 yıldır görüştüğüm bir arkadaşım. Gezdiği yerlerden resimler atar bana da. Onun sayesinde Kyoto'yu, Osaka'yı, Universal Japonya Stüdyolarını ve daha birçok yeri gezip görmüş kadar oldum. 


Çok şanslıyım. Böyle güzel mektup arkadaşları edindiğim için. Bir mektup bir dolu mutluluk ediyor. Güzel arkadaşlıklara yeni yeni maceralara kapı aralıyor. 
Evet, bunların hepsini sadece bir mektup yapıyor. 
YAŞASIN MEKTUP ARKADAŞLIĞI! 💜

17 Şubat 2019 Pazar

CHEESE IN TRAP | FİLM YORUMU





Cheese in Trap film



Cheese in Trap, Tuzaktaki Peynir.
2018 yılı Güney Kore yapımı film. Romantik-gençlik ve gizem türünde.

Film aynı isimli diziye de sahip. Başrol erkeği dizide de görüyoruz. Diğer tüm ekip farklı filmde. Dizi yayınlandığı zaman çok beğenilmişti. Dizi ve film aynı isimli Webtonn'tan uyarlama.

Dizi ve filme baktığımızda birçok benzerliklerle birlikte farklılıklar da görmek mümkün. Film genel olarak 4 bölümden oluşuyor. Yani 4 farklı başlık giriliyor film içerisinde.

Hong Seol isimli bir kızın etrafında geçiyor olaylar. Okulunda çok başarılı bir öğrenci. İnsanlara karşı paylaşmayı seven ve duygusal bir kız. Onunla ilgilenen üst sınıflardan sunbaesi var. O da başrol erkek, Park Hae Jin.

Bu çocuğun yaşamı ve davranışları biraz gizem dolu. Duygularını açıkça yansıtmayan soğuk bir tarafı olduğunu da söyleyebiliriz. Geçmişi sırlarla doludur. Başrol kız ve erkeğin  karşılaşmaları, geçmişe dair görüntüler karşılıyor bizi filmde. 

Orta kararda vakit öldürmek için izlenilecek filmlerden.



16 Şubat 2019 Cumartesi

MİM | MARTİNİ






Bulutlu bir günden kocaman merhaba sevgili okur!
Sevgili arkadaşım Sakura yaptığı bir mimde beni de mimlemiş. Onun ismine tıklayarak mim cevaplarına ulaşabilirsin. Öyleyse sorular başlasınn. Keyifli okumalar şimdiden! 



Acı mı tatlı mı ekşi mi?

Tabii ki tatlı. 😍


Çift sayılar mı tek sayılar mı?

Kendimi bildem bileli hep çift sayılar. İçlerinden de en çok 4'ü seviyorum.


Bitter mi sütlü mü beyaz çikolata mı?

Bitter çikolataya alışamadım. Sütlü çikolata her zaman tercih ettiğim olur.


En çok gitmek istediğiniz ülke neresi?

Dünyanın birçok ülkesinden mektup arkadaşına sahip olan biri için çok zor bir soru bu amaa. 


Çocukken hayalinizdeki meslek neydi?

Öğretmen olmaktı. Hatta çoğu kez öğretmencilik bile oynardım.


En güzel yaşım diyebileceğiniz yaş hangisi?

Tam olarak 20.


En sevdiğiniz özlü söz nedir?

Sevdiğim bir kitaptan alıntı:

''Her kötü şeyin iyi bir yanını bulunuz.'' -Çizgili Pijamalı Çocuk


Herkes ikinci şansı hak eder mi?

Hayır, herkes ikinci bir şansı hak etmiyor.


Çok keyifli hoş bir mimdi. 
Ben de birkaç arkadaşımı mimliyorum.


MİMLENDİNİZ!

Esseve Rin


Çok Bulutlu


Ece Evren


Herteldenşef













15 Şubat 2019 Cuma

BAHÇE | KİTAP YORUMU







Bahçe, Fransız Yazar Marguerite Duras. 92 sayfalık roman.
Romanda iki karakter var. Bir kadın ve bir erkek. Bu iki karakterin bir bahçede karşılaşmaları ve bir günde geçen konuşmaları diyalog şeklinde okuyucuya sunulmuş. Kitapta zamana yer verilmiyor.

Karakterlerin bir adı yok. Mösyö ve matmazel olarak sesleniyorlar birbirlerine. İkisi de birbirine yabancı. Kızın çalıştığı bir konağın bahçesinde yolları kesişen iki insanın, kendileri ile yüzleşmekten korktuğu yaşamlarının sorunlarını,zorluklarını birbirlerine anlatmaları kitabın ana konusu.

Yalnızlık, hüzün, yoksulluk, aşk, umut, geleceğe dair kurulan umut dolu hayaller yer alıyor. Kitap, sade ve yalın bir dille yazılmış. Akıcı, çerezlik bir kitap.



''İnsan elinin erdiği şeye şaşar, bir şeye değil de başka bir şeye şaşırmaya karar vermez.''


''İnsanlar sohbet etmek istedikleri zaman bu çok belli olur, şaşılacak şeydir; bu pek hoş karşılanmaz. Ama böyle yerlerde, parklarda, bahçelerde olağan sayılır.''


''Ben yine de, bütün insanlar için mutluluğun bir ödev olmasını isterdim, gölgeye değil güneşe koşmak gibi bir şey.''


''Gerçekte insanlar mutluluğu kolay kaldırmazlar. Mutlu olmak isterler elbet ama bir kez onu elde ettiler mi bir başka rüyaya kapılır, kendilerini yiyip bitirirler.''


'' Bilmiyorum Mösyö, mutluluk kolay taşınır bir şey değil midir, insanlar onu yanlış mı anlıyorlar, ondan gereğince yararlanmayı bilmiyorlar mı, yoksa fazla harcamaktan yorgun mu düşüyorlar, bilmiyorum; bildiğim bundan konuşulduğu, böyle bir sözün varlığı ve boşuna icat edilmiş olmadığı.''


''Matmazel, sürekli üzerinde durduğum için özür dilerim, konuyu biraz daha açmak için söylüyorum, mutsuzluğunuz ne olursa olsun biraz daha iyi niyet göstermeniz daha iyi olurdu.''

14 Şubat 2019 Perşembe

SULU BOYAYA BAŞLAYANLARA ÖNERİLER #1






Yapması hem keyifli hem de eğlenceli olan sulu boya, hobilerimden en sevdiklerim arasında. Sulu boyada da en sevdiğim yön; boyanın su ile buluşup fırça yardımıyla kağıda ufak ve narin dokunuşlar yapılıyor olması.

Yapıyor olduğum sulu boya çalışmalarını burada paylaşmak çok mutlu ediyor beni. Beğenilmek arzusundan ziyade okurlarıma da hobilerimden, ilgi alanlarımdan bir şeyler aşılıyor olmaktan çok memnun oluyorum.

Bu yazımda sulu boyaya başlamak isteyenlere öneriler vereceğim. 
Öncelikle malzemeler en öncelikli sırada yer almakta. 

Eğer yaptığım çalışmam kağıt üzerinde kabarmasın, fırçamı kağıt üzerinde daha rahat ve kolay hareket ettireyim ya da yapmış olduğun bir hatayı en aza indirgeyerek düzeltmek istersen bir sulu boya defterine ihtiyacın olacak. Bu defteri alırken de benim tavsiyem profesyonel bir sulu boya defterinden yana.




Benim sulu boya defterim 300 gram 20 yapraktan oluşuyor. A4 boyutunda. Sulu boya defterlerinin ağırlığı pamuk yoğunluğuna göre değişiyor. Pamuk yoğunluğunun fazla olması boyanın kağıdın içine emilimine kolaylaştırıyor. Benim tavsiyem en az 300 gr olan sulu boya defterlerini tercih etmeniz.  

Ben her bir sayfayı ikiye bölüp öyle yapıyorum çalışmalarımı. Kağıttan da tasarruf etmiş oluyorum böylelikle. Hem de sulu boya çalışmaları uzun sürdüğünden yarım sayfaya çalışmak yeterli oluyor. 





Sulu boyaya başlarken çok araştırma yapmıştım. Defter ve fırçalar için. 
Fırçalarımı alırken 2 ve 8 numara da karar kıldım.  Başlangıç için ideal fırçalar olduğunu söyleyebilirim. İlerleyen zamanlarda daha ince uçlu ve daha kalın uçlu bir fırça da alabilirim.





Ve ana malzememiz sulu boyalar. 
Elimin altında iki tane sulu boyam vardı. Ve hala bunları kullanıyorum. Gönlümde bir taş sulu boya almak var ancak o da belki ilerleyen zamanlarda olabilir. Bu boyalar fazlasıyla işimi görmekte. İstediğim renkleri ya da farklı renkleri karıştırarak elde edebiliyorum.





Bir de elimde böyle kalemler var. Kuru boya gibi görünmeleri sizi yanıltmasın. Bu boyalar sulu boya kalemleri. Bu kalemleri henüz denemedim. Boyamak istediğiniz  yere önce kuru kalemleri uygulayıp ardında da fırça ve su yardımıyla boyayı dağıtıyorsunuz. Sulu boya kalemlerinin kokusu bir harika bu arada.🙈





Yazımın başlangıcını ve sonunu seninle paylaşmış olduğum malzemelerle ortaya çıkarmış olduğum çalışmalarla tamamlamak istedim. 
Huzurlu ve sağlıklı günler diliyorum hepinize!🌺



13 Şubat 2019 Çarşamba

GÜNEY KORE'DEN KARTPOSTAL | POSTCROSSING







Yağmurlu bir günden merhaba sevgili okur!
Kartpostallaşmanın en en güzel yanı; hiç gitmediğin bir ülkeye  gitmiş kadar olmak sanırım... 
Dünyanın çeşitli yerlerinden kartpostal edinme şansım oldu. Farklı kültürlere, milletlere, dillere olan ilgime kartpostallar aracı oldu.

Elimde tutmuş olduğum kartpostal Güney Kore'den. Yine instagram üzerinden anlaşmış olduğum bir arkadaşımdı. 
Seoul Metro hattının görseli bulunuyor. Kartpostalı gönderen arkadaşım, eğer bir gün Seoul'e yolum düşerse bu kartpostalın benim için çok yararlı olacağından bahsetmiş. Ben de öyle düşünüyorum.🙈



Kartpostalın arkasında yer alan pullar. 
Pulların her birinin bir hikayesi olduğuna inanırım. 
Kartpostallaşmak gerçekten çok güzel bir şey. En yakınınızdaki bir insana bile kartpostal yazıp gönderebilirsiniz. Ulaştığındaki mutluluk da paha biçilemez oluyor.

Yeni bir kartpostal yazısında görüşmek dileğiyle, hoşçakal! 🍒

12 Şubat 2019 Salı

TOUCH YOUR HEART





Touch Your Heart, Kalbine dokun.
Yenilerde çıkan romantik-komedi türünde dizi. 16 bölümden oluşmakta.
Başrollerde Goblin dizisinde görmeye aşina olduğumuz popüler çift var.

Kadın başrol, Koreli ünlü bir oyuncuyu canlandırır. Adı çok tanınan bir adamın oğlu ile skandala karışır ve bütün imajı zedelenir. Kendini aklamak isterken karşısına bir senaryo teklifi gelir. Ancak oyunculuğunun pek iyi olduğu söylenemez. (Yani iyi rol yapamayan kadın oyuncuyu canlandırır dizide.) Ve gelen senaryodaki role iyi bürünebilmek için bir hukuk firmasında avukat olan başroldeki adamın sekreterliğini yapmaya karar verir. 

Başroldeki avukat ise, çok katı kuralları olan ciddi bir karakteri canlandırır. Biraz huysuz ve soğuk olduğu da söylenebilir. Kazanmış olduğu davalarla müşterilerinin ve hukuk firmasının gözdesi olmuştur.

İki başrolün de uyumu Goblin'deki kadar güzel. Dizinin romantik komedi olması da oyunculara yakışmış. 
Şirin, sempatik ve komikliklerle dolu bir dizi.

11 Şubat 2019 Pazartesi

KÖTÜ SAATTE




KÖTÜ SAATTE GABRIEL GARCIA MARQUEZ


Kötü Saatte, Gabriel Garcia Marquez. 176 sayfa.
Romanın henüz ilk sayfalarını çevirdiğimizde mistik bir havasının olduğunu satır aralarında görüyoruz. Etkileyici bir roman.

Adı bilinmeyen bir ülkenin yine adı bilinmeyen bir kasabasında sıcağın en kavurucu ve çekilmez halleri yaşanırken birtakım ölümler meydana gelmekte. Halk, bir yandan kavurucu sıcakla baş ederken diğer yandan da kasabanın başkanının emir ve kurallarına itaat etmek zorundadır.

Diktatörlüğün baş gösterdiği bu küçük kasabada insanlar mutsuzdur, fakirdir.
Bir gece ansızın bazı insanların evlerinin kapılarına aşağılayıcı, küçük düşürücü kağıtlar yazılıp asılmaya başlanır. Bunu kimin yaptığı belli değildir.

Bu kağıtları asan kişi ya da kişiler, kasabada uygunsuz ve usulsüz iş yapanları ifşa etmenin ve tüm kasaba halkına göstermenin derdine düşer. Kapıya asılan bu kağıtlar aynı zamanda insanları birbirine de düşürür. Cinayetler meydana gelmeye başlar. 

Kasabanın başkanı bu duruma el koyar. Ve kağıtları asan ya da asanları bulmaya kararlıdır. 


10 Şubat 2019 Pazar

NEŞELİ PAZAR






Bugün pırıl pırıl bir gündü. Akşama doğru soğuyan havayı saymazsak eğer.
Neşe ile gülümseyen bir güneş vardı dışarıda. 
Lisede tanıştığım ve hala görüşüyor olduğum tek insan. Kendisinin Çok Bulutlu adında bir blogu da var. Kalemi, sohbeti ve  henüz paylaşmamış olsa da yazdığı hikayeleri çok güzeldir.

Pazar günü neşeli bir gündü. 
Bir sürü güzel ve özlenen duyguları içinde barındırıyordu.
Bugün onunla buluştum. 
Saatlere sığdıramadığımız sohbete hem tebessüm hem gözyaşı eşlik etti.

Sonra sokak kedilerini sevdik biraz. İçlerinden biri çok agresif çıksa da güzel anılar kaydettiğimiz neşeli bir gün oldu. 10 şubata ekleyelim bu anıyı da.💜






9 Şubat 2019 Cumartesi

İKİ FİNCAN ÇAY






İçilen çayın yanında giden güzel muhabbetleri seviyorum sevgili okur. 
Sen de benim gibi misin?
Hele ki muhabbet ettiğin kişi ile zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsan ve sohbetine doyamıyorsan içilen çayın yanına şeker gibi geliyor.

Bugün akşam üstüne doğru eski çalıştığım yerden arkadaşımla buluşmaya karar verdik.
Eski çalıştığım yer diyorum. Çünkü kısa bir süre önce istifa ettim ve ihbar süremi doldurdum. Yani şu sıralar çalışmıyorum.
 Biraz dinleniyorum, kendime vakit ayırıyorum. Ama inşallah güzel ve umut dolu haberlerle karşına geleceğim sevgili okur.

Çayın yanında sohbete epey daldık. Kimi zaman güldük kimi zamansa dertleştik.
Daha niceleri olsun bugünlerimiz inşallah sağlıkla birlikte..
Güzel bir akşamdı.



8 Şubat 2019 Cuma

İZLENİLESİ 5 KORE DİZİSİ #1



Son günlerde yorumlarda çok istenildi öneri dizi ve film listeleri. Ben de listeler halinde en çok sevdiğim ve beğenerek izlediğim dizileri önermek istedim. O zaman öneri listesinin ilki başlasınn. 😊


1. The Smile Has Left Your Eyes

2018'in en en iyi dizilerinden bana göre. Japon dizisinden uyarlama olan dizinin konusu fazlasıyla gizem barındırıyor içerisinde. 
Bir polis memuru ve onun kız kardeşi etrafında dönüyor olaylar. 

Bir cinayet işlenir ve olaya intihar süsü verilmeye çalışılır. Suçlu ya da suçluların peşine düşen başroldeki polis bir yandan da kız kardeşinin hayatına giren gizemli çocuğu araştırır. Başrolde Jung So Min ve Seo In Guk var. 



THE SMILE HAS LEFT YOUR EYES



2. The Good Wife

2016 yılında çıkan ve izleyiciyi etkisi altında bırakan dizilerden birisi. Dizi, aynı adlı amerikan dizisinden uyarlama. Türü dram, hukuk.

Jeon De Yeon ve Yo Ji Tae başrollerde. Başroldeki kadının kocası çok başarılı ve tanınan bir savcıyken bir anda adı yolsuzluk davasına karışır ve hapse atılır. Tüm kariyeri, şöhreti ve saygınlığı bir anda yerle bir olur. 

Karısı bu durumu kabullenemez ve eski bir avukat olan kadın tekrar mesleğine dönerek bir hukuk şirketi ile anlaşır. Burada da geçmişte onu seven bir adam ile karşı karşıya gelir. Sürükleyici bir dizi.


THE GOOD WIFE


3. Eulachacha Waikiki

Waikiki adında bir konuk evini işleten üç erkek var başrollerde. Ancak bu üç erkeğin hayallerindeki meslekler farklıdır. Biri oyuncu olmak isterken bir diğeri yazar olmak ister. Bu yüzden de kendilerini geliştirmek için dönüşümlü olarak ek işlerde çalışırlar.

Bir sabah konuk evine bilinmeyen bir kişi tarafından bir bebek bırakılır. Bu bebeğin kimin olduğu çok merak edilir. Dizinin türü bol bol komedi içeriyor. Gülme garantisi vereceğim dizilerden birisi. Başarılı bir komedi dizisi. Oyunculuklarda mükemmel.

EULACHACHA WAIKIKI



4. Return

2018 yılının iddialı dizilerinden birisi olabilir. İzledikten sonra bir süre etkisinden çıkamadığım doğrudur.

Dizide, dört elit arkadaş vardır. Çok zengin ve lüks bir hayata sahiptirler. Bu dört arkadaş aynı zamanda evlidir de. Bu arkadaşların yakından tanıdığı bir kadın öldürülür. Ve cinayet bu dört kişiden birinin üstüne atılır. Cinayet zanlısı olarak tutuklanan adamın eşi olayın peşini bırakmaz.

Dedektifler dört arkadaşın hayatına ve yakın çevresine odaklanıp gerçek zanlıyı bulamaya çalışırlar. Fakat işler içinden çıkılmaz bir hal alır. Arkadaşlar ve aileleri arasında ihanetler, suçlamalar, yalanlar ortaya tek tek dökülür. Muhteşem bir konuya sahip bir dizi.

RETURN KORE DİZİSİ



5. REPLY 1994

İzleyenlere nostalji yaşatan dizi şüphesiz. Reply 1994. Adından da anlaşıldığı gibi 1994 yılında geçmekte dizi. Aile, arkadaşlık ve komedi türünde. 2013 yılında çıkan ve 21 bölümden oluşmakta.


Dizi bir takım gençlerin etrafında geçiyor. İnsan izlerken en çok geçmişe özlem duyuyor. Gençlik halleri ve gençlerin arasındaki aşklar. Hoş, eğlenceli izlemesi keyifli bir dizi.


REPLY 1994






 

BİRPEMBESEVER