27 Temmuz 2020 Pazartesi

Dünyanın Bu Köşesinde







Dünyanın Bu Köşesinde, Japonya 2016.

Bu anime filmi bizleri 2. Dünya Savaşı'nın başladığı yıllara götürüyor. O dönemlerin Japonya'sında çocuk olan Suzu'nun, savaşın yaşanacağı yıllara kadar olan yaşamına tanıklık ediyoruz.

Suzu, Hiroshima'da yaşar. Evin ortanca kızıdır. Bir abisi ve kız kardeşi olan Suzu, yaşına göre olgun ve sevecen bir kızdır. Okula gidip gelmek dışında ailesine ev işlerinde de yardım eder. Suzu aynı zamanda çok da güzel resimler çizer. Çizime olan tutkusu yetişkin olana dek sürer.

Aradan zaman geçer. Fakirlik içerisinde yaşayan halk bir yandan da 2. Dünya Savaşı'nın geldiğini ortamın kokusundan anlar. Ülkede bomba ve uçak sesleri, siren sesleriyle bütünleşir.  Suzu artık 20'li yaşlarındadır. Ailesinin isteği üzerine  Hiroshima dışında yaşayan bir aileye gelin gider. Yeni ailesini en az kendi ailesi kadar benimser ve onlara her konuda yardımcı olmaya çalışır. İçinde bulunduğu bu yeni hayata da kısa zamanda uyum sağlar.

Savaş kapıdadır. Siren sesleri tüm ülkede sıklıkla çalmaya başlar. Sığınaklar bombalardan korunmak için hazırlanmaya başlar. Suzu'nun resme olan tutkusuna savaşın rengi de yansır.

Bu savaşta birçok kayıplar veren Suzu'nun her şeye rağmen hayata tutunma mücadelesine ortak olacaksınız.

24 Temmuz 2020 Cuma

HAYAT TAMİRCİSİ






Hayat Tamircisi, TRT Belgesel 2020.
Adını tamamen yansıtan bu belgesel izleyenlere unutulan değerleri ve günden güne hayvanlara karşı yapılan acımasızlıkların attığı dünyada hala bir umudun olduğunu gösteriyor.

Belgeselin ilk bölümü bizleri Mardin'in Derek ilçesine götürüyor. Burada küçüğüyle büyüğüyle ayrım yapmaksızın tüm hayvanlara kendi imkanları ile yardım eli uzatan Hasan Kızıl'ı izliyoruz.

Hasan Kızıl, yaşadığı yerde adını ''Hayvan Tamircisi'' olarak duyurmuş birisi. Engeli olan ve yardıma muhtaç olan hayvanların sesi oluyor.  Onlara ihtiyaçlarına göre protez bacak, yürüteç gibi materyaller yapıp tekrar toplumda hayatta kalabilme şansına vesile oluyor.

Bu belgeselde vicdanlı insanların yüreğindeki seslere de kulak veriyoruz. Aynı toplumu paylaşmakta olduğumuz bu canlılar da tıpkı her insan gibi yaşama hakkına sahip. Hayatta bazı şartlardan ötürü sahip olunan engellerin birer engel teşkil etmemesi için biz insanların ortak bir dili bile olmayan bu hayvanlara yardım eli uzatması gerekir. 

Güzel bir konuya değinen ve farkındalık bilinci oluşturan anlamlı bir belgesel.

20 Temmuz 2020 Pazartesi

SEVGİLİ DOST #43






Sevgili dost,
Uzun zamandır sana yazamıyorum. 
Bu yüzden kırgın olma bana. Kırgınlıkları sevmem bilirsin. Küs kalmaya hiç dayanamam hele ki karşımdaki değer verdiklerimden biriyse. Günlerin akışına kaptırdım kendimi. Her gün hızlı geçiyor ve geçen günü de hemen unutuyor bir diğerine başlıyorum. 


Sevgili dost,
Ruhunda bir yerlerde var olan ya da gizlenmiş o çocuksu yönünü kaybetme. 
İnsanı bir nebze de olsa yetişkinliğinden uzaklaştıran bu yönü bence. Onu koru, sev ve sakın kaybetme.


Sevgili dost,
Merhamet, sevgi, vicdan bunlar kalbin en ihtiyacı olan gıdaları.
Kalp beslenir mi diye soru sorma. 
Çünkü biz farkında olmadan birçok şeyle kalbimiz besleniyor. Bu şeyler iyi veya kötü olabiliyor. Sonrasında insanın kalbinde mevcut olan şeyler ruhunu etkiliyor. Buna göre de kalbi ve ruhu ya temiz kalıyor ya da günden güne kirlenip duruyor.


Sevgili dost,
Sen sen ol kalbini hep temiz tutmaya çalış. 
Günü kurtarmaya değil de yarını düşünerek hareket et.
İnsanları, doğayı ve diğer canlıları sev. 


Sevgili dost,
Görüşmeyeli çok uzun zaman oldu.
Sahi, sen nasılsın? 
Günlerin nasıl geçiyor?



16 Temmuz 2020 Perşembe

YENİ BİTKİLER






Merhaba sevgili okur.
Geçen ay bitkilerimle ilgili bir yazı yazmıştım ve burada seninle paylaşmıştım. Bu yazımda elimden geldiğince sukkulent ve kaktüs bakımına dair neler yapıyorum ya da yapmıyorum hakkında bilgiler vermiştim. Zaman geçtikçe ve araştırmalarımın sonucunda edindiğim bilgiler kapsamında öğrendim ki her sukkulentin kendi başına farklı bir bitki olduğu. Yani bitkiler de tıpkı insanlar gibi. 

Kendi önerilerim benim yetiştirmekte olduğum bitkilerde işe yararken bir başkasının bitkilerinde belki işe yarayabilir ya da yaramayabilir. Yani öncelikle kişinin kendi bitkilerini çok iyi tanıması gerekiyor. Bitkileriniz evin hangi köşesinde olmayı seviyor ya da sevmiyor? Veya hangi aralıklarla suya ihtiyaç duyuyor? Bu gibi soruları ben de zamanla tecrübe ederek öğrendim ve hala öğrenmekteyim.

Geçen ay bahsettiğim yazımda paylaşmış olduğum önerilerle birlikte bitkilerimin resimlerini de buraya koymuştum. Yavru sukkulentlerin ana kaynağı olan ilk görseldeki sukkulentim gövdesinden minik bir sukkulent daha vermiş. Bunu görünce çook mutlu oldum elbette.




Güzelce büyümeye devam eden ilk sukkulentimin yapraklarından çoğaltmış olduğum dört tane minik sukkulent vardı. Onlar da yavaş yavaş büyüdüler ve şimdiki halleri ise şu şekilde,


Tüm bitkilerimin komple topraklarını değiştirmiştim. Hindistan Cevizi lifli toprağı çok sevmiş olacaklar ki üç haftalık bir süreçte bu hale geldiler.




Bu bitkiyi de kız kardeşim pazarda görüp almış. Bana getirdiğinde Resimdeki bitkiden tek saksıda iki tane vardı. Ben de toprağını değiştirirken iki bitkiyi köklere zarar vermeden ayırdım ve farklı farklı saksılara koydum. Adını bilmediğim bu bitkiyi internette arattım ve ''Mor Telgraf'' isimli çiçeğe biraz benzettim. Ancak adından hala emin değilim.




Ve son olarak ailemize yeni katılan bir sukkulent çeşidi daha. 
Bu sukkulentin adını bilmiyorum. Araştırsam da bulamadım. Büyüdükçe çok güzel bir görüntüsünün olacağına inanıyorum. İnşallah zamanla diğer bitkilerimin de gelişimlerini paylaşmak nasip olur.

Huzurlu ve mutlu günler!




 

BİRPEMBESEVER