31 Mart 2019 Pazar

ÇİÇEKLER










Takvim yapraklarından mart ayı da eksildi ve gitti..
Sonbahar gibiydi, kimi zaman baharı hissettirse de çoğunlukla kışa duyulan özlemi çağrıştırdı.

Bugün çok kalabalık bir gündü. Sokaklar, caddeler hep insan kaynıyordu. Sanırım ben sakinliği daha çok seviyorum. Öyle olacak ki bir mekanda kahve içecek olursam eğer ilk tercihim sessiz, sakin, samimi bir ortam olması.

Son iki gündür mektup arkadaşlarımla konuşuyoruz. Malezyalı arkadaşım girdiği yeni işine alışmış fakat haftada bir gün tatilinin olması ona yeterli gelmiyormuş. Özel sektörün acımasız kısmı bu olsa gerek?

Güney Koreli arkadaşım Sang A'da teyzesinin yenilerde açmış olduğu çiçekçi dükkanında çalışıyor. Sang A çiçeklerin resimlerini gönderdi bana. O kadar güzel çiçek buketleri yapıyorlar ki  özenmedim diyemeyeceğim. Kırtasiye ürünlerindeki şirinlik ve tatlılığı çiçek buketlerine de yansıtıyorlar. Çok güzel. 😊



30 Mart 2019 Cumartesi

LÜZUMSUZ ADAM








Lüzumsuz Adam, Sait Faik Abasıyanık.

Kısa kısa öykülerden oluşan keyifli bir kitap. Kitabın henüz ilk sayları okuyucuyu İstanbul'un eski sokaklarına alıp götürüyor. Daha çok insan tasvirlerine ve karakter tahlillerine öykülerde yer verilmiş.

Öyküler insanı sıkmıyor. İçine çekiyor. Yazarın insanları gözlemlemesi ile oluşmuş hikayecikler. Sade, basit yaşamdan izler barındırıyor. İkili ilişkilerdeki sorunlar, insanların duygu ve düşünceleri ağır basıyor.

Sait Faik'in kendine özgü bir kalemi var. Bütün hikayelerinde bunu görmek mümkün. Öyküleri insanın duygu ve düşüncelerinin içine işliyor. Hikayelerde geçen kahramanların isimleri akılda kalıcı oluyor. Bu da yazarın iyi tasvir edişinden kaynaklanıyor.

108 sayfalık kısa öykülerden oluşan bir kitap.



29 Mart 2019 Cuma

BİR GÜNE SIĞMAYACAK SÜRPRİZLERİ YAŞAMAK






Farklı bir gün. 
Bugün rüzgar uçurdu bizi. Sanırım bahar hiç gelmeyecek ve biz hemen yaza merhaba diyeceğiz.
Stajda 7. günüme geldim. Yarın da işe gideceğim ve sonra iki gün tatil. İki aylık aradan sonra çalışma hayatına başlamak biraz zor geldi. Ama yine de şükrediyorum hayatımdaki her şey için.

Bir de güzel haberlere merhaba demek istiyorum şu günlerde. Televizyon nadir izlerim. Haberleri de izlemeyi bırakalı epey oldu. Haberleri izlediğimde moralim bozuluyor ve çok üzülüyorum. Böyle olunca da haber sitelerinden arada bir haberlere göz atıyorum.

Bugün hoş bir tevafuk yaşadım. Gittiğim bir mekanda eski çalıştığım iş yerinden yakın olduğum bir arkadaşımı gördüm. O da dershanesinden çıkmış ve biraz kendine vakit ayırmak istemiş. Hoş oldu. Biraz hasret giderdik biraz sohbet ettik.

Önümüzdeki günler biraz yoğun geçecek. Güzel dilekleriniz ve düşünceleriniz benimle olsun. Çünkü buna çok ihtiyacım var. Evet, İstanbul'un hızına kalabalığına yetişilemiyor. Ama her şeye rağmen İstanbul'dan da vazgeçilmiyor.

28 Mart 2019 Perşembe

RÜZGARLI YOL









Bugün çok güzel uçurtma uçurulurdu. 
Hava aydınlık ve pırıl pırıldı. Sabah stajımı yaptığım iş yerine giderken metro kullanıyorum. Hem daha az kalabalık oluyor hem de daha hızlı gitmiş oluyorum. Toplu taşıma araçlarında genellikle kitap okurum. Hatta kitabımı yanıma almadığım zamanlarda kocaman bir pişmanlık duyar akşam eve döndüğümde ilk işim kitabımı çantamın hemen yanına koymak olur. 

Bu sabah fark ettim ki toplu taşıma araçlarında kitap okuyan insanların sayısı giderek artıyor. Bu beni mutlu etti. Kitap okuma kültürünün yaygınlaştığını görmek sevindirici.

Öğlenleyin kütüphaneye uğradım. Neredeyse bir aydır şehir dışında olduğum için gidemiyordum. Seçtiğim kitapları rafta bulamasam da birkaç kitap ödünç aldım. Kütüphaneden kitap alma işleminde de okumak istediklerimi bulamıyorum. Çünkü genellikle kitabı alan okuyucuların iade tarihini geçirmiş oldukları sistemde görünüyor. Keşke insanlar bu konuda daha duyarlı olsalar.

Sabahki gibi hava hala rüzgarlı ve soğuk.
En iyisi yarım kalan kitabıma devam etmek olacak.
Huzurlu geceler sevgili okur!

27 Mart 2019 Çarşamba

SEVGİLİ DOST #17







Sevgili dost,
Sana çiçek kokulu yazılar biriktiriyorum.. 
Canın sıkıldıkça açıp açıp oku diye.
Bilirim..
Sen de benim gibi çiçeklere değer verip onları çok seversin. Hatta bazen tebessüm eder konuşur, yapraklarını seversin.

Sevgili dost,
Aylardan Mart. Hatta nisan pek yakında. Ancak buralar sonbahar. 
Baharın gelmesini istemiyor sanki yapraklar, çiçekler, kuşlar.


Sevgili dost,
Yazmakla bitmiyor ki düşünceler. Son noktayı cümlenin sonuna koyduğumuzda kendimizi kandırıyoruz aslında. Bir yandan devamını söylemek istiyor iç sesin. Noktaya rağmen.


Sevgili dost,
Bahar kokulu yazılar yaz bana.
İçinde çiçekler, kuş sesleri, masmavi gökyüzü olsun.



SEVEN DAYS








Seven Days, Yedi Gün.
Gerlim suç temalı film. 2007 yılında çıkan Güney Kore yapımı. Film başından sonuna kadar gerilim ve heyecanı içinde barındırıyor. Kamera çekimleri de buna dahil edilmiş.

Filmde çok başarılı bir avukat kadın var. Aldığı her davayı başarı ile sonuçlandırıyor. Hiç dava kaybetmemesiyle tüm ülkede üne ve şöhrete sahip oluyor. Avukat kadın kızı ile birlikte yaşıyor. Bir gün kızının okulunda gerçekleşen atletizm etkinliğine katılırlar. Bu etkinlikte avukat kadın kızını kaybeder. Aynı gün tanımadığı bir adamdan telefon alır ve kızının elinde olduğunu öğrenir. 

Avukat kadının kızını kurtarmak için sadece yedi günü vardır. Bu yedi günde yapması gereken hapishanede idam cezasına mahkum edilmiş bir cinayet zanlısını aklamak olacaktır. 

Günler geçtikçe gerilim de artıyor filmde. Bir annenin çaresiz anları, özlemi ve çocuğu uğruna göstermiş olduğu çabası gözler önüne seriliyor.

Film iki ssate yakın. Biraz gereksiz ayrıntılara ve uzatmalara yer verilmiş. Çıktığı dönemde ise film, 6 ödül aldırmış. 

26 Mart 2019 Salı

UZUN BİR ARADAN SONRA BEYAZ ÖNLÜK








Sevgili okur,
Bildiğin üzere gittiğim hizmetiçi eğitimden döndüm ve dün de sınav sonuçları açıklandı.
Sınavı geçmişim. Bir kaç gündür nasıl stres yaptım nasıl... Neyse ki bu süreci de atlattım.

Bu sabah staj yapacağım kuruma gitmek için erkenden güne başladım. Yaklaşık iki aydır çalışmıyordum. Kursa gidip gelmemle birlikte bu staj sürecini de tamamlamak zorundayım. Sabah önlüğümü ütülerken yine o her zamanki itina ve sevgiyle ütüleyişim geldi aklıma. Yine aynı duygular yine aynı hisler..

Bugün İstanbul çok güneşliydi. Havalar sıcak gibi görünüyor ancak akşamüstü buz kesiyor. Öğle yemeğinden sonra arkadaşımla gezindik. Bir yandan da sohbet ettik. Stajımın ilk günüydü. Geriye kaldı 9 gün. Ardından inşallah sertifikamı alabileceğim. 

Kendine çok dikkat et! 




25 Mart 2019 Pazartesi

LOVE IS SADNESS




love is sadness kore dizi yorumu



Love is Sadness. Bu yıl çıkan Güney Kore dizisi.
Dizide melodram, heyecan ve korku hakim. 40 bölümden oluşuyor. Her bölüm yarımşar dakika. Çok akıcı bir dizi.

Başrollerde bir iyi bir de kötü adam var. Kötü adam, ülke çapında tanınan bir şirketin sahibinin varisi oluyor. Yani bir Ceo'dur. Evli bir adamdır. Ancak mutlu bir evliliği yoktur. Evli olduğu karısına şiddet göstererek onu zorla yanında tutar. Kadın birçok defa bu hayattan kurtulmak için kaçmaya çalışır ama her defasında kocasına yakalanır. 

Bir gün yine kaçmayı kafasına koyar ve kaçar da. Kendini intihar etmiş gibi gösterip yüzüne estetik ameliyat yaptırıp ikinci bir hayatı olmasını diler. İyi adam rolündeki kişi de estetik cerrahtır. Bu kadınla yolları kesişir. Ve bu kadına yardım etmeyi kabul eder. Estetik cerrah olan adam da kısa süre önce karısını kaybetmiştir. Ölen karısının yüzünü bu kadına yapar.

Kötü adam karısının öldüğüne inanmaz ve peşine düşer. Yeni yüzü ile hayat sürmeye çalışan kadın, geçmişteki korkularını yenmeye çalışırken kocası ile tekrar yeni yüzü ile yüzleşmek zorunda kalır.

Heyecan ve merak dolu sürükleyici bir dizi.

24 Mart 2019 Pazar

KAĞIT EV



kağıt ev kitap yorumu


Kağıt Ev, Carlos Maria Dominguez.

94 sayfaya çok şey sığdırılan bir kitap. Herkesin muhakkak okuması ve üzerine düşünmesi gereken kitaplardan. Kitap okumanın bir tutku olduğunu bu kitaptaki satırlarda görmek fazlasıyla mümkün.

Kitapta Bluma Lennon kitaplara tutkulu bir adamdır. Aynı zamanda edebiyat profesörüdür. Bir gün bir kitapçı dükkanının önünde satın aldığı bir kitabın sayfalarını okurken araba kazası ile yaşamını yitirir. Bluma Lennon'un ardında bıraktığı kitapları ve işinin yerine Carlos Brauer geçer. 

Carlos da Bluma gibi kitaplara tutkulu bir adamdır. İş yerinde yerini aldığı Bluma'yı merak eden Carlos, Bluma ile kendisi arasında benzer birçok ortak özellik bulur.  Konu; yolları kesişen bu iki insanın kitap tutkuları üzerine yoğunlaşıyor.

Her iki insan da okumaya tutkuludur. Kalplerindeki kitap aşkı, kitapta yer alan her satıra yansıtılmış.


'' Çoğunlukla bir kitaptan kurtulmak ona sahip olmaktan daha zordur. Kitaplar, sanki asla geri dönemeyeceğimiz bir anın tanıkları gibi, bir ihtiyaç ve unutkanlık anlaşmasıyla tutunurlar insana. Oysa orada kalmaya devam ettikleri sürece onları birbirine yamadığımızı zannederiz. Üstlerinde gün,ay ve yıl yazan sayısız kitap gördüm ben; gizli bir takvimi oluşturur her biri. ''


'' Kimse bir kitap kaybetmek istemez. Bir daha okumayacak olsak da başlığında eski, belki de kaybolmuş bir duyguyu taşıyan bir kitabı kaybetmektense bir yüzük veya şemsiye kaybetmeyi yeğleriz. ''


'' Yıllar boyunca kitapların masa bacağı yahut üst üste dizilip üstlerine bir örtü serilerek komodin işlevi gördüklerine tanık oldum.''


'' Bir vazo,bir kahve makinesi yahut bir televizyon bir kitaptan çok daha önce eskir yahut kırılır bozulur. Bir kitap, sahibi onu parçalamak, sayfalarını yırtmak, ateşe atmak istemediği sürece işlevini yitirmez. ''


23 Mart 2019 Cumartesi

12 ANGRY MAN




12 kızgın adam


12 Kızgın Adam, 1957 yılı ABD yapımı film.
Eski yıllarda çekilmiş siyah beyaz filmlerden. Hala popüler bir film oluyor olmasını filmi izlediğimde anladım. Film tek bir odada 12 adamın bir konu üzerine tartışmaları ile sürüyor. Adamlar film boyunca birbirlerine isimleri ile değil de sandalyede oturdukları numaraları ile hitap ediyorlar.  Fiziki koşulların ve çevresel şartların insanların duygu ve düşüncelerini etkilediğini görmek bu filmde mümkün.

Film bir çocuğun davası ile başlıyor. 12 adam bu mahkemede jüri üyesi. En son kararı vermek üzere jürilerin tartışıp karara vardığı odaya giriyorlar. Ve 96 dakika bu odada adamların konuşmaları ile sürüp gidiyor. 

Fikirler, ön yargılar, sezgiler, varsayımlar üzerine kafa yoruluyor. İnsanlar belli bir zaman diliminde birbirlerinin fikirlerinden etkileniyorlar. Ve bir karara varmak zorundadırlar. Cinayetle suçlanan henüz 18'inde olan bir çocuğun elektrikli sandalyede idamı söz konusu olacaktır. Bunu engellemek isteyen bir kişinin varsayımları ve fikirleri acaba diğer on bir adamı etkileyecek midir?

İnsanın ön yargılarını kıran ve defalarca düşündüren kaliteli bir film.


22 Mart 2019 Cuma

SAATLER KALA






Tam 30 gün olmuş. 
Bugün eğitimin son günüydü. Sabahki ilk dersten sonra sınav olduk. Günlerdir nasıl sorularla karşılaşacağımı düşünüp durdum. Sınavın çok kolay olacağını söyleyip durdu eğitim veren kişiler lakin pek de öyle olmadı. Sınav hiç kolay değildi. Dilerim güzel sonuçlar alırım.

İyisiyle kötüsüyle günler ışık hızında geçti Samsun'da. Benim için tek iyi yanı şu oldu: Burada çok güzel insanlar tanıdım ve dostluklar kurdum. Benim için Samsun'da geçen günlerimin gerçekten katlanılabilir olduğu yanı hayatıma kattığım güzel kalpli, neşeli, esprili arkadaşlarımın olması oldu. Sanki yıllardır birbirimizi tanıyormuş gibi bir bağ oluştu aramızda. Bu bağ hiç kopmasın inşallah.


Ve nihayet yaşadığım şehre dönmeye az kaldı. Yavaş yavaş bavul hazırlamaya başladım. Şu son iki hafta benim  için çok stresli geçiyordu. Yoğun geçen derslerin ardından kaldığım yurda gelip ders çalışmak epey zorlayıcı olmuştu. İlerleyen günlerde yurtta yaşanılan problemler, sert tavırlar ve başta sunulan vaatlerin aksini yaşamış olsam da çok şükür Samsun'daki eğitimim bitti diyorum. Kaldığım yurdun müdiresi geldiğim ilk günde bana ''Çarşamba ilçesindeki insanlar hakkında kötü fikirlere kapılmamamı ve çekinmememi söylemişti.'' Bu cümlesine anlam verememiştim çünkü aklımda böyle bir düşünce olmamakla birlikte bir ön yargı da yoktu ancak günler geçtikçe anladım neyin ne olduğunu. Özellikle Çarşamba ilçesi bende iyi bir izlenim bırakmadı. İnsanların kaba olması, arabaları üstünüze sürecek kadar olmaları ve dik dik bakışları oldukça rahatsız edici idi. Bunun yanında elbette iyi insanlara da denk geldim. Ama bir daha gelmek ister miyim diye soracak olursan eğer cevabım kocaman hayır olurdu.


Günler böyle gelip geçti işte sevgili okur. 
Şimdi sadece saatler kaldı geriye. 

20 Mart 2019 Çarşamba

DOĞU EKSPRESİNDE CİNAYET






Murder On The Orient Express, Doğu Ekspresinde Cinayet.

Agatha Christie'nin aynı adlı kitabından uyarlanan sürükleyici,gizem dolu ürpertici bir film.
İstanbul ve Paris arasında sefer yapan Doğu Ekspresinin bir vagonunda cinayet işlenir. Trende bulunan Dedektif Poirot, mesleğinden yakın zamanda emekli olmuştur ve bu tende kısa ve keyifli bir tatil sürmenin hayalini kuruyordur. Ancak işler onun istediği gibi gitmez ve bir cinayet ile vagon karışır.

Dedektif Poirot'ta, vagondan sorumlu personel tarafından bu cinayeti çözmesi istenir. Yoğun kar yağışından dolayı tren kara saplanır ve durur. Bu durum dedektif Poirot'a ekstra zaman kazandırır. Vagondaki yolcuları tek tek sorguya tabi tutar. Ve şüphelinin izini sürer.

Sürükleyici, gizemli, karanlık bir film. Kitaba göre daha akıcı ve olaylar daha hızlı ilerliyor. İzlemeyenlere tavsiye edebilirim.



SON 3 2 1 GÜN







Son 3 gün! 
Eğitime başlayalı neredeyse bir ay olacak. Samsun'da geçirdiğim günlerde çok şey tecrübe ettim.
Öncelikle ilk defa şehir dışına tek başıma çıkıp bu kadar uzun bir süre ailemden ayrı kalarak geçirdim. Farklı bir şehir ve şehrin hayatını, insanlarını görüp tanıma fırsatım oldu.

Bu eğitim sayesinde bir sürü yeni arkadaşlıklar edindim. Kimisi ile yıllardır tanışıyormuşuz hissine bile kapıldım. Güzel dostluklar kurduğuma inanıyorum bu eğitim vesilesi ile.

Bu dört haftalık süreçte çok sıkılıp, bunaldığımız oldu. 
En çok da ev yemeklerini yemeyi özledim.
Şimdi bu hizmetiçi eğitimin bir de sınavı olacak. 
Cuma günü.

Günler yaklaştıkça hem bir telaş hem bir heyecan sarıyor beni. Bir yandan yaşadığım şehre, sevdiklerime dönecek olmamın mutluluğu diğer yandan da sınav telaşı...

Bu hafta boyunca süren kafamın içinde bitmek bilmeyen bir sürü soru var. Sanırım bu soruların sesi cuma günkü sınavdan sonra durulacak. Derslere çalışmaya devam..

Huzurlu geceler sevgili okur! 🌛



18 Mart 2019 Pazartesi

ŞEYH YUSUF ZEYNUDDİN CAMİİ | TEKKEKÖY





tekkeköy


Samsun'un ilçesi olan Tekkeköy'e geçen hafta gitmiştik. 
Şansımıza o gün hava çok güzeldi. Böylelikle bol bol fotoğraf çekme fırsatım olmuştu.

Otobüsten indiğimizde Tekkeköy'ün içerisine doğru yürümeye başladık. Derken bir Camii dikkati çekti ve yanına yaklaştık. Camiinin tarihi Selçuklu dönemine kadar uzanmakta. 
Şeyh Yusuf Zeynuddin Camii.

Camii adını, Anadolu Selçuklu Döneminde yaşamış olan İslam alimi Şeyh Yusuf Zeynuddin'den alıyor.

Camii 1285 yılında yapılıyor. 
Camiinin içerisinden görüntüler.






Çivisiz Camii gibi bu camii de mezarlık içerisinde yer alıyor. Bu camiiyi yapan Şeyh Yusuf Zeynuddin aynı zamanda Tekkeköy'ün kurucusu. Camiinin çevresindeki mezarlığın içinde bir türbe var. Bu türbede de Şeyh Yusuf Zeynuddin'in kabri yer almakta.






Bizim için çok keyifli bir gezi olmuştu. 
Bugün de Samsun anıma eklenen güzel bir anı olarak kalacak.







17 Mart 2019 Pazar

BLIPPO KAWAII BOX ÇEKİLİŞ HEDİYEM GELDİİ







Şubat ayında güzel bir haber vermiştim. 
Blippo Kawaii Box'tan bir mail almıştım. Bu mailde yeni yıla özel bir çekiliş yapacaklarına dair bilgilendirme yapılmıştı. Çok yüksek beklentilere kapılmadan bu çekilişe katılmaya karar verdim ve gerekli şartları yerine getirdim.

Aradan biraz zaman geçti ve blogum için kullandığım mail adresimi kontrol ettiğimde büyük bir sürprizle karşılaştım. Kazanan beş talihlinin arasında benim ismim de yer alıyordu. Hem şaşırdım hem de çok mutlu oldum. Gelecek olan paketi adından dolayı az çok biliyordum. Bu paketin içinden 10 adet şirin anahtarlıklar, süsler çıkıyor. Paket İstanbul'a ulaştı. Ben evde olmasam da kız kardeşim benim için içindekilere göz gezdirdi. Bana gelen paket internet sitelerinde de yer alıyor. Burada görmüş olduğun paketten rastgele on tane şirin eşya çıkıyor.


Bana gelen paketten çıkan eşyalar da resimdekiler. 



İlk kez kazandığım çekiliş. 
Dilerim bundan sonra daha nice çekilişler kazanır ve burada paylaşırım.
Mutlu ve huzurlu haftalar şimdiden! 😊


16 Mart 2019 Cumartesi

NEW JOURNEY TO THE WEST 5






New Journey To The West, Güney Kore programı.
5. sezonunu 2018 yılında çektiler. Programdakilerin ülke ülke gezdiği, değişik lezzetler denediği ve oyunlar oynadıkları varyete programı. 

Çıktığı günden beri izleme oranları yüksek olan ve seyircileri bol bol güldüren, içerisinde komedyenlerin, idol gruplarından şarkıcıların ve dramalarda gördüğümüz oyuncuların yer aldığı eğlence, mizah, yarışma tutkusu barındıran bir program.


Her bölüm 1 saatten uzun sürüyor. Grup üyeleri arasında oynanan oyunlar esnasında hem rekabet hem de ihanetler var. Bu da işin renkli kısmı olsa gerek. Böyle olunca da yerinde yapılan espriler kahkaha tufanına sebep oluyor.

Grup üyeleri oynanan oyunlar sonucunda dragon ball adı verilen yıldızlı toplardan kazanmaya çalışıyorlar. Aralarında komik çekişmeler ve şakalar olsa da oyunları kazanmak, dragon ball'ları toplayıp galip gelmek en büyük arzuları. 

İzlerken bol bol güldüren,eğlenceli bir program. 5.sezonu 5 bölüm.











15 Mart 2019 Cuma

BİLİNMEYEN BİR KADININ MEKTUBU







Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig.

“ Sana, beni asla tanımamış olan sana. “

Diye başlıyor kitabın ilk cümleleri. 
Kitabın baş karakterinin adını bilmiyoruz. Baş harfi geçiyor sadece. Kitapta Yazar R. , bilinmeyen bir kadından mektup alır ve kitap bu mektup üzerine devam eder. 
Aslında kitapta tutkulu bir aşkı masum ve yalın haliyle görüyoruz. Kitapta adı geçmeyen bir kadının hüzün ve sevdiği adama karşı aşkla dolan kadının mektubundaki satırlar okuyucuya sunuluyor. 
Çok küçük yaşlarda aşık olduğu adama duygularını belli edemeyen adı bilinmeyen kadının yıllar sonra tutkuyla bağlı olduğu adama bir mektup göndermesi üzerine gelişiyor olaylar. 

Zweig, kitabında aşkı bir kadının gözünden dile getiriyor. Çaresizlik, tutku, özlem fazlasıyla hissediliyor.

Ortada tek taraflı bir aşk var. Ve bilinmeyen kadının aşkına haykırışları. 

GÜNAYDIN










Günaydın sevgili okur! 
Günler günleri kovalıyor. Nihayet bir  hafta daha bitti. Ve geriye son bir  hafta kaldı. 
Burada bahar esintis vardı birkaç gündür. Ama son iki gündür yağış ve kasvetli hava benim duygularımı da etkiler oldu. 

Bulunduğum yerde, konum itibari ile pek sosyal aktivite gerçekleştimek mümkün değil. Açık konuşmak gerekirse kaldığım ilçenin insanları genel olarak kaba davranışlara sahip. Elbette bunun yanında iyi insanlarla da tanıştım ve karşılaştım. Fakat kötü şartlar ve kötü insanlar daha ağır bastı şu üç haftama. Benimle beraber kalan diğer öğretmen arkadaşlar da gün sayar durumda. Dilerim günlet bir an önce çabuk geçer ve şu sınav da biter. 

Ailemi, sevdiklerimi, İstanbul’u özledim..


13 Mart 2019 Çarşamba

AMAZON KADIN HEYKELİ ve ASLANLI MÜZE








Samsun'da gezip gördüğüm yerlerden biri de Amazon Heykeli ve Aslanlı Müze.
Bu alan Samsun'un Terme İlçesinde yer alan İlkadım Batı Park meydanında bulunmakta. 

Söylenen rivayetlere göre Terme İlçesinde yaşadıkları söylenen Amazon toplulukları burada geçmişte anaerkil bir yaşam sürmüşlerdir. Bu sebeple de meydana tepeden bakıldığından ortada kocaman bir Amazon kadın heykeli ziyaretçileri karşılamıyor.




Amazon Kadın heykelinin her iki tarafında yer alan aslan heykelleri oldukça heybetli ve ilgi çekici. Bu aslan heykellerine ''Anadolu Aslanları''  da denilmekte. Ayrıca bu aslanların içerisine giriş yapılıyor. Aslanlı Müze olarak adlandırılmaktalar.





Aslanlı Müzenin içerisinde Amazon Kadınların yaşantısı hakkında bilgi ediniyoruz.
İçerisi üç kattan oluşuyor. En üst katında meydana geniş bir bakış açısı ile bakmak mümkün.









İçeriye ilk girdiğimizde bizi Amazon topluluğuna ait birkaç balmumu heykeli karşılıyor.






O döneme ait olduğu düşünülen savaş aletleri, mutfak eşyaları, takılar yer alıyor müzede. Ancak bu eşyalar bir kazı sonucu çıkartılmamış. Eskitme yöntemi ile imitasyon eşyalar yapılarak müzede sergilenmekte.






Gezi notlarımdan anlatacaklarım bugünlük bu kadardı. Sahil kenarında yer alan Amazon Heykelini ve Aslanlı Müzeyi gezip görmek merak uyandırıcıydı. 
Daha çok gezmek ve görmek dileğiyle


12 Mart 2019 Salı

DENİZ DUASI









Deniz Duası,  Kahaled Hosseini.


Uçurtma Avcısı’nın yazarının kaleminden çıkan duygu yüklü ve çok anlamlı kısa, görsellerden oluşan bir kitap. 
Ülkesinde çıkan iç savaş sonucu ailesiyle yurdunu terk eden ve Akdeniz sularında yaşam ile ölüm arasında mücadele ederken cansız bedeni kıyıya vuran minik mülteci Aylan Kurdi’nin öyküsünü anlatıyor.

Kitapta yer alan görsel resimler yazılan cümleleri destekler nitelikte. Konu olarak ele alırsak kitabı; savaş sonrası hayatta kalmaya çalışan insanların sorunlarına değiniyor.

Sonu belli olmayan bir yolculuğun ortasında kalan bir babanın, oğluna yazdığı bir mektuptan cümleleri sayfalarda görüyoruz. Her bir cümlede çok şey hissediyor okuyucu. Kitabın biraz daha az görselle desteklenip içerisnde daha çok yazı olmasını isterdim. Ama kitap bu haliyle de gayet akıcı ve dikkat çekici. 

Denizlerde ölen binlerce mülteciye adanmış bir kitap.



“ Bir bomba çukurunun yüzme havuzu haline getirilebileceğini biliyorsun.”


“ Koyu kanın, canlısından iyi olduğunu öğrendin. “


“ Gökler bomba kustu. Açlık, cenazeler işte bunlar bildiğin şeyler.”



11 Mart 2019 Pazartesi

YABANCI | KİTAP YORUMU







Yabancı, Albert Camus.
111 sayfa.
Fransız yazar Albert Camus'un en çok bilinen ve ilgi gören kitaplarından biri Yabancı.
Yazarın aynı zamanda birçok önemli ve popüler başyapıtları da mevcut. 1957 yılında yazar, Nobel Edebiyat Ödülünü almaya layık görülüyor.

Yabancı isimli kitabında, karakter ve kişi tahlillerine, gözlemlere ve iç benlikle konuşmalara yer veriliyor.
Baş karakterin bir adı yok. Adını bilmediğimiz bu karakterin yaşadığı birtakım bazı olayların meydana getirdiği sonuçları soğukkanlılıkla okuyoruz. Karakter, duygulara pek önem vermeyen, soğuk ve karanlık yanı olan biri. 


Kitaptaki baş karakter huzur evinde kalan annesini kaybeder ve ardından bir günün geçmesiyle bir cinayet işler. Hapishaneye düşer. Burada uzun bir zaman geçirir. Zamanın nasıl geçtiğini anlamaz. Halk ve yargıçlar tarafından duygusuz bir adam olarak görüldüğü için cinayeti neden işlediği göz ardı edilir. Ve kendini savunma fırsatı dahi verilemez. Çünkü o, çevresi tarafından hep duygusuz biri olarak bilinir.

Albert Camus'un, insanın duyguları ve düşünceleri arasında kalan ve toplumun birbirleriyle olan çatışmasını işlediği güzel bir roman.



'' İnsan hiçbir zaman hayat değiştirmez, her hayat birbirine benzer, buradaki hayatımdan şikayetçi değilim. ''


'' Tabii umut, koşup giderken bir sokağın köşesinde, bir rastlantı kurşunuyla vurulup ölmekti. ''


'' İnsan daha ölüm düşüncesine alışmadan cenaze arabasının peşine takılmak zorunda kalır. ''



10 Mart 2019 Pazar

SEVGİLİ DOST #16





sevgili dost


Sevgili dost,
İyi ki yazmak var.
Ve iyi ki sen de varsın!

Sevgili dost,
Günler sanki sığmıyor haftalara. Haftalar da aylara yetmiyor..
Zaman çabuk geçiyor, peşimizden kovalarcasına.


Sevgili dost,
Anılarımızın hepsini saklayabilsek. Ama hep iyi olanları saklasak. Sonra güzel anıları önümüze serip tekrar tekrar hatırlasak ve mutlu olsak.

Seyahatler çekiyor içim...
Takıp sırtıma çantamı diyar diyar gezmek istiyorum.

Sevgili dost,
Yazmadan, yaşayabilir mi insan hiç?
Düşünceleri, kelimeler yoluyla yazıya dökebilmek insan için ne güzel bir hediye olsa gerek..


Sevgili dost,
İyi ki yazmak var.
Ve iyi ki sen de varsın!




9 Mart 2019 Cumartesi

GÜNEŞLİ BİR CUMARTESİ | BANDIRMA MÜZESİ















Samsun'a geldim geleli en sıcak günü yaşadım bugün.
Mart ayı yağışlı geçer demişlerdi lakin burada günler mart ayı ile birlikte hep güneşli hep güneşli.

Bu sabah güne erken başladık. Hafta içi eğitimden dolayı çok yoğun ve yorgun geçince cuma gününden arkadaşlarımla cumartesi günü için plan yaptık. 
Gezilecek yerler belirlendi. 

Ve günlerden cumartesi. 

Sabah kahvaltıdan sonra Tekkeköy'e doğru yola koyulduk. Biraz otobüs yolculuğundan sonra  gideceğimiz yere vardık. İndiğimizde Tekkeköy'ün gezilecek yerlerine gitmek için biraz da yürüdük. Güzel günümüze güzel anılar kaydettik. 


Ardından Samsun merkeze doğru tekrar yola koyulduk, Piazza alışveriş merkezine gitmek için. Burada da biraz vakit geçirdik. Daha sonra Bandırma Müzesine uğradık fakat kapanış saatine denk geldiğimizden içeriye almadılar. Ben de dışarıdan gördüğüm kadarıyla fotoğraflamaya çalıştım.


bandırma müzesi


bandırma müzesi



Daha sonra sahilde oturduk. Sohbet ettik ve bol bol güldük. Çok güzel bir yürüyüş alanı ve bisiklet sürme yolu vardı.
Bugün birkaç aksiliğe rağmen neşeli bir gündü.
Şimdiden huzurlu ve mutlu pazarlar sevgili okur! 

8 Mart 2019 Cuma

3:01 | KİTAP YORUMU





3:01 Simon Kernick




3:01, Simon Kernick.
Olimpus Yayınları,341 sayfa.

Kitabı okurken karakterler ve yaşadıkları olaylar okuyucunun, adeta birer film şeridi gibi gözlerinin önünden geçiyor. Kitap iki günü anlatmakta.

Kitaptaki karakter Tom adında bir adam. Her şey bir telefon çağrısı alması ile başlar. Arayan birkaç yıldır hiç görüşmediği arkadaşıdır. Telefonla konuştuğu sırada arkadaşı Jack'in ölümüne tanıklık eder. Duyduğu sesler ölümün işareti olur. Jack ölmeden birkaç saniye öncesinde Tom'un ev adresinin ilk iki satırını söyler hemen ardından ise ölür.

Ve böylelikle kovalamaca başlar. Tom, çocuklarını alır ve güvenli bir yere gitmeye karar verir. Çünkü kulaklarında uzun yıllardır görüşmediği arkadaşı Jack'in ölüm sesi çınlar. Peşinde olan adamların neden peşinde olduğunu ve Jack'in niçin ev adresini söylediğine anlam veremez.

Tom'un ve ailesinin başından bir sürü olay geçer. Bu olaylar iki günde yaşanır. Kitabın adının 3:01 olmasının sebebi ise; Tom'un, arkadaşından tam olarak saat 3:01'de arama alıyor olması. Heyecan,merak ve aksiyon sevenlere önerebilirim.



MAKAS ELLER





makas eller


Makas Eller, 1990 yılı ABD yapımı film.
Yönetmen koltuğunda Tim Burton, başrolde ise başarılı oyuncu, her role bürünen ve hakkını veren Johnny Depp var.

Bir mucit, Edward adında bir insan yapmaya karar verir. Ancak hüzünlü bir şekilde Edward'ın yapımı yarım kalır. Onun elleri sıradan bir insanın elleri gibi değildir. Makastan ellere sahiptir. Makas ellere sahip olması Edward'ı toplumdan soyutlar ve insanlar arasına çıkmasına engel olur.

Yaşadığı küçük mahallede mütevazi bir hayat süren BİR kadın tarafından kendi evine davet edilir ve onun ailesi ile yaşamaya başlar. Artık Edward da o ailenin bir üyesi gibi olmaya başlar. Edward için insan içine karışıp makas ellerle yaşamak oldukça zordur. Fakat uyum sağlamayı yavaş yavaş öğrenir.

Zaman geçer ve mahalledeki tüm insanlar Edward'ı çok sever. Tıpkı her filmde olduğu gibi bu filmde de kötü adamlar vardır. Edward tüm bunlarla baş edebilecek midir?


Biraz komik biraz fantastik türde film. 
Toplumsal olaylara değinen ve güzel mesajlar barındıran defalarca izlenebilecek filmlerden.

7 Mart 2019 Perşembe

KÜÇÜK KARA BALIK








Küçük Kara Balık, Samed Behrengi.
Can yayınları, 35 sayfa.

Küçük Kara Balık, bir çocuk kitabı ancak yetişkinlere de hitap eden bür konusu ve dili var.
Kitapta Küçük Kara balığın hikayesini görüyoruz. Meraklı, güzel düşüncelere sahip olan Küçük Kara Balık, annesini ve diğer balık arkadaşlarını ardında bırakarak uzak diyarlara yüzüyor. Onun tek merakı: ırmağın ötesinde yer alan dünyanın nasıl bir yer olduğu.

Küçük Kara Balık bu serüveninde birçok deniz canlısı ile karşılaşıyor. Ger birinden yeni bir bilgi öğrenmekle birlikte onlara, ne kadar da cesur bir balık olduğunu gösteriyor aslında. Küçük bir balık olması onun cesaretsiz olduğu anlamına gelmiyor. Kitapta bizlere bunu gösteriyor. 

Küçük Kara Balık, gükyüzündeki ay ile de konuşuyor. Ondaki merak ve iyi niyet yeni dostlar tanımasına ve yeni diyarlara kapı aralamasına sebep oluyor. Her yaşa hitap eden, içersinde öğütler barındıran bir kitap. 



“ Ben bilmek istiyorum; gerçekten de yaşamak dediğimiz şey şu bir avuç yerde yaşlanıncaya kadar dolaşıp durmaktan mı ibaret; yoksa dünyada başka şekilde yaşamak da mümkün mü? “



“ Yengeç:
-Neden bu kadar kötümser ve korkaksın Küçük Balık?
Balık:
-Ben ne kötümserim, ne korkak. Gözümün gördüğünü, aklımın söylediğini dile getiririm. “


“ Her an ölümle yüz yüze kalabilirim. Ama yaşayabilidiğim sürece ölümü karşılamaya gitmem gerekmez. Bir gün ister istemez ölümle karşılaşacağım; bu önemli değil. Önemli olan benim yaşamımın veya ölümümün başkalarının yaşamını nasıl etkileyeceği... “

6 Mart 2019 Çarşamba

KEYS TO THE HEART











Keys To The Heart.
2018 yılı, Güney Kore yapımı çok anlamlı ve duygu yüklü bir film. 
Otizmli bir çocuğun hikayesini anlatıyor. Aslında bu film bizlere, otizmin bir hastalık değil farkındalık olduğunu sunuyor. 

Jo Ha, bazı sebeplerden dolayı kariyeri sonlanmış ve kendi kendine hayat süren eski bir boksördür. Çeşitli yarı zamanlı işlerde çalışarak kendi parasını kazanır ve hayatına devam eder. Bir gün onu daha çocukken terk eden annesi ile karşılaşır ve tekrar bir araya gelirler. 

Jo Ha en son çocukken gördüğü erkek kardeşiyle de bir araya gelir. Jin Tae, otizmli bir bireydir. İlgi alanları arasında piano çalmak, video oyunları oynamak vardır. Pianoda çok başarılıdır. Abisi ilk başlarda ona biraz mesafeli ve soğuk davransa da zamanla birbirlerine yaklaşırlar ve ağabeyi kardeş ilişkisini kurmayı başarırlar. Aile temasını, özel gereksinimli çocukların yaşamına değinen ve toplumun böyle özel çocuklara bakışını, davranışını yansıtan anlamlı bir film. 


Aile, dram konulu her dakikası dolu olan güzel bir filmdi.


 

BİRPEMBESEVER