8 Aralık 2021 Çarşamba

Bursa’ya Yolculuk

 


Bursa’dan günaydın sevgili okur.

Birkaç gün önce Bursa’ya, anneannemlere gitmek için yola çıkmıştık. Habersiz yapılan sürpriz bir ziyaretti. Bursa’ya vardığımızda anneannem ve dedem ziyaretimize çok sevindiler. Biz de çok mutlu olduk çünkü beş altı aydır birbirimizi görmemiştik.

Burada sevdiğim şeylerden biri de eski mahalle kültürünün hala devam ediyor olması.  Herkes birbirini tanıyor, komşuluklar devam ediyor. Bir diğeri de İstanbul kadar kalabalık bir şehir olmayışı. Toplu taşıma araçları kalabalık değil. Yollarda fazla trafik yok.

Pazartesi ve salı günleri Bursa’nın çarşısında gezindik. Dün de iki tane müze gezdim.   Son girdiğimiz müzeyi gezerken şiddetli bir yağmur başladı ve çıkmamıza yakın müze görevlisi yağmur dinene kadar bekleyebileceğimizi söyledi. Yağmur dindikten sonra Kültür Park’ın içerisinde yürüyüş yaptık.

Bugün için de planlar yapıldı. İnşallah güzel bir gün olur. 

Sana da huzurlu ve mutlu günler dilerim sevgili okur.

3 Aralık 2021 Cuma

Anne with an E

 


 "Sürekli bir mutluluk arayışındayız. Her an her dakika mutlu olmayı beklemek hiç mantıklı değil. Neşeyi ancak üzüntüyü öğrendiğinde anlarsın. En yüksek doruklarda gezinen bizler, bazen en derin kuyulara da düşebiliriz. Bir denge var. Güzelliği de burada."

''Senden başka kimse senin değerini belirleyemez."


Anne with an E, Kanada-ABD 2017.
Anne Shirley, küçük yaşta anne ve babasını kaybeder. Bunun üzerine yetiştirme yurdunda kalmaya başlar.

12 yaşına gelen Anne sevgi dolu, pozitif, hayal kurmayı seven neşeli bir kız olmuştur. Okumaya ve yazmaya hevesli olan Anne diğer zamanlarında evlere temizlik yapmaya veya çocuk bakmaya gider.

Bir gün Anne, Green Gables adında küçük bir kasabada yaşayan Marilla ve Matthew adında iki kardeşin kendisini evlatlık almak istediğini öğrenir. Bu durum ilk başlarda ufak bir yanlış anlaşılma olsa da Anne, Marilla ve Matthew kardeşlerin bir parçası haline gelir onların adeta vazgeçilmezi olur.

Üç sezondan oluşan dizide Anne’nin kasabada geçen maceralarına, kasaba sakinleriyle tanışma sürecine, yaşadığı zorluklara ve mutluluklara ortak oluyoruz. Ayrıca dizi L.M. Montgomery’nin "Anne of Green Gables" adlı kitabından uyarlanarak karşımıza çıkmıştır.

2 Aralık 2021 Perşembe

Düşüş

 



''Beden keyifsiz oldu mu, yürek de ölgünleşir.''

''İnsanlar gösterdiğiniz nedenlere; içtenliğinize ve acılarınızın ağırlığına ancak siz öldüğünüzde inanırlar.''

''Hepimiz birbirimize benzemiyor muyuz, böyle durmadan ve muhatapsız konuşarak, önceden cevapları bilsek de hep aynı sorularla karşılaşarak.''

''Ama yeryüzü karanlıktır, aziz dostum, tahta kalın, kefen ışık geçirmez.''

''Yakınlık kolay bulunur, hem de hiçbir bağlantıya sokmaz insanı. Dostluk ise daha sadedir. Uzun sürelidir ve elde edilmesi zordur, ama bir kez de elde edildi mi, artık ondan kurtuluş yoktur, gereğini yerine getirmek gerekir.''

''İnsanın karakteri olmadı mı, bir yöntem bulması gerek.''

Düşüş, Albert Camus.
Yazar ölümünden kısa bir süre önce yayınladığı Düşüş romanıyla 1957 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü almaya hak kazanır.
Düşüş romanının ana karakteri Jean-Baptiste Clamence, Parisli bir adamdır. Paris'te avukatlık yapan Clamence, soylu insanların davalarına bakar. Elinden geçen davaları da başarıyla sonuçlanınca Paris'te büyük bir üne kavuşur.

Clamence'nin yolu bir gün Amsterdam'a düşer. Şehrin üzerine gece çökünce eski ve bakımsız bir bara girer ve burada kendi geçmişiyle yüzleşmeye başlar.

Geçmişinde yaşadığı başarılar onun şu anki yaşadığı düşüşe sebebiyet verir. Bu başarıları elde etme sürecini kitaptaki karakter okurla konuşuyormuşçasına anlatır. Clamence'nin gösterişli ve parıltılı hayatı yavaş yavaş son bulmaya başlarken içten içe vicdan azapları, sorgulayışlar ve gerçek mutluluğu arayışın amacı gün yüzüne çıkacaktır.

Felsefi roman kategorisinde yer alan eserde Clamence'nin duygusal çöküşünü okuyoruz.




1 Aralık 2021 Çarşamba

Tuhaf bir şekilde zaman, çok hızlı yitip gitmiyor mu

 




Sevgili okur,

Yılın son ayına da girmiş bulunduk. Nasılsın, günlerin nasıl geçiyor? Ben iyiyim. Şu sıralar okuduğum kitaplar bittikçe kütüphanenin yolunu tutuyorum. Kütüphaneye gitmek, kitap raflarının arasında dolaşmak beni inanılmaz mutlu ediyor. Eğer öğretmen olmasaydım kütüphane sevgimden dolayı hayalimdeki üçüncü meslek olan kütüphane çalışanı olmayı isterdim.

Geçtiğimiz günlerde odamı düzenlerken elime bir kırmızı defter geçti. Defterin kapağını açtığımda içinde 2019 yılına ait tutmuş olduğum günlüklere rastladım. Her gün düzenli ve uzunca yazmamış olsam da istikrarlı bir şekilde birkaç ay iki yıl öncesine ait bir şeyler karalamışım. Şimdi açıp okumak biraz tuhaf hissettirdi.

Çocukken günlüklere, hatıra defterlerine merakım vardı. O zamanlarda hatırlıyorum da hemen hemen çevremdeki arkadaşlarımda da günlük veya hatıra defteri olurdu. Hatıra defterlerine yazılarımızı yazıp, renkli ve kokulu kalemlerle itinayla süsleyip yazının sonuna da küçük bir mani kondurup sonlandırırdık. İlköğretimdeyken ilk hatıra defterimi annem alıp sürpriz bir şekilde vermişti. O günü hiç unutmam. Sonrasında anı defterimi çevremdekilere yazdırmanın telaşı başlamıştı. 

O zamanki anı defterim hala durur. Tebessüm edip anıları tazelemek için açıp okuduğum anlar olur. Tuhaf bir şekilde zaman, çok hızlı yitip gitmiyor mu sevgili okur? 

 

BİRPEMBESEVER