Sevgili dost,
Bilinmeyen bir mevsimde, bilinmeyen bir tarihte İstanbul sokaklarında kayboluyoruz. Şehrin kalabalığından uzakta yerler seçiyor ve rüzgarın ritmine adım adım ayak uydurup arnavut kaldırımlı sokaklarda yürüyoruz. Etrafımıza bakınıyoruz. İlgimizi çeken yerleri fotoğraflıyoruz. Sonrasında kısa bir yemek molası veriyoruz ve gezintimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Vapur iskelesine varıyoruz. Gelecek vapura yetişmenin mutluluğunu içten içe yaşıyoruz ama bilmiyoruz ki gelecek olan vapur aslında gecikecek.
Bir yaşlı teyze ile ayaküstü sohbet ediyoruz. Vapurun gecikmiş olmasından yakınıyor, bense hoş bir tebessümle sadece onu dinliyorum. Sonra bir bakıyorum o da bana ufak bir tebessüm ediyor.
Gökyüzündeki renkler gün batımına hazırlanıyor. Bak işte! Turkuazın altına sıralanmış renkler: sarı, turuncu ve güneş batınca da kırmızı. Bu manzarayı iskeleden izliyoruz. İyi ki vapur gecikmiş diye düşünüyoruz. Çünkü yol arkadaşımız gün batımı, yolculuğumuza eşlik edecek.
Beklenen vapur geliyor. Açık alandan kendimize hemen yer tutuyoruz. Vapur yavaş yavaş doluyor. Kaptan motoru çalıştırıyor. Etrafımızda uçuşan martılar vapurun hareketine onay verircesine sesler çıkartıp etrafımızda uçuşuyor. Ve beklenen vapur gün batımına hareket ediyor.