24 Mayıs 2018 Perşembe

GÜL REÇELİ





Beni güllerle karşılayan öğrencim Elif, dün bana küçük bir kavanozda gül reçeli getirdi. Sınıfa girdiğimizde ''Öğretmenim sana bir sürprizim var gözlerini kapat ama'' dedi ve ellerime henüz soğumamış gül reçeli kavanozunu verdi. 

Öğrencim dediğime bakmayın benden 10 yaş büyüktür. Abla kardeş gibi bir muhabbet vardır aramızda. Ama o beni ablası olarak görür o ayrı bir durum.😊

Bugün bir öğrencimin annesinden olumlu geri dönüşler aldım. Rehabilitasyona başlamanın yararını görür olmuşlar evde. Çok mutlu oldum. 

Sonra bir de Taner var. Düşüncelerini ve duygularını saygısını bozmadan dile  getiren 2.sınıf öğrencisidir o. Birlikte çıkarız sınıfıma ama o benden önce koşa koşa sınıfımın kapısını açar ve hep kolonun arkasına saklanır. Sonra ben onu bulurum, muhabbet eder güler derse başlarız. Çıkartma işlemini benimle öğrendi. Bugün ilk kez bağımsız bir şekilde yazdığım işlemleri yaptı. Kocaman bir aferin dedim. O da ''Öğretmeniim siz öğrettiniz ki bana çıkartma işlemini'' dedi. Bu hissettiklerim öğrettiklerimin meyvesi oluyor sanırım..


22 Mayıs 2018 Salı

KAKTÜSLERİM





''Kaktüslerim canım benim canım benim'' diye bir başlıkta yazı yazdığımı hatırlıyorum önceden. Canım derim onlara, çünkü çok başka severim. Güzel sözler söyler, selam veririm.

Bir sukkulentim vardı hatırlarsan. Evet o da aramızdan ayrıldı. Artık yok. En eskilerden, yaklaşık 8 aydır benimle olanlar; tavşan kulaklı kaktüsüm ve yanındaki tombik kaktüs. 

Biraz daha büyük saksılara alayım dedim onları ama sonra bu fikrimden caydım. Hala daha çok küçükler ve kaktüsler minimalist yaşamayı sevdikleri için de bir süre daha bu küçük saksılarda idare edecekler. Kaktüslerim için toprak ve vitamin almıştık. Topraklarını değiştirdim ve suya ihtiyaçları olduklarını hissettiğimde, dökeceğim suyun içine biraz o vitaminden ilave edip suluyorum.

Aslında bu süreçte kaybettiğim kaktüslerim sayesinde de birçok tecrübe edindim. Mesela sularken gövdeye su değdirmiyoruz. Şırınga ile sulamak, bu küçük saksıdaki kaktüsler için ideal geliyor bana. Sonra, kaktüsler ve sukkulentler zamanla kendilerini salabiliyorlar. Bu yüzden yanlarına çakıl taşlarıyla destek koyabilirsin. Serçe parmağını bitkinin toprağına batırdığında eğer kuru ise toprak, kaktüsünün suya ihtiyacı var demek oluyor bu.

Tavşan kulaklı kaktüsümü çoğaltmak istiyorum. Kulaklardan birini kopararak toprağa gömüyoruz. Bir yandan bu fikri düşünsem de kıyamıyorum.😮
Her bitki gibi kaktüsler ve sukkulentler de ilgi ve bakım istiyorlar. Bitkilerle, toprakla uğraşmak bana ayrıca keyif vermekte. Büyük şehirde yaşamanın stresini de aldığını düşünüyorum.





21 Mayıs 2018 Pazartesi

POSTA KUTUSUNDAKİ MIZIKA





A. Ali URAL, Posta Kutusundaki Mızıka.

Yazar kitabına Sevgili Dost diye başlıyor ve yine öyle bitiriyor. Bir dosta yazılan duyguları, düşünceleri kısacası hisleri barındırıyor. Kitap bana biraz mektup gibi geldi. Bu yönü çok hoşuma gitti. 

Her sayfada birkaç kez sevgili dost yazısını görüyorsun. Hemen ardından da yazarın kaleme almak istediği düşüncelere yer veriliyor. İlk sayfalarda 3 Temmuz 1998- 16 Aralık 1999 diye bir tarih var. Zannımca bu tarihler arasında sayfalardaki yazılar ortaya çıkmış. Kitabı okurken ben, yazarın dost diye adlandırdığı kişiye özlemini çokça hissettim. Yanında olmayan dostuna özlemini, söylemek istediklerini cümlelerle buluşturmuş. Bendeki kitap 119.baskı idi. 

''Sevgili dost,
İnsanlar birbirine mektup yazmalı.Çünkü mektupta sesin tonu belli olmaz.Çünkü mektup düşünülerek yazılır.Birdenbire ağzımızdan kaçan kelimeleri hiçbir şey geri getiremez.Söylediklerimizin üstü çizilemez. Çünkü söylediklerimiz dinlenmeyebilir, sözümüz kesilir, içeriye o anda biri girer, okunan mektupsa mutlaka tamamlanır.''


''Geçen sabah senin üzüntülü olduğunu söylediler. Dokunsalar ağlayacakmışsın. Dokunmamışlar. Yine de ağlamışsın; dostun gözünden akan bir damla yaşın yeryüzündeki bütün gölleri tuz gölü yaptığını bilmez gibi. Gül ki,acılaşmasın göller. Göl ki, orada demirli kayığımız.''


''Sevgili dost,
bildiğimiz, sesin tonunun kelimelere hayat verdiği ya da öldürdüğüdür.''


''Sevgili dost,
Her defasında bu iki kelimeyle başlıyorum mektubuma. Çünkü bu iki kelimeden her biri, gücünü diğerinden alıyor.''

''Montaigne, 'Ölümün bizi nerede beklediği belli değil,iyisi mi biz onu her yerde bekleyelim' diyerek insanın istese de gecikemeyeceği en önemli randevusunu hatırlatıyor.''

''Bana öyle bir yaratıcı ve Rab lazım ki kalbimin en küçük hatıratını, en gizli niyazımı bilecek... ve ruhumun en gizli ihtiyacını yerine getirdiği gibi, bana ebedi saadeti vermek için koca dünyayı ahirete çevirecek, bu dünyayı kaldırıp ahireti yerine kuracak.'' (Bediüzzaman)


''Sevgili dost,
Kalbimi alıp uzaklara gitmek istiyorum.Çünkü aklım hep kurcalanacak.''


''Sevgili dost,
Kararma, yağmayacaksan;kürek çekme, mahkumu olmayacaksan. Sorma, tahammülün yoksa cevaba. Saati kurma durduracaksan.''



20 Mayıs 2018 Pazar

YEŞİL MAVİ BİR GÜN



Merhaba sevgili okur!
Bugün bol yeşilin ve mavinin olduğu bir yerdeydim. Dede evinin bahçesinde. Çocukluğumun geçtiği bahçede. İşte, gördüğün yıllanmış meşe ağacımız. Bu ağacı fotoğraflamayı çok seviyorum. Her mevsimde ayrı bir güzelliği var.




Gezinirken bir kedi yine buldu beni. Sıska, çelimsiz biraz da sevgiye aç bir kediydi. Kendini sevdirmese de yanımdan ayrılmadı. Nereye gitsem peşimden geldi.🙈



İsmini bilmediğim bu sarı çiçekleri topladım. Çok güzel kokuyorlardı. Şu anda evde vazonun içerisindeler. 



Meyve ağaçlarından kiraz ve dutlar meydana çıkmışlar. Dutlar tam olgunlaşmamışlar ama kirazlar kızarmaya başlamıştı. Yine bir sürü fotoğraf çektim tabii kii.🙊 Bu arada telefonumdaki resimlerimin çoğunun manzara ve doğa resimlerinden oluştuğunu söylemiş miydim sana? 



Fındık ağaçlarının olduğu yerde adeta kelebek yuvası vardı. Ben bu kadar çok kelebeği bir arada hiç görmemiştim. Çocukken, usta bir kelebek yakalayıcısıydım. Saatlerimi harcardım peşlerinde dolanarak.😇



Bol yeşilin ve mavinin olduğu bu resimlerle gününe tebessüm katmak dileğiyle,
bulutlara bakıp biraz da hayallere dalalım. 🍀









 

BİRPEMBESEVER