7 Ekim 2022 Cuma

Sonbaharda Bitkiler

 


Sonbaharın gelmesiyle tıpkı insanlar ve hayvanlar gibi bitkilermizde kış hazırlığına başlıyor. Özellikle sukulentlerdeki renk değişimi her mevsimde bambaşka bir renk cümbüşüne bürünüyor.

Resimdeki ilk sukulent: Graptosedum Vera Higgins. Bu sukulenti küçük saksıda beş tane yavru şeklinde geçtiğimiz yıl Ikea’dan almıştım. İki kere pencere önünden aşağıya düşme kazası geçirmiş olan bu bitkim bu sene ana sukulentlerin alt gövdelerinden bir sürü yavru verdi. Öyle bereketli bir sukulent ki kopan yapraklarını toprağın üzerine bıraktığınızda dahi yapraktan yeni sukulent alabiliyorsunuz.

Yapraklarda görmüş olduğunuz delikler herhangi bir hastalık değil. Bu sene ilk defa güvercinler bitkilerime zarar vermeye başladılar. Yaz aylarından beri pencere önünde tuttuğum bitkilerim onların uğrak yerleri oldu. Yaprakların içindeki suyu gagalayarak bitkiye zarar vermeye başladılar. Sıcak havalardan dolayı su bulamıyorlardır deyip hoş görsem de şu günlerde bile bu durum devam etmekte. Ne yazık ki sukulent yapraklarım delik deşik olmuş durumda. Buna acilen bir çözüm bulmam gerekiyor.




Yine geçen yıl aldığım Echeveria Lilacina.

Bu sukulentim bu yıl çiçek açmadı. Geçen yıl çok güzel çiçekler açmıştı ve burada da paylaşmıştım. Bu sukulentten yapraktan çoğaltma yapılmıyor. Tepeden kesme yöntemiyle çoğaltma ya da daha büyük bir saksıya geçirerek gövdeden yavru sukulentler vermesi mümkün. 



Bu sukulentin türünü bilmiyorum. Üç yıldır baktığım bu bitkim ilk defa bu sene sarı sarı çiçekler açtı. Ana yapraklar büyüdü ve gövdelerden de yavrular verdi.

Kopan yapraklardan da yine sukulentler çıktı. Onlar da küçük saksılarda büyümeyi bekliyorlar.


Eğer benim gibi sukulent bitkilerine ilgiliyseniz ve onların bakımıyla uğraşıyorsanız şunu belirtmeliyim ki; sukulentler tıpkı kaktüsler gibi kolay bakımı olan bitki türlerindendir. Zamanla hangi bitkinin sulamaya ihtiyacı olduğunu anlıyorsunuz. Sukulentlerle ilgili önerebileceğim en önemli bakım ise bitkilerinizi muhakkak dış ortamlarda tutmanız gerektiği. Bu tür bitkilerin doğrudan olmasa da güneş ışığına, aydınlık ortamlara ve rüzgara ihtiyacı var. Eğer sukulentleri kapalı ortamda bırakır orada bakmaya devam ederseniz bitkinizde gittikçe koyuya giden bir renk değişimiyle birlikte şekil ve form bozuklukları görülebilir. Bu da bitki açısından sağlıklı bir görüntü oluşturmaz.

Sonbaharın gelmesiyle elbette bitkileri sulamayı azaltmalıyız. Toprağın kuruluğuna göre bitkimize su verebiliriz. 

Şubat ayında paylaştığım bitkilerle ilgili yazımı da okumak istersen buraya tıklayabilirsin.

Huzurlu ve mutlu akşamlar.

5 Ekim 2022 Çarşamba

Kalabalığın İçindeki Sessizlik




Gittikçe kalabalıklaşan bir şehir. Kalabalığın içinde kaybolmak ve kalabalığın gürültüsüne uyum sağlamak. İnsanların yüzündeki yorgunluk, stres, günün telaşesi özlediğimiz küçük bir bakışın ya da tebessümün yerini alıyor ve geri vermemek üzere de yemin ediyor sanki.

İstanbul sokaklarında kaybolmayı, dolaşmayı her ne kadar çok sevsem de artık istediğim anda istediğim sıklıkla yapamıyorum bunu. Bir yerden bir yere gitmek zorlaştı. Yolun uzaklığından ya da trafiğin yoğunluğundan ziyade kalabalığın yorması en temel nedenlerimden birkaçı oldu.

İnsanlar arası diyalogsuzluğun yanı sıra artık hiç kimsenin bir başkasına tahammül edemeyişini görmek; adab-ı muaşeretin unutulduğu ve kuralların hiçe sayıldığı bir toplumda "Nereye doğru yol alıyoruz?" sorusunu bir kez daha kendi kendime sorup üzerine düşündüm.

Tabii yine istisnalar olacak ki iyi yürekli insanların varlığını hissettirecek olaylar yaşanıyor ve zihnimdeki kara bulutlar biraz da olsa kayboluyor; yerini umut dolu düşüncelere bırakıyor.

 Şu aralar kalabalığın içinde sessizlik ararken buluyorum kendimi. Duyunca kulağa biraz imkansız gibi geliyor değil mi? Gerçekten de kalabalık olup da sessiz olan birçok yer var. Bazen sahil kenarında bir bank, bazen doğanın içerisindeki bir orman bazense kitaplarla dolup taşan bir kütüphane. 

Bu fotoğraf bugünden bir kare.

Ve son olarak, şu sıralar dinlemeyi sevdiğim bir şarkıyı da seninle paylaşmak istiyorum sevgili okur.



4 Ekim 2022 Salı

Jane Eyre

 


Jane Eyre, İngiltere 2011.

Charlotte Bronte’nin aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan film; feminist edebiyatının en önemli eserlerinden biri sayılmaktadır.

Filmdeki ana karakter Jane, 10 yaşındayken babasının da ölümüyle tek aile üyesini yitirir ve teyzesinin evine gönderilir. Teyzesi ise Jane’ye uzun süre bakamayacağını anlayarak onu yatılı bir okula kaydettirir. 

Jane, on yıl boyunca bu yatılı okulda çeşitli alanlarda dersler alarak kendini eğitir ve yetişkin bir genç kız olur. Eğitim aldığı yurtta öğretmenliğe başlayan Jane, bir süre sonra Edward Rochester’ın malikanesinden çocuklara mürebbiyelik yapmak için iş teklifi alır.

Çocukluk hayatının geçtiği yurttan ayrılan ve yeni hayatına doğru yolculuğa koyulan Jane Eyre, malikanede geçireceği süre boyunca dostluk, aşk, merhamet, ihanet gibi birçok farklı duyguyu tecrübe edecektir.

Malikanenin sahibi olan Bay Rochester gizemli karakterinin yanı sıra bir o kadar da kibar bir erkektir. Jane’nin genç kızlık yaşamı boyunca ilk tanıştığı beyefendi olan Bay Rochester ile aralarında zamanla bir dostluk bağı oluşur. Bu dostluk bağı ise yerini aşka bırakmaya başlar ancak Jane’nin uzun süreceğini düşündüğü bu aşk, Bay Rochester’ın gizlediği bir sırla bozulacaktır.


1 Ekim 2022 Cumartesi

Hamlet

 


"Zaten dünya ne iyidir ne kötü, düşüncenize bağlıdır iyilik kötülük."

"Doğrunun nerede olduğunu bulur çıkarırım, doğru yerin dibinde saklı da olsa."

"Kötü işler gömülse de yerin dibine, çıkar bir gün insanların gözü önüne."

"İnsan hayat boyu ne zorluklarla ve sıkıntılarla karşılaşırsa karşılaşsın, ölüme yaklaşırken kendini teselli edecek bir şeyler buluyordu."

"Rüyalar tutkulardır işte. Tutkunun özü bir rüyanın gölgesidir sadece."

"Rüyanın kendisi de bir gölgedir."

"İnsan yaşlanınca bir kez daha çocuk olur."

"Kendi kendimize verdiğimiz sözü tutmak, en çabuk unuttuğumuz şeydir, ne yapsak."

"Sözlerim uçuyor havaya, ama düşüncem yerde; öz olmayınca söz yükselmiyor göklere."

"Ey utanç, yüzün kızarmaz mı oldu senin?"

"Alışkanlık bir canavardır gerçi, bütün duyguları yiyip bitirir. Ama şu iyiliği de vardır ki onun; güzel, doğru işler yapmak için de rahat giyilir bir urba, bir kılık sağlar bize."


Hamlet, William Shakespeare.

Beş perdeden oluşan eserin kaynağı, eski kuzey masallarına kadar uzanmakla birlikte aynı zamanda tiyatro tarihinde de en tanınmış eserlerden biridir.

Danimarka Kralı Hamlet ölür ve yerini kardeşi Claudius’a bırakır. Yeni Kral Claudius, yeğeni Prens Hamlet’in annesi Gertrude ile evlenir. Her şeyin alelacele olmasına şüphe ile yaklaşan Prens Hamlet, bir şeylerin yanlış gittiğinden kuşku duymaya başlar.

Bir gün saray muhafızları nöbet tuttukları esnada ölen kralın hayaletini görürler. Bunu Prens Hamlet’e de aktarırlar. Prens Hamlet ölen babasıyla hayaleti üzerinden iletişim kurar ve ona ölümünün ardındaki gerçeği sorar. Gerçeği öğrenen Prens Hamlet, hayaletten öğrendiklerini bir sır gibi saklayarak saray içinde gizlenmiş hainlere oyun oynayıp babasının ölümü ardındaki sır perdesini aralayacaktır.

 

BİRPEMBESEVER