28 Şubat 2018 Çarşamba

ŞUBAT AYI DEĞERLENDİRMESİ





Resimde gördüğün benim yeni sukkulentim. Kız kardeşim cumartesi günü hediye etmişti.  Sukkulentler de kaktüs familyasından. Zannımca kaktüslere göre daha çabuk büyüyorlar. Kısa sürede gözle görülür derecede boy attı sukkulentim. 🙈

Yeni arkadaşımla da tanıştırdığıma göre seni şubat ayı değerlendirmesine davet ediyorum. Bu yazı bu ay yaptıklarımla ilgili olacak.

Bu yılki hedeflerimden biri de çok kitap okumaktı. Şubat ayında bu konuda  sınırlarımı zorladım. Vakit bulamıyorum bahanesine son verdim ve bu ay tam beş kitap okudum.

Yine çokça film izledik kız kardeşimle. Mart ayında da kitap okuma hedeflerim var. Buna ilaveten insanlar ve eğitim üzerine belgeseller izleyip seninle blogumda paylaşmayı düşünüyorum.

Birkaç gün aksaklık olsa da bloguma düzenli olarak yazı girmeye çalıştım. Şubat ayına dönüp bakınca ''Nasıl başarmışım ben bunları'' demekten alıkoyamıyorum kendimi.

Kış mevsiminin son ayı, şubat. Karsız bir şubat oldu. İçimde burukluğa sebep olan tek neden bu olsa gerek. 

Senin şubatın nasıldı?

26 Şubat 2018 Pazartesi

MEKTUP ARKADAŞIMLA İLK GÖRÜNTÜLÜ KONUŞMAMIZ






26 Şubat, Pazartesi.

Bugünümü unutmamak adına ve çok mutlu olduğum için duygularımı yazıya döküp seninle de paylaşmak istedim.

Blogumda benimle yol arkadaşı olanlar dünyanın çeşitli yerlerinden insanlarla mektuplaştığımı ve görüştüğümü bilirler. Bu görüşmeler hep mesajlaşma yoluyla oluyordu. Ta ki dün akşam Malezyalı mektup arkadaşım Nana'nın attığı mesajda görüntülü arama teklifini görene kadar.

Bugün annemle dışarıdaydık. Eve geldiğimde Nana'dan gelen mesajları gördüm. Görüntülü arama için biraz beklemiş. Çünkü onun ülkesiyle benim ülkem arasında 6 saatlik bir zaman dilimi farkı var. 

Vee görüntülü aramayı gerçekleştirdik. Ya nasıl desem. Sanki yıllardır çok yakınmışız, yüz yüze görüşüyormuşuz gibi hissettim. Benimle onun arasındaki tek fark konuştuğumuz dildi. Bunu ortak dil ingilizce ile hallettik. Yaklaşık 50 dakika konuşmuşuz. O kadar farklı bir his ki. Çok duygulandım ama çok da mutluyum. Nana annemle ve kız kardeşimle bile tanıştı. O da söz verdi bir sonraki sefere ailesi ve arkadaşlarıyla tanıştıracak beni. Bakalım neler olacak?🙈

25 Şubat 2018 Pazar

MISTY





16 bölümlük kore dizisi.
 Ji Jin He'nin dizisi olduğunu görünce izlemeye karar verdim. Bu diziden önce     I Have a Lover'da başrol oyuncusuydu. Misty dizisindeki kadın ve erkek başroller oldukça tanınmış, iyi oyuncular.

Başrol kadın dizide Go Hye Ra'nı canlandırır. Televizyon kanalında çalışan ve 21.00 haberlerini sunan bir spikerdir. Aynı zamanda da kariyerinde ilerlemeyi sürdürmek ister. 

Diğer başrol adam da bu spiker kadının kocasıdır. Eskiden ünlü bir savcı olan adam şimdilerde normal bir avukattır. Bu iki başrolün evlilikleri biraz farklıdır. Kadın, adamla tek şartla evlenir.Bu şart da kariyerinde kocasının adını, zenginliğini kullanarak ilerlemektir. Ama avukatımız karısını böyle olmasına rağmen sever ve onunla gençlik zamanlarında evlenmeyi göze alır.

Go Hye Ran dizide çok güçlü, özgüvenli, kendi ayakları üzerinde duran bir kadın karakter olarak karşımıza çıkmış. 

 Go Hye Ran, sunacağı haber için bir röportaj yapacaktır. Bu röportajı yapacağı kişi de geçmişinde tanıdığı bir adam olur. İsmi Kevin Lee'dir. Bu ikisinin yolları kesişir ve maziyi hatırlar.  Aradan zaman geçer ve Kevin Lee bir kazada ölür. Olaydan sorumlu dedektif kazanın cinayet olduğunu savunur ve bununla ilgili deliller toplar. Baş şüpheli de spiker kadın olur. Gizem, dram ve biraz da hukuk barındıran iyi bir dizi.

PAZAR 6'LISI | KIŞ OLİMPİYATLARI





Pazar günlerinin 6'lısı. 
Sevgili Eslem'in blogunda sıkça görüyoruz bu pazar 6'lılarını. Hep yapmak istiyordum ama ya unutuyordum ya da fırsatını bulamıyordum. Dün akşam onun yazdığı yazıyı okuma fırsatım oldu ve ''Tamam. Yarın pazar ve bu pazar 6'lısına ben de dahil olacağım'' dedim ve işte geldim buradayım! 🙈 Eslem'in yazısı için de buraya tıklaa! 💙

Bu haftaki pazar 6'lısının teması kış olimpiyatları ile ilgiliymiş. İstanbul'da bu kış kar göremesek de  kış olimpiyatları çok iyi gelecek bizlere. O halde başlasın Tuğçe'nin pazar 6'lısı! 😊


1. Kayakla Atlama - Sıkıldığınız için atlayarak okuduğunuz bir kitap?

En son okuduğum kitaplardan Saramago'nun Körlük romanı. Konusu çok çok güzeldi lakin gereksiz ayrıntılar ve uzatmalar epeyce fazlaydı. Bu da benim o yerleri atlamama sebep oldu.

2. Kızak - Herhangi bir toplu taşımada okuduğunuz/okumaya uygun bir kitap?

Önceden sesli ortamlarda pek kitap okuyamazdım. Ama bu duruma alışmak için kendimi sesli ortamlarda kitap okumaya zorlamaya başladım. Bu ortamlardan biri de elbette ki toplu taşıma araçları oluyor. Her çeşit insanın bir arada olduğu ortam. Bir Psikiyatristin Gizli Defteri. Çok akıcı ve sürükleyici bir kitaptı. Okudukça okuyasım gelmişti bu kitabı okurken. Toplu taşımalarda okunabilir bir kitap.

3. Kısa Mesafe Sürat Pateni - Bir oturuşta okumalık kitap?

Şu aralar bu tarz kitaplara Stefan Zweig'in kitaplarını örnek verebilirim. Yazarın dili hem sade, içerikleri de sürükleyici, sayfa sayıları da çok fazla değil.

4. Biatlon - Hem filmini izlediğiniz hem de kitabını okuduğunuz bir kitap?

Bu soruyu görünce aklıma Açlık Oyunları geldi. İlk etapta kitaplarını okumuştum ben. Yanlış hatırlamıyorsam 3 tane serisi vardı kitabın. Sonra filmlerini izlemiştim.

5. Curling - Sizi düşündüren bir kitap?

Algernon'a Çiçekler.
Kitaptaki Charlie'ye ne olacak diye çok merak etmiştim. 

6. Serbest Stil Kayak - Bu yazıyı okuyanlara önereceğiniz bir kitap?

Son zamanlarda okuduklarımdan önermek istiyorum. O kitap da Algernon'a Çiçekler. Duygusal bir kitap olmasına rağmen yüzünde tebessüm ettirecek olaylara da yer veriliyor. Yazar, baş karakterin ruh halini kendinizde hissetmenizi sağlamayı fazlasıyla başarmış.








 

BİRPEMBESEVER