5 Ocak 2018 Cuma

İLK GÜL




Rehabilitasyon çok farklı bir ortam. Bazen sizi derin düşüncelere daldırıyor bazense gözlerinizi yaşartıyor. Minik ellerin çabasını görmek aklınızı kurcalayan tüm düşünceleri alıp götürüyor uzaklara. 

Benim çokça gözlerim yaşardı bu çocuklar karşısında. Ama gülümsememi hiç bırakmadım. Hep tebessüm ettim onlar da tebessüm ettiler bana masum gülüşleriyle. En büyük öğrencim 33 yaşında. Ve kendisinden bir gül aldım bugün. Öğrencimden aldığım ilk çiçek oldu. Yine gözlerim yaşardı ama tuttum kendimi. Teşekkür ettim gülü kabul edip. 

Aslında yaşların pek bir önemi yok. Kalplerle anlaşıyoruz biz. Bir bakışla bazen bir tebessümle. Onların da ihtiyacı olan tek şey sevgi aslında. Hepsi sevgiye aç ve muhtaçlar. Gözlerinin içindeki pırıltıyı görüyorum. Tek istedikleri şey sevgi. Duyguları köreltmek yerine açığa çıkartmak istedikleri. 

Bana artı yönler de kattı bu farklı ortam. Daha çok şükretmeyi borç bilmeye başladım kendime. Bildiğimi, bilgilerimi onlara nasıl anlatırsam daha yararlı olur düşüncelerine sarıldım bu aralar.

 Çünkü bilginin de zekatı öğretmektir.

4 Ocak 2018 Perşembe

PUL




Eski zamanlarda her mahallede bulunan bakkallarda satılan pullar şimdi sadece internet siteleri ve Ptt'lerde satılıyor oldu. İnsanların mektuplaşmayı unutmasıyla pullara verilen değer de kayboldu gözlerden.

Pazar günü Ptt Filateli uygulamasından kendime pul seçip sipariş etmiştim. Pullarım bugün ulaştı elime. Heyecanla açtım paketi. Beklediğimden de baya konforlu göndermiş Ptt pullarımı. Küçük, ince yapraklı bir defterin arasına dizilmişti pullar. Tabi ki yeni sahiplerine gidecekler çok yakında.

Blogumu okuyanlar mektuplaşmanın benim için hobi olduğunu biliyorlar. Gönderilmeyi bekleyen o kadar çok mektup var ki... Önce bir liste yapıp sıraya dizmeli ve ardından da paketleme işlemlerini yapıp tatil günümde postane yolunu tutmalıyım.

3 Ocak 2018 Çarşamba

MISSING 9




Bir müzik şirketinin oyuncularının ve şarkıcılarının bulunduğu uçak arıza yapar ve ıssız bir adaya düşer. Tek amaçları şirketlerinin onlara kafa dağıtmaları için sunduğu kısa tatilin keyfini çıkartmaktı. Ancak uçağın düşmesiyle uçakta bulunan herkes ıssız adanın çeşitli yerlerine savrulur. 

Bu insanların kendi aralarında hayatta kalma serüvenlerini göreceksiniz. Dizide bol bol flashbackler var. Senarist bizi geçmişe çok götürüyor. Issız adada mahsur kalan bu 9 kişinin yalanlarını, itiraflarını ve hatta bazılarının içinde bulunan canavarların ortaya çıkışına şahit olacaksınız. 

Dizi biraz Lost tadında. Lost kadar başarılı bir kurgusu yok ama. Lost'u beğendiysen bu diziyi de beğenirsin diye düşünüyorum. Konular benzer. Hayatta kalma mücadelesi ve zaman zaman gruplaşmalar da oluyor. İzlemesi hoş bir dizi. 

1 Ocak 2018 Pazartesi

SADAKO ve KAĞITTAN BİN TURNA KUŞU



Kitabın konusu, Japonya'da 1943- 1955 yılları arasında yaşamış olan küçük kız Sadako'nun gerçek yaşam hikayesine dayanarak yazılıyor.

Amerika Birleşik Devletleri,  2. Dünya Savaşı'nı sona erdirmek amacıyla atom bombasını Hiroşima'ya büyük bir gururla atıyor. Bu atom bombasının etkileri o ülkeden yıllarca hatta nesillerce silinmiyor, silinemiyor.


Küçük Sadako atom bombası ülkesine atıldığında sadece iki yaşındaydı. Çok güzel ve zeki bir kızdı. Sadako büyüdükçe okul başarılarıyla ailesi gurur duyuyordu. Sadako spora da meraklı bir kız çocuğuydu. Ve birgün 10 yıl önce atılan atom bombasının etkisi Sadako üzerinde nüksedecektir. Sadako kansere yakalanır. Sebebi ise o henüz iki yaşındayken ülkesine atılan ve sözde barışı getirecek olan atom bombasıdır. 

Sadako her şeye rağmen umudunu yitirmez. Kağıttan bin turna kuşu efsanesi der ki: Bir insan hastalandığında, kağıttan bin adet turna kuşu yaparsa sağlığına kavuşacaktır. Sadako, hastanede geçirdiği süre zarfında kağıtlardan turna kuşu yapmaya başlar. Her birinin kanatlarına ''huzur'' yazar ki böylelikle bu kuşlar tüm dünyada uçabilsin.



Ayrıca kitabın son sayfalarında kağıttan nasıl turna kuşu yapıldığına da yer verilmiş. Resmin sol tarafında yer alan büstte de Sadako'nun anıtı yer alıyor. Küçük kız Sadako'nun gerçek yaşam öyküsünü herkesin kesinlikle okuması gerektiğini düşünüyorum. 
 

BİRPEMBESEVER