8 Ocak 2019 Salı
DEDİKODU KAZANI
Bugün birazcık doldum ve de taştım sevgili okur.
İş yerim iş yeri değil dedikodu kazanı diyebiliriz. O kadar boş insan var ki... Gayesi ve hedefleri olmayan ancak sadece laf kalabalığı ve dedikodudan başka kendine bir iş edinemeyen bir garip insan topluluğu.
Bizim iş yerinde kadın çalışan sayısı çok fazla. Böyle olduğundan mı yoksa birkaç elebaşından kaynaklı mı bilmiyorum ama bugün birkaç insan tarafından hakkımda söylenen yani arkamdan konuşulan şeyler kulağıma geldi. Bu kimin hoşuna gider ki?
Ben dersimi yapar, öğrencimi annesine teslim eder, veli görüşmem olursa görüşür ve ardından sınıfıma çıkarım. Öğretmenler odasında zorunlu kalmadıkça (bir evrak işi vs.olmadıkça) oturmam. Çünkü hemen hemen herkes boş lakırtı dışında bir cümle söylemiyor. Ne bir akademik konuşma, ne bir sanat,kültür ile ilgili sohbetler ne bir eğitim ne de bir kişisel gelişim ile ilgili konular konuşuluyor. Nerede basit, ucube konular , hoş olmayan espriler var onlar gün içerisinde insanın önüne farklı şekillere sokulup sunuluyor.
Benim öğretmenler odasında vakit geçirmememden de rahatsız olan birkaç tuhaf insan buna söylenmiş. Açıkçası sınıfımda mutlu ve fazlasıyla huzurluyum. Boş zamanlarımda kitap okumayı tercih etmemden rahatsız olmuşlar herhalde.
O kadar komik bir hal ki. Şu an tebessüm ederek yazıyorum bu cümlelerimi. İnsanlar işlerini hakkıyla ve vicdani boyut olarak tatmin edici bir şekilde yerine getirmedikleri için dedikodu yapmaktan başka bir uğraş bulamıyorlar kendine. Ve bir de ''öğretmen'' kimliği arkasına saklanarak cirit atıyorlar toplumda.
Etiketler:
Tartışmayazıları
7 Ocak 2019 Pazartesi
MALEZYA'DAN ARAMA GELDİ
Akşama doğru bir görüntülü arama geldi telefonuma. Hem de Malezya'dan.Ramazan ayında iftar yemeğine davet ettiğimiz üç tane Malezyalı kızlar vardı. İstanbul'da erasmus öğrencileriydi kendileri. Annem ve kız kardeşim Konya'ya gezmeye gitmişlerdi. Tevafuğa bakın ki bu üç kızla da orada tanışmışlar. İstanbul'da da bizim evde tekrar bir araya gelmeleri ve benimle de tanışmaları nasip olmuştu. Çok güzel ve unutulmaz bir akşam yemeği yemiştik. Hoş sohbet ve tebessümlerimiz de eşlik etmişti o geceye.
Bu akşam ansızın gelen bu görüntülü arama bizi çok mutlu etmekle birlikte heyecanlandırdı. Yine hoş sohbet ve bir sürü gülücük eşlik etti bize. Malzeya'dan bir dostum vardı. Kendisi mektup arkadaşımdı. 2015'den beri. Bu üç Malezyalı kız da benim yeni dostlarım oldu.
Üç arkadaşım da ailemizden birileri gibi oldular. Bugün gelen ansızın arama hepimizi mutlu etti.
Etiketler:
tuğçedenkaralamalar
26 YEARS
26 Yıl, 2012 yılı yapımı Güney Kore filmi.
1980'li yılların başında Güney Kore'nin Gwangju isimli şehrinde askeri darbe yaşanır. Askerler masum sivillerin canına göz kırpmadan kıyar. O zamanın devlet yönetiminde olan başkanın emridir bu. Halk ayaklanır. Askerler de ayaklanmayı durdurmak adına sivilleri döver, evleri yakar yıkar, insanları öldürürler.
Aradan tam 26 yıl geçer. 26 yıl önce darbe emrini veren başkan da hala hayattadır. Başkanın ismi bir takım davalarda geçmektedir. Mahkemelerde davaları görülür böylelikle haberlere de sıklıkla çıkar.
26 yıl önce, ailesini bu askeri darbede kaybeden bir takım gencin yolları kesişir. İçlerinden biri polis olmuştur. Diğeri çeteler için çalışır. Bir diğeri ise ulusal takımda nişancısıdır. Üç gencin de acısı hala ilk günkü kadar tazedir. Bir intikam planı yaparlar ve bunu uygulamaya koyarlar. Ancak başkanın korumalarının sayısı epey fazladır. Ayrıca oturduğu ev de çok yüksek korunaklıdır. Ona ulaşmak biraz zor olacaktır.
Filmin görüntüleri soğuk ve karanlık. Dram ,hüzün, aksiyon ağırlıklı. Filmin tek kötü yanı senaristin, filmin sonunu nereye bağlayacağına karar verememiş olması. Yani izleyiciye bırakmış son kısmın yorumunu. Sonu daha iyi bitebilirdi.
Etiketler:
filmler
6 Ocak 2019 Pazar
DR. JEKYLL ile BAY HYDE | KİTAP YORUMU
Dr. Jekyll ile Bay Hyde, Robert Louis Stevensen.
Yazarın bir süredir görmüş olduğu kabuslardan doğan bir kitap. Stevensen gördüğü kabuslarında bir çifte yaşam sürüyor. Belli bir zaman sonra ise Dr. Jekyll ile Bay Hyde kitabını yazmaya karar veriyor.
Dr. Jekyll, çok zengin ve saygın bir hayat sürmüş bir insandır. Çocukluğu da öyle geçmiştir. İyi bir ailede büyümüş, kaliteli yaşam sürmüştür. Ancak onun zengin ve lüks yaşamı her zaman kendi kararlarıyla hareket etmesine büyük bir engel olmuştur.
Hem yakın arkadaşı olan hem de avukatı olan Bay Utterson'a bir vasiyet yazıp bırakır. Avukat, vasiyette Hyde adında daha önce adını duymadığı, tanımadığı bir adamın ismi ile karşılaşır. Hyde'nin izini süren avukat, onunla bir türlü karşı karşıya gelemez. Bu durumdan içten içe hem memnuniyetsizlik hem de şüphe duyar.
Avukat, Dr. Jekyll gibi saygın ve soylu bir kişinin Hyde adında normal ve sıradan bir yaşam süren adamla nasıl bir bağı olabileceğini düşünür durur. Dr. Jekyll fazlasıyla şüpheleri üzerinde toplar. O da bazı günler tıpkı Hyde gibi ortadan kaybolur.
Şehirde bir cinayet işlenir. Baş şüpheli olarak da doktorun vasiyetinde geçen Hyde adındaki adamdır. Avukat doktor ve Hyde arasındaki gizemli bağı ortaya çıkartmaya çalışır. Ancak ortaya ilginç bir çoklu kişilik bozukluğu çıkacaktır.
Etiketler:
okuduklarım
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



