8 Mayıs 2019 Çarşamba

PRENSES MONONOKE



Prenses Mononoke


Prenses Mononoke, 1997 Japonya. 
Hayao Miyazaki'nin filmlerinden biri.

Ashitaka adından bir genç yaşadığı köyünde huzurlu ve mutlu bir yaşam sürerken bir gün ansızın ormanın derinliklerinden gelen bir canavarın köylerine saldırması ile huzur ve mutluluk son bulur. Ashitaka köyünde yaşayan insanları savunmak adına ormanın derinliklerinden gelen bu canavarla savaşmak için karşısına çıkar ancak canavar, Ashitaka'yı yaralar. 

Vücuduna zehir bırakan canavar, Ashitaka tarafından öldürülse de Ashitaka bu zehri vücudundan atamaz. Böylelikle Ashitaka ve onun yol arkadaşı ormanın derinliklerinde yolculuğa çıkarlar. Bu yolculuk esnasında birçok insanla tanışır ve köylere misafir olurlar. Bu sırada Prenses Mononoke ile tanışır ve gördüğü bir olay karşısında şaşkına uğrar.

Prenses Mononoke ile ormanın içinde yer alan köylerden birinin başında bulunan Lady Eboshi arasında savaş vardır. Bu savaşın herhangi bir kazanını olmasa da gerek orman gerekse köylerdeki insanlar fazlasıyla zarara uğramış durumdalardır. Ashitaka yarasına bir çözüm yolu ararken birden bu savaşın arasında kendini bulur.








7 Mayıs 2019 Salı

YAPAYLIK










Yapay olmuş hayatta her şey..
Yüzler maskelere bürünmüş. 
Maskeler yapaylıktan beslenir olmuş.
Sevginin, iyiliğin, merhametin, vicdanlı, dürüst olmanın da doğal olanını istiyor insan kalbi. 
Çünkü asıl ihtiyacımız olan bu işte. 
Doğallık.


Yapaylıktan arınmak. 
Yapay sözlerden,mimiklerden arınmak. Zira insan bir kere bulaştı mı bu yapaylığa çıkması da zor oluyor. Çünkü bu hayatı benimsiyor. İçselleştiriyor kendi ile. Bunu doğru biliyor ve normalleştiriyor. Ve bir de bakıyor ki etrafında kendi gibi bir sürü yapay insan toplanmış. Sarmış etrafını. Bunu doğru biliyor ve kabulleniyor.

Kendi gibi de olamıyor. O maske yüze bir kere takıldı mı çıkartması da mümkün olmuyor. İşte böyle içinden çıkılmaz bir şey yapaylık.

6 Mayıs 2019 Pazartesi

DESERVING OF THE NAME




deserving of the name


Dizi konusu itibari ile günümüz ve geçmiş arasında geçiyor. Yani ana karakterlerden ikisi aralarındaki bilinmeyen bağdan dolayı geçmiş ile gelecek arasında yolculuk yapıyorlar.

Geçmiş zamandaki mekan Joseon Hanedanlığında geçmekte. Bu dönemde yaşayan çok meşhur ve becerikli Doktoru Heo Im, akupuntur yoluyla hastaları tedavi eder.

Günümüzdeki mekan ise KOre'nin başkenti olan Seoul'de geçmekte. Buradaki başrol ise bir kadın doktordur. İşinde iyi bir kalp cerrahıdır. Geleneksel tıpın aksine modern tıppı savunur. Soğuk bir karakteri vardır, kendini işine adamış bir insandır.

Joseon Hanedanlığında yaşayan doktor bir şekilde zamanda yolculuk yaparak günümüz zamanın geçtiği Seoul'e gelir. Burada da yolu başrol kadın doktor karakter ile kesişir. Bu karşılaşma sadece bir başlangıçtır. Bir yandan da geçmişten günümüze gelen doktor buradaki yaşama ayak uydurmaya çalışacaktır. Her iki karakter de birbirinden uzak durmaya çalışsa da yolları bir şekilde kesişecek ve zamanda yolculuklar yapacaklardır.


Dizinin ilk bölümü biraz tarihi geçse de diğer bölümler keyifli,hoş. Romantik-komedi biraz da fantastik türünde. Bol bol da ameliyat sahneleri var. Çünkü başrol karakterler doktor ve bizler de hastane ortamlarını bolca görüyoruz. 16 bölümden oluşuyor.



HAYATIMIZDAKİ ÇOK DEĞERLİ İNSANLAR






Şükür sebeplerinden biri olabiliyor mesela..
Hayatımızdaki çok değerli insanlar.

Özellikle bazı insanlar var ki kısa zamanda tanıdığım ama uzun yıllar bir bağ varmışcasına muhabbet beslediğim,samimi dostluklar kurduğum, muhabbetine doyamadığım.

Yanında kendimi rahat hissettiğim,tebessümlere boğulduğum, samimi muhabbetler ettiğim insanlar iyi ki var!

Hayat, çok yoğun ve yorucu oluyor bazenleri.
Buna dur deyip soluklanmak da bizlerin ellerinde aslında. 
Kısa bir mola vermek mesela.
Bu da yine insanın değer verdiği ve muhabbetini sevdiği insanlarla mümkün oluyor. Çoğu zaman özellikle iş yerimde yalnız kalmayı ve vakit geçirmeyi sevsem de bazı zamanlar sevdiğim insanlarla birer kahve ya da çay içip sohbete dalmak hoş oluyor.


Hayatımızdaki değerli insanlar iyi ki varlar!
Allah yokluklarını aratmasın inşallah..
Güzel bir pazar günüydü. Hava kapalı ve az yağışlı olsa da.
Karamelli sıcak çikolata (pek karamel tadını alamasak da), çay ve patates kızartması eşliğinde yaptığımız sohbet güzeldi.😊







 

BİRPEMBESEVER