10 Ocak 2022 Pazartesi

Mektup arkadaşlığı, kartpostal gönderme

 



Mektuplaşma serüvenine ilk 2015 yılında atılmıştım. İlk mektup arkadaşım tarafından mektubumu gönderdikten sonra engellenip iletişimim kesilse de pes etmedim ve karşıma kötü insanlar gibi iyi insanların da çıkacağını ümit ettim.

Birçok farklı ülkeden insanlarla tanıştım. Bu elbette mektuplar sayesinde oldu. Dijital ortamın vermediği gerçekçiliği, hisleri, duygu ve düşünceleri mektup sayfalarının satırlarına yazılanlarda hissettim. Farklı ülkeler farklı insanları farklı insanlar da peşinden farkı kültürleri getirdi. Mektup göndermeye başlayınca karşı taraftan gelecek mektupları büyük bir heyecanla bekliyor, her çalan kapı zilinde ''Acaba postacı mı geldi?'' düşüncesi zihnimde beliriyordu.

Kimi zaman mektuplarım elime sağ salim ulaştı. Kimi zamansa mektuplarım posta şirketinin gazabına uğrayıp kayıplara karıştı. Bazı zamanlarda da mektup gönderdiğim insanlardan geri dönüş alamadım. Fakat bunun tam tersi insanlar tanıyıp hala daha dostluğumuzu sürdürdüğüm arkadaşlar tanıma şansını elde ettim.

Mektuplaşmanın ardından kartpostal göndermeye başladım. Bu da en az mektuplaşmak kadar keyifliydi. Sirkeci'de -o zamanlar kapanmamış olan- kartpostal dükkanına derslerden sonra kalan vaktimde gider, çeşit çeşit kartpostal seçerdim. Tanesi 15 kuruşa bir sürü kartpostal alır, hemen yakınlarında yer alan postaneye gidip oradan da pullarımı seçer ve mutlulukla  evin yolunu tutardım.

Virüsün hayatımıza girmesiyle severek yaptığım her iki hobime ara vermek zorunda kaldım. Geçen sene postanenin ülkelere gönderimleri açmaya başlamasıyla tekrar hobime dönmeye heves etmiştim. Ancak yüksek artış gösteren fiyatlar göndermeme virüs kadar etki etmiş oldu. Bir mektup veya kartpostal göndermenin ücreti 50-60 lira olmuş. Yalnızca bir kartpostal veya mektup.

Mektup ve kartpostal arkadaşlığı dijital uygulamalar üzerinden de yapılıyor. Fakat gerçeğinin yerini de sanal ortamda sürdürülen bana göre tutmuyor. Ümit edip bekliyorum belki bir alternatif posta şirketi daha çıkar veya mevcut posta şirketinin fiyatları düşer.




9 Ocak 2022 Pazar

Hayatta Kalma Güncesi

 


"İnsanların haber kokusu almak, bilgi edinmek amacıyla sürekli oradan oraya hareket ederken yaptığı şey, söylentinin içindeki gerçek kırıntılarını, tortularını ayıklamaya çalışmaktı, çünkü neredeyse her zaman, karşımıza çıkan buydu."

"Yürüyordum; çoğu kişi gibi, ayaklarımın ne işe yaradığını yeniden keşfetmiş, yürüyordum."

"Benzeşme tutkusunun ürettiği taklit etme, öykünme çabası olmasa, işler nasıl yürür ki? Toplumun bütün gelişiminin, bütün bireysel gelişimin temeli ona dayanır."

"Bizi biçimlendiren, oluşturan şey, yakın çevremizdekilerdir."

"Kişinin yaşamındaki her şey değişim, hareket, yıkım halindeyse (belki bir yandan da, yeniden inşa halindedir, ama yaşandığı sırada bu pek de aşikâr değildir), insanı ele geçiren tek duygu, bir çaresizlik duygusudur; bir toz fırtınasına ya da santrifüje kapılmış,fırıl fırıl dönüyorsundur sanki."

"Hepimizin mahremiyetine yapılan baskılar, bizlere içsel tenhalıklara, yalnızlıklara çekilip nasıl yok olacağımızı öğretir; birileriyle beraberken yalnız kalmakta hepimiz ustalaşmışızdır."

Hayatta Kalma Güncesi, Doris Lessing.

Doris Lessing, kaleme almış olduğu roman ve öykülerde 20. yüzyılın toplumsal ve politik sorunlar içerisinde yaşayan bireylerin hayat serüvenlerini ele alır.

Hayatta Kalma Güncesi’nde insanları tüketiciliğe teşvik eden bir ortamda çevre kirliliğinin yaşanması, doğal kaynakların tükenmeye başlayışı, sokakta çetelerin oluşması, evsizlerin artışı gibi toplumsal sorunların baş göstermesi birtakım problemlerin habercisi haline gelir.

Orta yaşlı bir kadının değişen yeni dünya düzeninde yaşadıklarını kitapta onun dilinden dinliyoruz. Sokakta çetelerin oluştuğu, güvenliğin gün geçtikçe azaldığı, gıda sorunlarının ortaya çıkışı bu yaşlı kadını gözlem yapmaya ve insanları dinlemeye teşvik eder. Harabeye dönmüş olan kaldığı apartmanda az odası olan bir dairede tek başına sessizce yaşam sürmeye çalışan kadına, Emily adında küçük bir kız çocuğu bırakılır. Bundan sonrasında yaşlı kadına yol arkadaşı olacak olan Emily’nin yeni hayatına adapte oluş sürecine de tanıklık ediyoruz.

Hayata tutunmak için çabalayan insanların savaşını gözler önüne seren bir eser.

8 Ocak 2022 Cumartesi

Don’t Look Up

 


"Hayata direndik ama bir baktık ki kendimize direniyoruz."

Don’t Look Up, ABD 2021.

Filmin başrollerinde Leonardo DiCaprio ve Jennifer Lawrence yer alıyor. Jennifer Lawrence astronomi yüksek lisans öğrencisi Kate Dibiasky’i canlandırırken Leonardo DiCaprio’yu ise üniversitede öğretim görevlisi olan Dr. Randall Mindy olarak izliyoruz.

Kate, üzerinde çalıştığı bir araştırma esnasında büyüklüğü bir Everest Dağı kadar olan göktaşının Dünya’ya yaklaşmakta olduğunu tespit eder. Bu biligisini hemen hocası ile paylaşır. İkili tehlikenin yaklaşmakta olduğunu kesinleştirir ve hemen ardından göktaşının yeryüzüne çarpması sonucunda nasıl bir etki edeceğini hesaplamaya başlarlar.

Dünya’ya çarpması beklenen göktaşının Dünya’yı yerle bir edecek etkisi karşısında şoke olan Kate ve Dr. Randall, ülkenin yetkili isimleri ile iletişime geçer. Durumun önemli ve kritik olduğunu, acilen bir önlem alınması gerektiğini yetkililerle paylaşırlar. Bu duruma olasılıklarla yaklaşan yetkililer, Kate ve Dr. Randall’i pek ciddiye almazlar. 

Dünya’da sayılı günleri kalan insanlığı kurtarmanın peşine düşen Dr. Randall ve öğrencisi, medyanın gücüne inanarak programlara konuk olup insanlığın neyle karşı karşıya olduğunu ispat etmeye çalışırlar ancak bu kesimden de bekledikleri ciddiyet ve yaklaşımı bulamazlar. Kate ve Dr. Randall Dünya’ya yaklaşmakta olan göktaşından kurtarmak için başka planlar yapmak zorunda kalacaklardır.

Film komedi türünde yer alıyor. Usta oyuncuların yer aldığı film karşıma sıklıkla çıkmıştı. Büyük bir beklentiyle izlediğim film, beklentimin altında yer aldı. 


7 Ocak 2022 Cuma

Yağmurlu bir gün ve soğuk algınlığı

 


Yağmurlu bir günden merhaba sevgili okur.

Hava oldukça kapalı ve karanlık tıpkı şu anki ruh halim gibi. Sanıyorum ki hasta olduğumdan dolayı bu ruh hali içerisindeyim. 

Her şey salı günü başladı. Akşamüstüne doğru önce ateşim çıktı ardından da burun akıntım onu takip etti. Tüm bunların öncesinde salı günü hava çok güzel görünüyordu. Dışarıdaki güneşli havaya aldandım ve esen rüzgardan soğuğu kaptım. Akşam olunca da bir şeylerin ters gittiğini halsizleşen bünyemle birlikte çıkan ateşim haber verdi.

Salı gününden bu yana daha iyiyim. Evde ilaç kullanmadan doğal yollarla iyileşme çabası içerisindeyim. Ara ara ateşim yine çıkıyor. Bunlara eklenen kuru öksürükten pek hoşlanmasam da daha iyi olacağım inşallah. Böyle hastalık durumlarında kuru öksürük de kendini belli ediyor. 

Yıllar önce mesleğime ilk başladığım zamanlarda bir doktora gitmiştim. Ve doktor faranjit başlangıcı olduğumu söylemişti. Sonra mesleğimi yaptığım süre boyunca faranjit, benimle birlikte hayatımın bir parçası haline geldi. İşte soğuk aldığım durumlarda faranjit hem konuşmamı hem de nefes almamı etkiliyor.

Yarın son kez katılacağımız satranç dersine de gidemeyeceğim. Bugün kendimi ilk güne göre daha iyi hissetsem de kalabalık ortamlardan kaçınıp diğer insanları da düşünmek adına yarınki programa katılmamayı düşünüyorum.

Sevgili okur,

Benim gibi ocak ayında çıkan güneşe aldanıp soğuk alma.



 

BİRPEMBESEVER