Mektuplaşma serüvenine ilk 2015 yılında atılmıştım. İlk mektup arkadaşım tarafından mektubumu gönderdikten sonra engellenip iletişimim kesilse de pes etmedim ve karşıma kötü insanlar gibi iyi insanların da çıkacağını ümit ettim.
Birçok farklı ülkeden insanlarla tanıştım. Bu elbette mektuplar sayesinde oldu. Dijital ortamın vermediği gerçekçiliği, hisleri, duygu ve düşünceleri mektup sayfalarının satırlarına yazılanlarda hissettim. Farklı ülkeler farklı insanları farklı insanlar da peşinden farkı kültürleri getirdi. Mektup göndermeye başlayınca karşı taraftan gelecek mektupları büyük bir heyecanla bekliyor, her çalan kapı zilinde ''Acaba postacı mı geldi?'' düşüncesi zihnimde beliriyordu.
Kimi zaman mektuplarım elime sağ salim ulaştı. Kimi zamansa mektuplarım posta şirketinin gazabına uğrayıp kayıplara karıştı. Bazı zamanlarda da mektup gönderdiğim insanlardan geri dönüş alamadım. Fakat bunun tam tersi insanlar tanıyıp hala daha dostluğumuzu sürdürdüğüm arkadaşlar tanıma şansını elde ettim.
Mektuplaşmanın ardından kartpostal göndermeye başladım. Bu da en az mektuplaşmak kadar keyifliydi. Sirkeci'de -o zamanlar kapanmamış olan- kartpostal dükkanına derslerden sonra kalan vaktimde gider, çeşit çeşit kartpostal seçerdim. Tanesi 15 kuruşa bir sürü kartpostal alır, hemen yakınlarında yer alan postaneye gidip oradan da pullarımı seçer ve mutlulukla evin yolunu tutardım.
Virüsün hayatımıza girmesiyle severek yaptığım her iki hobime ara vermek zorunda kaldım. Geçen sene postanenin ülkelere gönderimleri açmaya başlamasıyla tekrar hobime dönmeye heves etmiştim. Ancak yüksek artış gösteren fiyatlar göndermeme virüs kadar etki etmiş oldu. Bir mektup veya kartpostal göndermenin ücreti 50-60 lira olmuş. Yalnızca bir kartpostal veya mektup.
Mektup ve kartpostal arkadaşlığı dijital uygulamalar üzerinden de yapılıyor. Fakat gerçeğinin yerini de sanal ortamda sürdürülen bana göre tutmuyor. Ümit edip bekliyorum belki bir alternatif posta şirketi daha çıkar veya mevcut posta şirketinin fiyatları düşer.